YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

AŞKTI,AŞIKTIM,AŞIKTI...-3-

Yaman Ayrılık

O gün kalabalık bir grup olarak gittik sinemaya..yol boyu karşı kaldırımdan yürüdü Hidayet.. Kıkırda57;malar arasında yürürken bir gözüm onda ve aklım biraz sonra sinemada oturup,yan yana film izleyecek olmamızdaydı. İlk randevu,gözlerini ilk kez yakından görme fırsatı. Nihayet sinema ve tek sıra halinde yerleştirdiğimiz koltuklar.. Sıranın en başına  Hidayet için ilk koltuğu boş bırakıp,yan tarafına oturdum.ne arkadaşlarımı duyuyordum ne de eski salonda  uğulda57;an kalabalığın sesini, girişi kaplayan  bordo kadife perde yavaşça çekildi, dev ekran renklendi,yazılar, görüntüler akmaya başlarken, ağır bordo perdenin açılan aralığında ki ışık hüzmesinde uçuşan tozların arasında onu farkettim, dosdoğru bana bakıyordu,gülümseyerek hızlı adımlarla yanıma gelip, ayırdığım koltuğa ilişti fısıltıyla "merhaba" dedi el sıkışmadan selamlaştık. Filmin kareleri akmaya başlarken anlamayan gözlerle perdeye bakıyorduk. Konuşacak hiç bir şey yokmuş gibiydi.. Sessizce oturduk. Romantik filmin müziklerini dinlerken, yüreğim ağzımda atıyordu sanki.. Ara ara birbirine değen kollarımız heyecanımı daha da arttırıyordu.. Kulağıma yaklaştı, ılık nefesi yüzümü okşarken "seni seviyorum" deyiverdi.. O an salonun karanlık atmosferinde bir gökkuşağı çıktı, havai fişekler fışkırtan bir gökkuşağı, yıldızlar, renkler ışıklar.. Başım deliler gibi dönerken, ağzımda daha önce hiç bilmediğim bir tat.. Dünyanın tüm baharatlarının meyvelerinin bir karışımı, çıldırtıcı bir mutluluk, ilk defa duyduğum, beni havalara uçuran sihirli iki kelime, ne yapacağımı, ne cevap vereceğimi bilemeyen bir ben.. Benim için dönmeyi bırakan dünya sanki avuçlarımda.. Filmin birinci bölümünün bittiğini, salonun aydınlandığını, dar koltuklar arasından çıkmaya çalışan arkadaşlarımı görünce farkettim.. Ayağa kalkıp, onlara yol açtık... Kalabalık ve gürültü kısa süreliğine uzaklaşırken, biz yerimizde kaldık.. Bana dönük yüzü biraz sessiz kaldıktan sonra yüzüme bakıp, bileğinin iç kısmında kalan dövmesini gösterdi, yavaş yavaş kabuklanmaya başlayan bir yaranın altında küçük bir "D" harfi görünüyordu.. "bu da ne,nasıl yaptın bunu?"dedim .. Kibrit çöplerini yakıp, söndürüp koluna basarak yapmış bu dövmeyi.. Artık yüreğine sığmayan küçük aşkını, bileğine yazarak taşımaya karar vermiş.." Aslında başka bir işe girecektim ama seni bir daha göremem diye vazgeçtim" dedi. Bazı akşamlar gelip, yola bakan odamın ışığı altında saatlerce bekliyormuş takii bekçimiz, bahçenin kenarında onu görüp kovana kadar..

     

 

Yurttan ,yaş itibarıyla çıkmasına az kalmış, çıkınca abisiyle birlikte, akrabalarının yaşadığı Ankara'ya gitmeyi planlıyorlarmış, "nasıl gideceğimi bilmiyorum" dedi "sensiz yaşayamam, abimin yalnız gitmesine de gönlüm razı olmuyor".... Epeydir tutmakta olduğum gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken "git" dedim.. Okulum bitiyor, kazanırsam üniversite için zaten uzaklara gitmem gerekecek, sonuçta ayrılacağız.. Akan gözyaşlarım onun ismim yazılı dövmesine damlıyordu, belki yüzüme dokunacaktı ama bunun yerine dövme üzerinde ışıldayan damlaları ismimin üzerine yaydı.. Tekrar bana bakıp, "ağlamayı bırakırsan sana bir sürprizim var" dedi. Uzanıp, cebinden çıkardığı elinde bir şey tutuyordu."nedir o?" dedim avcunu açtı.. küçük kırmızı kalpleri olan, gümüş, zarif bir bileklik parlıyordu avcunda.. Paketlemek, kutuya koymak aklına gelmemişti.. Kim bilir ne zamandır saklıyordu onu bana verebilmek için, kolumu uzatıp "hadi tak" dedim. Alev alev yanan bileğime, titreyen parmaklarıyla bir kaç denemeden sonra takabildi.. Aşkımızın simgesi haline dönüşen minik kırmızı kalpler bileğim de sallandı.. Göz göze geldik..Birbirimizin gözlerinde kaybolduğumuz, sanki yüzyıllarca süren ve içinde milyonlarca duyguyu barındıran bir bakıştı bu....D.ERGİN

 

 

 

10.01.2017
Bu yazı 1033 defa okundu.

Diğer Yazıları