YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

ECZACI ZERRİN HANIM VE LÜTFİ BEY

Merhaba sevgili okuyucularım,

   İki bölüm aranızda değildim. Kendimi  mahcup  hissediyorum. Aslında hepimizin sık sık saglığıyla ilgilenmesi gerekiyor şu günlerde... Kış işte...Geliyor çevre şartlarını bozsak da ... Fakir fukarayı eziyor, hastanelerde hergün bir öncesinden kalabalık gruplarla doktorları da çaresiz bırakıyor. Kanser de çoğalıyor gün geçtikçe ... Devlet hastanesinin İç hastalıklar (dahiliye ) bölümündeki bir odanın kapısında ;    KEMOTERAPİ İLAC ALIM ODASI yazıyor. Bunun ne demek olduğunu düşünebiliyor musunuz? Bir an bir dakika bir saat bir kaç gün daha sevdikleriyle  birliklte olmak için aranan şans. Bizler yazıyoruz söylüyoruz ama yetkililer, siyasiler  dur demiyor. Bir avuç gönüllü işini gücünü bırakıp sesini duyurmaya çalışırken hiçbiri de yanlarına gidip  destek olmuyor... konu sağlıktan açılmışken bugün Aydın’ın ilklerinden Aydın Eczanesini yazacağım.

 Emniyet Eczanesi, Kazım Karabekir caddesinde,şimdiki sevgi yolunda siyasilerin karargahı gibiydi diye yazmıştım hatırlarsanız... Eczanenin yan komşusu Elektrikçi Sülayman Cengizdir.Aydınlılar pek bi sever sayarlar  Süleyman Bey’i.Onun  çalışkan güzel bir kızı vardır. Adı Zerrindir. Zerrin çocukluğunda babasının dükkanına gelir giderken eczacı Piraye Levent (İlk kadın milletvekilimiz)le karşılaşır. Piraye hanım saçları yapılı, güzel giyimli hoş kadındır. Üstelik eczacıdır. Hayran olur ona. İçine eczacılık ateşi düşer.

    İlk orta lise yılları Aydında geçer. Lisede Ayla Dikmen’le aynı dönem okur. Lise bitince  çok istediği Eczacılık fakultesine girmeyi başarır. Yolculuğu İstanbul Üniversitesidir... yıllar içinde Aynı fakulteden Lütfi Altuntuğ ile tanışır. Sözlenirler.Zerrin hanım, Lütfi Beyin Aydına gelmesini ister . O günlerde Aydın eczanesinin ilk sahibi Eczacı Ziya beyin kalfası Germencikte eczane açmak için ayrılır.

    Zerrin Hanım, sözlüsü Lütfi Beyin buradamesul müdürü olarak işe başlamasını ister. Lütfi Bey başlar başlar ama bu kez de Ziya bey Zerrin hanıma; “İki eczacısınız bu eczaneyi size satayım,siz alın “ teklifinde bulunur. Sene 1970 dir. Eczanenin cirosu 1000 tl dir. Zerrin hanımla Lütfi Bey önce korkarlar bu meblağdan. Ziya Bey; istanbula taşınacağını söyleyerek  ayda 15 bin tl den toplam  50000 TL ye eczaneyi satar...

    Zerrin Hanımla Nüket hanım beraber gelmişlerdi etrafımızda ağaçların çiçeklerin ve de havuzun cevrelediği cafeye.. sarı ,dalgalı, kısa saçlı,  yuvarlak yüzüne oturmuş bir çift gülen gözlü anneanneydi karşımdaki.. anlatmaya devam etti...

“Eczane şimdiki Garanti bankasının olduğu yerdeydi. Bir yanında  İsmail manavoğlunun Un ticarethenesi diğer tarafında tüpcü Orhan vardı...Sevgi yolunun adı Kazım Karabekir caddesi olup  arabalar hükümet bulvarından iner Kazım karabekir caddesinden çıkarlardı. Tek katlı sıralı dükkanlar  yıkılıp çok katlı  şimdi gazeteciler Cemiyetinin de olduğu bina ortaya çıkınca  kafeteryanın ara sokağındaki apartmanların altındaki yere taşındık.”dedi.

   1970 yılında izmir kız Enstitüsü mezunu annesinin diktiği gelinlikle Aydın Belediyesinde saat 17 de evlenmişler.

   Zerrin hanımın doğum tarihini hiç sormak aklıma gelmedi. Onun anlattıgı ve verdiği tarihlerle üç aşagı beş yukarı 1948 olmalıydı.. Anılarını anlatırken yazmadan geçemeyeceğim birine takılı kaldım.

   “ çok yağmurlu bir gündü, kardeşimle ben altı yedi yaşlarındaydık. O zamanlar park sineması vardı. Şimdi tam meydandaki havuzun karşısında alışveriş merkezi, kuruyemişcinin olduğu yerdeydi sinema.. Çok güzeldi. Macar ustaları yapmış. Mimarisi farklıydı. O sinemaya ZEKİ MÜREN gelmişti. Annem babam o gece faytonla sinemaya Zeki Müren konserine gitmişlerdi, sonra da Aydın Lisesinin oradaki bahçeli evlerdeki evimize faytonla dönmüşlerdi. Faytonlar ulaşım aracımızdı. Bir meslekti faytonculuk da... Benim eniştemin babası faytonların tekerleklerini tamir ederdi.”dedi.

    Ses kaydında tekrar tekrar dinlerken bu anıyı  Aydının kaybolan güzellikleri geldi  gözümün önüne. İnsanlar ne kadar huzurluymuş eğlenceye giderken? Şimdi heran herşey olabilir endişesi içindeyim (içindeler)...Kalabalıktan korkuyorum(z), yakınlarımı(zı) kaybetmekten korkuyorum(z) yakınım olmasa da empati yapıyor yine korkuyorum (z)...

Ben faytonlu günlere dönmek istiyorum, kısıtlı verilen elektiriğe razıyım,  ekmek kuyruğuna da... Aklınıza gelen ne varsa üç beş hatta on eksik olsun ama artık huzur olsun... Keşkelerle yaşmak istemiyorum, Toprağımı satmak ,şehit vermek istemiyorum...

     Sağlıcakla kalın.

 

 

15.12.2016
Bu yazı 1932 defa okundu.

Diğer Yazıları