YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

EZGİNİN GÜNLÜĞÜ,

Dün gençlerin çok sevdiği özgün müziğin isimlerinden Ezginin Günlüğü konserindeydim. Yer Forumda bir cafe-bardı. Öyle kalabalıktı ki... kimler yoktu gençlerden kimler.. sanatcıların konser platformu alçakta kaldı. Arkada olan Aydınlı gençler izleyemedi. Sesini duymakla yetindiler. Oysa merkezde konser için kapalı geniş alanlarımız mevcut.  mesela; Taşdöner sineması düzenlenlenip konserler ve toplantılar için kullanılabilinir ya da demiryolu kenarındaki hangar bu iş için uygun alanlar.Yetkililer bu teklifimle ilgilenirler mi acaba?

  Taşdöner Sineması deyince birkaç yıl önce yazdığım yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Yazı biraz uzun. İki bölümde sizlerle birlikte olacağım.Keyifli okumalar.

 BİZİM MAHALLE,TAŞDÖNER SİNEMASI

Aydın Güzelhisar mahallesinde,demiryoluna paralel cadde üzerindeyim.Geçmişten bir iz arıyorum.Hatta birçok iz..

1970 li yıllarda eczacı Ziya beyin evi olarak bilinen, bahçesinde  küçük havuzu olan manolya ağaçlı evi  kaç kişi hatırlıyor? Ben bir kez Taşdöner sinemasına giderken görmüştüm. 70 li yıllarda Aydın lisesinde okuyan iki kız kardeşin oturduğu evdi.Ziya bey Istanbula taşınmıştı.o kız kardeşlerden sonra  evin yeni sahipleri Levent-Ercüment –Münevver  İlgın kardeşler olmuştu. Ard arda ölen anne babalarından sonra onlarda evi satmıştı. Evin yerine bilmem kaç daireli apartman yapılıverdi.Güzelim manolya ağacı kesildi.Manolya ne asil çiçektir… Kokusu sabah ve akşam serinliğinde muhteşemdir…Koklarsanız hemen solar.Beyaz çiçekde, sizin teniniz küçücük bir bölümü bile iz bırakır. Oysaki burnunuz ucu dokunmuştur.Hafifçe kahverengiye dönüşür. Zeki müren ne güzel söyler: koklamaya kıyamam benim güzel manolyam..   Bina yıkılırken,Ziya beyden kalan birçok evrak ve eski eşyanın hala var olduğunu   makinaların  traktörlerin  geldiğini ve çöpe götürdüğünü duymuştum. (2000li yıllarda)

 Bey evinin hemen karşısında (karşı köşesinde)demiryoluna bakan yazlık Taşdöner sineması vardı.Eski adı Hisar sinemasıydı.Nazilliden Sinemacılar dediğimiz Taşdöner’ler bu sinemayı 1973 alınca adı değişti Taşdöner oldu. Ama 1985 yılında yazlık bölümünü müteahhitte vererek önce tahta sandalyeler kaldırıldı. Sonra makine dairesi bozuldu en son da sahne ve perde yıkıldı çok daireli apartman yapıldı. Sahnenin arkasında kalan bir dut ağacı vardı. O kaldı.  Hergün,anılarını içinde büyüterek apartmanların arasında kalmasına rağmen inadına güneşe uzandı. Kapalı sinema ile olan bağlantısını yapan bölüm ve büfe harap oldu.. Nerden mi biliyorum?

  1980 yılında o mahalleden ev aldık. Evimizin arka balkonu sinemanın bahçesini görüyordu.Her akşam üstü hazırlık yapılırdı. Makinist, biletçi ve yer gösterenler olurdu. Akşamüstü biletçi arkası açık skoda araçla filmin afişini anons ederek sokak sokak gezerdi.  Filmin adı kadar oynayanlar ilgimizi çekerdi. Sık sık film galaları olurdu. Galalarda sanatçıları yakından görme şansımız vardı. O günler sanatçılar yanlarında onlarca fotoğraflarını taşırlar, imzalayıp verirlerdi. Adımıza imza atılmışsa o fotoğrafla bir yatmadığımız kalırdı(!)

   Yer gösteren çocuklar akşamüstü yerleri sular sandalyeleri silerlerdi. Gelen seyircilerden bazılarının elleriyle sandalyenin tozunu kontrol etmeleri ve minder istemeleri hala gözümün önündedir. Kapilar açıldığında günün sevilen şarkılarıda pikapa konmuş çalmaya başlamıştır. Birkaç plak’ı hergün dinlediğimiz halde neden hiç şikayet etmemişiz bilmiyorum.Mesela; Senede Birgün..Kartal Tibet ve Hülya Koçyığıtın oynadığı bir filmdi. Kavuşamayan aşıklar. Mübadele yılları. Savaş anıları içinde senede bir gün buluşan aşıklar.. sonunda esas kadın öldüğünde gizlice ağlayanlar- kağıt mendiller hayatımıza girmediği için çiçekli mendiller ıslanırdı. (Biliyormusunuz? Kahramanlık filmlerinde çocuklar kendini kaptırır ,bayrak gördüğünde alkışlarlardı.

   Barış Manço,Nilüfer,Ayten Alpman,Zerrin Özer galiba en çok dinlediğimdi.Film başladığında makine dairesinden gelen ışık perdeye yansıdığında gecenin sessizliğinde, makinanın sesi ve çekirdekten çıkan ses birbirine karışırdı. Kimler gelmezdi ki sinemaya.. Aydın’ın parklardan sonra kültürel buluşma yeriydi.

Büfede çekirdek ,su ve gazoz  satılırdı.Aydının meşhur sade gazozu kovaların içinde buzlar arasında saklanarak 5 dakika aralarda büfenin kalabalığına girmeyenlerin ayağına götürülürdü.

   Film bittiğinde yine o günleri ya da filmi özetleyen kaset ya da plak çalmaya başlardı. Tesadüfen hoşlandığımız ya da sevdiğimizde o gün ailesi ya da arkadaşlarıyla orada ise, göz göze gelindiğinde kalp yerinden fırlayacakmış gibi çarpardı. Ama bu en güzel duygu SEVGİ saklanmak zorundaydı. Ayıpdı…

      Haftaya   Küçük Hanımefendi BELGİN DORUK   Aydınlıların gelini nasıl oluyor?

     Görüşmek üzere.

 

10.11.2016
Bu yazı 1419 defa okundu.

Diğer Yazıları