YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

İHTİŞAH ÇİÇEĞİ

      Nerden başladı nasıl başladı bu itır (ihtişah çiçeği )sevdası diye soruyorum kendime... aynı anda üç cevap geliyor aklıma, KAPALI ÇİÇEKLİ DUVAK, ANNE KOKUSU ve İSTANBUL... Nasıl da farklı yanıtlar değil mi? İçimdeki ses hepsini birleştirerek başlıyor anlatmaya..

ITIR, BİR GELİNİN BAŞINDA...

Köşkte bir düğüne gitmiştim. Yerli düğünü dediğimiz... meydanda davulların  efe havalarını çaldığı zurnacının zurnayı üflerken başını havaya doğru kaldırdığı, deliklerini parmağıyla tıkarken yanaklarını şişirdiği düğünlerden biriydi.. gelin almaya gelen oğlan evi , gelin evinde  geline özel  bir taç hazırlıyordu.Köy bahçelerinde yetişen rengarenk çiçeklerden yapılan çiçeklerdi bunlar. Orta parmak kadar büyüklükte   özenle hazırlanmış küçük demetçikler sıranın kendilerine gelmesini bekliyordu. Onları  kocaman bir tepsiyle oğlan tarafından kız evine getirmişlerdi.  Gelinin başına geçirilen bantın dört tarafı yeşil pembe  kreplerlerin  (ipek örtü) ucuyla tutturulmuş ,ipek  ucu iğne oyalı örtünün geniş kısmı gelinin yüzünü örtüyordu.İşinin ehli bir kadın küçük demetcikleri bu banta hızlıca yerleştirdi.İşi bitince  gelinin başı hoş kokular saçan çiçek bahçesine dönüşmüştü..Demetciklerin herbirinde yaprakları yeşil yeşil çiçekleri pembe pembe olan ıtır Aydındaki yöresel adı ıhtişah olan çiçek ben buradayım dercesine parfüm sanayinde kullanılan kokusunu saçıyordu. Gelin giderken baba evine bir hüzün sarar.. Çiçeklerin kokusu    evin hüzün kokan havasını dağıtıyordu.O düğünde öğrendiğim geçmişimizden gelen sembollerin dile gelişleri vardı. Mesela;ipek krep örtülerle gelin kız  diyordu ki;

“Pembe hayaller kurmuştum gelin yeşille muradına erdim”.. O ihtişah kokusunu  hiç unutamazdım.

ITIRLI TATLILAR..

******* Kasabamız küçüçüktü.Tren istasyonunun karşısındaki bakkal İrfan amcamızdan alırdık temel gıdalarımızı. Gaz, tuz, şeker ve bunun gibi küçük temel ihtiyaçlar.. teneke kutuların içinde bayatlamış çukulatalar, şekerler de olurdu.. ama biskuvi ve arasına konan lokumu unutmamak gerekir.. Annem sütlaç yapmak için şeker prinç aldırırdı . Bir avuç pirinci ıslatır ,hemen süzer..sonra onu havanda havaneli dediğimiz demirle döverdi. Önce az kaynar suda yumuşatır sonra süt ve şeker ilave ederek koyulaşıncaya kadar kaynatırdı. Ocaktan inmeden önce bir dal yeşil yapraklı ihtişah (ıtırı) batırır biraz sogumaya bırakırdı.. tabaklara dagıtırken o dalı çıkarır atardı. Yapraklar çoktan aromasını koca sütlaç tenceresinin içine bırakmış olurdu. Vanilya mı ? o da neymiş... bilinmezdi. Doğal kokuydu bu.. Sonra bu işlemi ayva reçelinde de uygulardı...

   Genç kızlığımmda köye gittiğimde delinmiş kovalara dikilirdi çiçekler, kovanın etrafı da beyaz kireçle boyanırdı..  Birgün hastalandım. Halam ıtırın yapraklarından çay hazırladı içtim ve iyileştim..

    Annem ıtırın yapraklarını başındaki yemenisine sokmayı severdi. “Burnuma yakın olsun kokusu” derdi... Yıllar geçtikçe vanilya çoğaldı ıtır azaldı.. köyde de kimse dikmez oldu..

ITIR, ANNEM KOKUSU....

*****Birkaç yıl önce Bakırköy’de  önü bahçeli apartmanlara bakarak yürürken bir bahçede rastladım Itır çiçeğine..Sevincimi görmeliydiniz..Gurbettesiniz,hastasınız, ve yalnızsınız çok sevdiğiniz birini hatırlatan obje gördüğünüzde ne yaparsınız ?siz düşünün ..İşte öyle duygular içerisinde  bahçeye girdim. Kimse yoktu izin alacağım. Uzandım tam bir dal koparırken apartmandan bir bey çıktı... Şaşırdım. Utandım. Çiçek hırsızlıgı yapıyorken suçüstü yakalanmıştım. “ şey” dedim.” Bu çiçek annemin kokusu gibidir... onu özledim. Bir dal kopartıp balkonumda yetiştirecegim de...” yaşlıydı beyefendi. ”Merhaba “dedi. Gülümsedi... Birşey demedi kapıdan çıktı gitti...

   Itır, balkonumu ve beni çok sevdi. Her sabah bir yaprak koparıp koynuma koyuyor “annemin kokusu “diyordum. Uzaktan yakından arkadaşlara küçük saksılara dikip hediye etmeye başladım.Sosyal medyada  hikayemi  paylaştım.Okuyan araştırmacı yazar Etem Oruç hocam “benim için de dıkermisin benim kızımın adı ITIR” dedi. Bu istek beni çok mutlu etti. Değerbilir ellerde anne kokumu yaşatacaktım. Bu gün keyifli bir gündü.. Etem hocama ıtırını verirken o da bana Mercanköşk çiçegini ve EGENİN KIZI kitabını imzalayıp verdi..

 

20.12.2016
Bu yazı 1678 defa okundu.

Diğer Yazıları