YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

İNCİR AĞACINA HAKSIZLIK ETMEYELİM

Torlağa doğru giderken yıkılmış küçük evlerin ayakta kalan ocaklarını gördüm. Hele bir tanesinin elmalığında bir el girecek kadar  küçük bölümler vardı. Eskiden ocak üstündeki bu bölümlere el altında bulunsun diye kibrit, diğer gözde çıra, diğerinde makarada sarılı ip, ipin üzerinde iğne ve tuz koyarlarmış. ...

Halk arasında ocağını incir ağacı diksinler”. sözünü anımsadım. Bu deyiş için  “ sakın,incir ağacı dikme !ocağını yıkar “diye biliyorsunuz  değil mi ?Ben, incir ağacını çok masum buluyorum bu konuda. Bize meyve veren ağacı niye kötülesin atalarımız.  haksızlık ... Alın size doğru bildiğimiz bir yalnış daha...

Kızım diye başladı  117 yaşında kaybettiğim babaannem   bir ev yıkılsa da ayakta kalan yeri ocağıdır. Geleneğimiz,göreneğimizdir  ev demeyiz ocak deriz çoğu zaman, ocağımız hep tütsün , birlik beraberliğimiz bozulmasın isteriz. Olur ya, yangın olur, sel basar, depremi var, afatı var .. ne gelirse gelsin ocak ayakta kalır...

İncir Kuşunu bilir misin ? çok sever inciri bir parça kopartır en güzel taze incirden  ve yuvasına  taşırken ocakların üstünde harabelerde durur soluklanır.  incirden koparttığı o içi çekirdek dolu parçayı  düşürür.. Kuş düşürmezse karınca taşır bütün bir yaz... Oracıkta  incir ağacı doğar büyür meyve verir...Sen  olmadık yerde  büyümeye çalışan incir ağacı gördüğünde kuşa, karıncaya böceğe teşekkür et “ demişti.

Girdim otların arasına ocağın , yıkılmış evin birkaç  fotoğrafını çektim .Arkamda ,geçtiğim  yolda kapısı açık kırmızı şahin arabadan “Barış Mançonun; Ölüm Allahın emri ayrılık olmasaydı parçası çalıyordu. Ortalık sessiz ondan mı yoksa teybin sesi mi fazla açıktı ses  kuru otların üzerinden yıkık ocağın üstünden karşı evlere kadar gidiyordu. Hızla işimi bitirip döndüm.  Arabanın kapısı açıktı ve bir genç sigara içiyordu. Arabaya yaklaştığımda “fotoğraf çekiyorsunuz galiba” dedi. “evet “dedim. Niye dedi merakla? Yazıyorum dedim. Peki sen niye bu şarkıyı dinliyorsun ? İki ay sonra askere gideceğim de öyle işte dinliyorum dedi.” Öyle mi? İçimden niye birşeyler koptu? Niye endişelendim hala kendime soruyorum. Arabanın içinden çıktı. Sigarasını yere attı söndürdü.  “Elini cebine sokarken başparmağının üzerindeki  döğme dikkatimi çekti . GÜZELİM yazıyordu... Aşıkmısın dedim? utandı ..”yok ya... “dedi. Üstelemedim. Kısa sohbet bitti. Hoşçakal dedim ama o bir istekte bulundu. Benim arabamın fotoğrafını çeksene . Kapısında, ön tekerleklerinin üzerinde çıkartmalar vardı. Süslemişti kendince, arabası onun arkadaşıydı.  Adının Atalay olduğunu öğrendiğim asker adayının arabasının fotoğrafını ve elindeki döğmeyi kameraya aldım.

Sevgiler saygılar.

17-01-2017

17.01.2017
Bu yazı 1289 defa okundu.

Diğer Yazıları