YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

İNCİR ZAMANI YILBAŞI

“Eskiye dalıyor gözüm, dalmasında ne yapsın?“diye başlıyor  Türk alternatif rock grubu Zakkum’un solisti Yusuf Demirkol . Soft sesiyle alıp götürüyor  gençlerle birlikte beni. Eşlik ediyoruz. Fotoğraf çektirenler, bağıranlar, saga sola sallananlar...  gençlerin artık güzel şeylere özlem duyduğunu anlatan bir tablo cıkıveriyor karşıma.Yok yok sadece gençlerin değil hepimizin özlemi bu.

    İlk yılbaşı kartınızı hatırlıyor musunuz ? Çoğunuz gibi benim de ilk hatırladığımkarlı ,kırmızı şapkalı Noel baba kartıydı..Sonra simli kartlar  gönderilmeye başlandı. En son üç boyutlular girdi hayatımıza her ne şekilde olursa olsun yeni yıl kartları hep karlı hep  noel babalıydı . Çocukluk özlemimiz Aydına yağmayan karın yılbaşında yağmasıydı. Bugün çocuklar kar yağmasa da olur ama   barış olsun diyor. çünkü  biz şavaşı  bilmezdik, doğayı yok etmezdik. Gece 12 de birbirimizi öperek sevgi dileklerinde bulunduğumuz  yılbaşı gecesi 40-50 yıl önce bir köyde nasıl karşılanıyordu , bugün onu yazmak istiyorum.

 

     Köyün geçim kaynağı incir ve zeytindi. İncirlerini satan köylü , yemekliğini küpe doldurmuş,küp,güneş görmeyen mağaza adı verilen bodruma konmuştu.. Mağazada yazdan kurutulmuş mısırlar, saplarından bir araya getirilerek bağlanmış ve tavana çakılan çengellere asılmıştı. sandıklar içinde cevizler, yer fıstıkları, olmzasa olmaz incire çok yakışan susamlar saklanıyordu. Magazanın bir köşesinde etrafı hasırla örülerek kırılması önlenmiş cam bidonlar olurdu.Bu bidonlar gelecek zeytinyağını saklamak içindi.

   İncir  iki ay içinde olgunlaşır sonra kururdu. İncir bahcesi olan herkes kendisi yapmak zorundaydı bu hasadı. Ancak zeytin öyle değildi. Konu komşu eş dost birbiriyle yardımlaşırdı. Bu iş paylaşımına “ödünç” denirdi. Ödünçlük gün hesabıydı üstelik. Bu yüzden ödünç iş yapan kadınların , genç  kızların doğum günü , yılbaşı karşılamalarının başlangıcı zeytin ağaçlarının altında yapılırdı. Çogu da bilmezdi doğumgününü...Yılın son gününün  sabahızeytinliğe yürüyerek, uzaksa traktörlerin arkasında başlardı yolculukları. Başlarına sardıkları çemberlerni  burunlarına varıncaya kadar kapatırlardı. Ayaz, kadın erkek yaşlı genç tanımazdı... Soğuktan elleri donmasın diye çoraptan eldivenler yaparlardı. Traktörün arkasından atlayarak çevik bir şekilde inerlerdi. Bohçalarını bir ağaç altına koyarak başlardı iş güç.  Zeytin çalıları toplamaya başlarlar ve  zeytinliğin ortasında meydan ateşi yakarlardı. Elleri vucutları ısınınınca  enerjileri de artardı.  Silkeleyici ağaca çıkınca ,zeytin ağacının altınaeski yamalı çarşaf yayarlar ,dökülen zeytinleri,  dört ücundan tutup torba yaptıkları  çarşaftansepetlere çuvallara doldururlardı.“Bugün yılbaşı  erken paydos  dedi zeytinliğin sahibi.  Yemek sonrası  helva ekmek de dağıtı her birine.” Ağız tadımız bozulmasın. Yeni yıla tatlı girelim” sözleriyle...

  Ayşe ödünç zeytine gidiyordu komşusuna.Köy okulu da yarım gündü o yıl.Okuldan  gelen üç erkek bir kız çocuğuna yemek yapacaktı.  Kızı bir kaç haftadır - kitaplardan,dergilerden okumuş olmalı -yılbaşı için hindi(gulugulu)pişirelim diye tutturmuştu.Ayşe,  gecen yazdan gurk basan tavuğuna birkaç hindi yumurtası koymuştu. O yumurtadan çıkan hindiler bayağı etlenmiş butlanmışlardı. Tereddüt etmedi. Çocuklara” hadı yakalayın “talimatını verdi. Koştu çocuklar hindinin arkasından kollarını açarak.. ve kümese giren hindiyi yakaladılar.

      Ayşe ocağı yaktı. Kaynar suyu kestiği hindinin üzerine döktü.Tüylerini yoldu, tütsüledi,yıkadı ve içini temizledi. Karaciğerini ayırdı ve hindiyle birlikte haşlamaya başladı... pirinci ayıkladı ıslattı ve pilavın tereyağının içine bir avuç künar attı. Karaciğeri de küçük karelere ayırarak pilava ilave etti. Hindinin içini doldurdu.  Kocaman tepsiye hindiyi  yatırdı ve etrafını pilavlarla çevirdi. En son şehriyeyi kavurdu ve pilavı kocaman tepsideki pilavı süsledi..  Kalan hindi suyundan  çorba yaptı.  Akşam yemeği  olmuştu. .. O da yorulmuştuama. Önemli olan ağız tadıydı.Akşam yemek kaşık tabak sesleri içinde mutlu bir şekilde bitti.

     Çocuklar yer minderlerinin üzerinde dizlerini yukarı çekerek defterin arkasından  kopartıkları yapraklara yukarıdan aşağıya çizgiler çektiler. İsim şehir, eşya hayvan yazdılar...önce  isim şehir oynadılar. Sonra kız mızıklandı tombala istedi .. . anne tombalaları getirdi . baba da katıldı oyuna.. dört kardeş bir de baba tombala oynadılar. Ortaya konan beş kuruşları kazanmanın keyfi ve kaybetmenin hırsıyla tekrar oynadılar.. Yılbaşı gecesinin incir zamanı gelmişti. Ayşe, mısır patlattı, küpten incir çıkarttı.Ayva koydu  kocaman bir siniye yerleştirdi.  Susamı aşağıda sayadan çevrilmiş mutfakta kavurdu. mis gibi koku dalga dalga sokağa kadar yayıldı. Demir bir havan ve el ile tepsiyi odanın ortasına getirdi. Sofra örtüsünü açtı . Kavrulmuş susamı havana koydu. Havan elini kaldırıp havanın ortasına indirmeye başladı. Her seferinde güm, güm diye ses çıkıyordu... O da bitince oynayan çocuklara seslendi. “Hadi oyunu bırakında gelip susam dövmenizi yiyin! “çocuklar birbiriyle kazanıp kaybetme kavgasındaydı.Biri anne derken  digeri “baba!”diye yardım bekliyordu.Ev ,çocukların sesiyle adeta şenleniyor yılbaşı mutluluğunu radyodan çıkan türküler eşlik ediyordu. Annenin son uyarısıyla toplandı çocuklar . sofra bezi dizleriniörtecek şekilde çekilip,eller sinideki yiyeceklere uzandı.. İncirler ortadan ikiye yarıldı susamın içine gömüldü. ..

     Saatler 22 yi gösterdiginde çocuklar sofra bezini dizlerinden indirip yer minderlerine geri dönmüşlerdi. Bir güreş başladı çocuklar arasında... Baba hakem oldu. Güreşen çocuklar  hep berabere kaldı...Tekrar istedi çocuklar .”Yenilen pehlivan güreşe doymazmış “dedi baba.  gün boyu yorulan anne baba izin vermedi yeni oyuna. Çok yorgundu Ayşe.. “Yatalım “dedi. Çocukların yataklarını hazırladı yatırdı. Diğer odaya gitti. Demir karyolasının pamuk yatağının üzerindeki saten yorganının  üzerine bir yorgan daha attı. Kalın iki yorganın altına girerek büzüldü.” Yine kar yağmadı” dedi çocuklar...

    Savaşsız, İncirlerimizin bitmediği, saglıklı, mutlu yeni bir yıl diliyorum...

 

29.12.2016
Bu yazı 1510 defa okundu.

Diğer Yazıları