YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

KOÇ, GELİN, SÜS VE BAYRAM..

Kurban bayramının yaklaştığı su günlerde o günlerden kalan bir geleneğimizi aktarmak  geldi içimden. Aslında çocukluk anılarımdan gelen  kocaman bir üzüntü bu bayramı hep buruk yaşatır.

 Nişanlı kıza kurban gönderilmesi.

Annem Kurban bayramı iş bayramı üstelik, bu bayram masraflı bayramdır “derdi.Şeker bayramında giydiğimiz bayramlıklarımızı  temizler,saklar,kurban bayramında giydirirdi. Öyle her bayram  giysi alınmazdı. Hatta büyüklerin giysileri,ayakkabıları  küçüklere giydirilir büyüğe yeni alınırdı. Kardeşler arasında sorun çıkar biraz kavga gürültü olur, sofraya oturunca herşey tatlıya bağlanırdı. Ben evin tek kızıydım.  Benim için durum farklıydı. Sıkıntı yoktu kısacası.

     Nasıl masraflı olduğunu anlayamadığım ama çok da düşünmediğim o günlerde  birkaç hafta onceden koyun pazarları kurulurdu. Babamın alıp geldiği koyun geniş bahçeli evimizin bir köşesinde saya dediğimiz üstü örtülü  yerde  kurban gününe kadar misafirimiz olurdu. Elimizle beslediğimiz, evimizin ilerisinde henüz binaların çerez gibi dağılmadıgı  yeşil alanlarda otlatıgımız hayvanın kurban günü kesilmesine dayanamazdım. O yüzden kurban eti de yemezdim...

    Dedem ve babaannemin arnavut taşlı kocaman avlusunda  bir hareket vardı o gün.. Kız evine kurban gönderilecekti.Amcam nişanlıydı. Yengeme gidecek koyun hazırlanıyordu.

    Koyun ağıldan çekildi geldi. Kara gözleri siyah, burnu ile olacaklardan habersiz me-me sesleriyle bir şeyler anlatmaya çalışıyor arada huysuzlanıyordu. Başının ortası kınalıydı. Ah benim kınalı kuzum..

   Kalaylı bir tepsi içinde, gümüş renkli gelin telinden iki demet yapılmış, mercanköşk, ıtır, karanfiller tutam tutam bağlanmış  birkaç mendil, yemeni, ortanca yengemin başında koyunun yanına getirildi. Babaannem gelinlerine ve halama yapılması gerekenleri anlatıyordu.“Koyunun üzerine cok katlı çarşaf örtün ,bütün oyalı yemenileri ve mendilleri iğneleyin  sonra iple düşmemesi için koyunun belinden karnına doğru bağlayın, boynuzlarına çiçek demetcikleriyle süsleyin...”  bitmedi... gelin telini de  boynuzlarına  geçirin” gibi.

     Ah o kalaylı siniler, pırıl pırıl parlayanının içine  gelin kız için alınmış, iç çamaşır, ayakkabı , elbiselik kumaş ve bir de bilezik olan siniler...( bazen bilezik yerine kırmızı kurdelaya geçirilmiş altın koyabiliyormuş kayınvalide. ) İşte  hazırlanmış böyle bir siniyi   ama üstü rengarenk kaneviçe ile örtülü siniyi genç elti  annem kucağına alarak jeepin önüne oturdu. Kovayla su getirildi. Koyun içmedi.. Amcamın arkadaşları ve ortanca amcam koyun kucaklanıp jeepin  arkasına koydular.Kendileri de atlayıp  yerlerini aldılar..  Jeep ,rahmetli yengemin ocağı Turanlar köyüne doğru yola çıktı..

     Sonra başka gelinler de de gördüm buna benzer tabloyu. Kimi koyunun boynuzuna portakal kabuğu geçirip bileziği boynuzuna takıyor, kimi davul zurnayla götürüyordu. Çok değişik süslemeler yapılıyordu. Ama konu aynıydı. Gelin kıza koç götürme...

Daha da geçmişte köyde yakın oturuluyorsa, sini başa alınıp , koyun  da ipinden çekiler,öküz arabasını gidenleri geçmeyeyim, ve at arabasının arkasına konarak götürülürmüş. Bu kadar tantanaya ne lüzüm var hani bir koyun az kesilse olmaz mı dediğimde...yok olmaz  adet işte dediler. Ben nişanlıyken o adeti uygulatmadım.

    Kız evinin bu seremoniden haberi vardır tabi.. Misafirler beklenir. Onlardan tepsiler alır.

Koyun  yeni sahibine teslim edilir. Gelenlere yemek çıkartılır. Olmazsa olmaz kızartma, et yemeği, mevsimine göre sebze ve mutlaka tatlı..Üstüne içilen mercanköşklü kahveden sonra gitmek üzere hazırlanan gruba getirdikleri sininin içine bir bohça koyar kızın annesi. Gömlek, çorap, ve bir erkek mendili...Bir kutu lokum..

   Getirilen kurban bayramdan bir gün önce kestirilir, eti konu komşuya kızımızın kurbanı diye dağıtılırdı. Yakınsa oğlan evine de gönderilirdi.

   Ekonomik nedenlerle giderek kayboldu bu adetimiz.

   Sağlık olsun.

   İncir tadında bir bayram geçirmeniz dileğiyle....

10.09.2016
Bu yazı 2054 defa okundu.

Diğer Yazıları