YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

PARASIZ YATILI KIZLARA MEKTUP (2)

      Eylül ayını çoktan geride bırakmış olduğumuzda sevdiklerinize  hasretinizi büyütürken gurbetliği alışanlarınız da  olurdu. Aynı formalarınızın üstüne giymeniz için aynı kabanlar verilirdi soğuklar başlamadan.Vücudunuzun üşümesini bir parça giderebilirdik ,  acaba ruhunuzun üşümesini  giderebiliyor muyduk? Soruyorum.Eğlenmek hakkınızdı yılbaşı geldiğinde kalanlar nasıl eğleniyorlardı bilen var mı?Belletmen odasından Nihal'ın teybi aşağıya iner, teybe, dans müziği kasetleri koyar kız kıza dans ederdiniz.O günü ölümsüzleştiren bir fotoğrafınız var bende, hala saklarım.

   Sizi anlamaya çalışırken annelerinizi unutmuştum. Onları da anne olduğumda anladım. Onlar ne hissetmişti dersiniz? Yemek yerken lokmalar geçiyor muydu boğazlarından? Ya kış gecelerinde  rahat uyuyorlar mıydı? Bu duygularla bir kayıt döneminde yatılı alınamayan iki arkadaşınızı evimde bir yıl misafir ettiğimde anladım..İsimleri mi ? Selver ve Fatma. Onlar Denizli Tavas Yorga köyündendi. İki kız kardeşi babası evime getirdiğinde Selver’de basma etek,eteğin altında yün çorap vardı. Henüz onbir yaşındaydı. Köyünden başka dünya tanımayan kızlardı. İlk yemekleri makarna köfte oldu evimde. Köfteyi yediğinde “bu ne? “diye sormuştu. Köfteyi bilmiyordu. Onları tanıdıkça  neden bilmediğini anladım. Tütüne gidiyordu küçücük bedenler ve  kazanılan parayla okutuyordu babaları.  İş oyle çoktu ki… köy kasabından parça et alınıp haşlanıp tüketiliyordu. Kim kızartmayla uğraşacaktı. Onları kızım bildim. Belletmenliğim evimde devam etti o yıl. Birgün bana “keşke size abla değil anne “deseydik dediler.En önemli  kararlarında fikrimi aldılar. Şimdi Selver Öğretmen, Fatma hemşire. Evlendiler  mutlular ikisinin de iki çocuğu var.Tıpkı sizler gibi…

Mezuniyet törenlerinde kepleri havalara atmaları bilmiyordunuz. Bir yada iki kez okul bahçesinde eğlence olmuştu. Onda da siz mi eğlendiniz yoksa davetliler mi tartışılır.

İşte bu yüzden,otuz yıl sonra  o gece Tralleis restauranta bir araya geldiğinizde doyasıya eğlenmeniz oynamanız, geçmişte eğlenilememiş yılların hesabını sorarcasınaydı.

   En güzel şarkıları o gün çalmıştı cümbüş ustası. Darbuka çalan genç siz çoştukca ritmi hızlandırmıştı. Senaya şarkı söyletemedik ama hep birlikte kendimden kaçak yarım keskin bıçak dedik.Handanın  git diyemem kal diyemem sen goncasın gül diyemem, parçasına eşlik etmiştik, Aramızdan ayrılan yıldız olan öğretmenleriniz için şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu, hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu   parçasıyla duygulanmıştık. Nasıl geçti habersiz ise gecemizin parçasıydı.. Bir sağa bir sola ama kolkola Sallana sallana birbirimize bağıra bağıra söylediğimiz final şarkısıydı.

     Karşımda birbirinden güzel, özgüvenli, once anne sonra eş ve meslek sahibi sizlerle gurur duydum.. Herşeyin sonu olduğu gibi gecenin sonu da gelmişti.Onca sıkıntıdan sonra ,doktor, akademisyen, mühendis,öğretmen ve en önemlisi iyi evlatlar yetiştiren anneler olan sizler seneye buluşmak üzere  kuşlar gibi yuvalarınıza çekildiniz.

    Nuriye Cömert Uslu,Zeynep Erdoğan,Buket Serdaroğlu,Serap Yılmaz,Melahat Caner,Aylin Soysal,Nuran Kendiğül,Sultan Bodur,Gülfidan Kulakcı, Hafize Talimci,Zeynep Arzan,Aysel ,Sultan Baysal,Şengül Mavi,Emine Tuna,Özlem Kutlu,Handan,Mehtap Kargın, Serap yılmaz, Sena Erlaife,Hacer,gündüz ve geceye  katılan dünün liseli kızları,bugünün başarılı kadınları; sizlerin isimleri semboldür benim için.Tüm yatılı okuyan yüzlerce arkadaşınız- isimleri isimlerinizle özdeşleti-oradaydı değil mi?

   O gün,Semra Konaklı, Müzehher Çınar, Hicran Serçin, Meral Erkan, Gülgün Sargında bizlerleydi.

    Kendinize iyi bakın! Hepinizi çok seviyorum.

 

29.09.2016
Bu yazı 2505 defa okundu.

Diğer Yazıları