YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

PORTAKAL ÇİÇEKLİ KIZIN DÜĞÜNÜ

Sultanhisar’da baharın kokusu portakal çiçeğidir.

             Nysa otel den aşağıya bakıyorum. Atça, Yenipazar, Köşk’le çevrili uçsuz bucaksız menderes ovası, yeşilin her tonuyla, adeta güzellik uykusunda. Portakal ve narenciye bahçelerinin çokluğu,seracılığın yanı sıra zeytin ağaçlarının barışı simgeleyen bereket dolu dalları, Tarih- kültür ve doğanın sunduğu güzelliklerle,Homerosun, “gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü” sözünün  belgesi olmalı.

Nysa-Sultanhisar ya da Sultanhisar  Nysa . Hangisini önce söylerseniz söyleyin diğeride dökülüverir dudaklarınızdan. Ortak olan, her iki isimde de kadın için verilmiş kent adının var olmasıdır.

Seleukoslar(Suriye) kralı I. Antiokhos rüyasında annesini, kız kardeşini ve eşininigörür.birbirinden güzel bu üç kadın kraldan kendileri için Karia'da birer kent kurmasını isterler, bunun üzerine kral I. Antiokhos'ta; karısına Nysa (Sultanhisar)’da ıannesineAntiokheia (Başaran Köyü-Karacasu)’da, kız kardeşi Laodike için de Laodikieada antik kentlerini kurar.  Starabon,Nysaiçin,Spartadan gelen üç kardeşin, üç ayrı kentin birleşmesiyle kurulmuştur.der.

       Nysa ‘ya Antiokhus karısı için yaptırması ve onun adını vermesi  benim  gözüme daha hoş geliyor..Gelelim Sultanhisar söylencesine;

264-238 yıllarında meydana gelen deprem felaketi sonucunda kent, harap olmuş,halk da şimdiki Sultanhisar’a göç etmiş. Nysa’ya birkaç kilometre uzaklıkta olan yerleşim yeri 1270 yılında menteşoğullarının,1370-1390 yıllarında Aydınoğullarının 1390-1922 yılları arasında Osmanlıların Yönetimine geçmiş. Aydınoğulları döneminde; (NİLÜFER  sultan) tarafından çok beğenilen hisar, Sultanın Hisarı  olarak söylene söylene- SULTANHİSAR  olarak günümüze kadar gelmiş.

         Mevsim sonbahar.Gözlerinin yeşilini ovadan, giysisinin ve yüreğinin temizliğini portakal çiçeğinin beyazlığından alan,hemşire arkadaşım Hatice Aydemir_Alptekin ile Sultanhisar da geziyoruz.  Malgaç dağlarından gelen suyu tüm hisara veren aslan başlı çeşmenin önünde durduk.  “Domburt (aslan başlı kabartmalı ) çeşmesidir burası” dedi. “Karşısında da han vardı ama yıkıldı” diyerek yeniden yapılmaya çalışılmış bir çeşmeyle hanın çivit boyalı duvarını gösterdi. Devam etti:”Bu iki güzel eserin karşısında su değirmeni  de meydanı tamamlıyordu. İşte buraya da(eliyle işaret ederek )  ev yapıldı. Oysa değirmenden kanallarla birçok eve su giderdi. Çeşmebaşında ise düğünler yapılırdı “diyerek iç çekti. Arkadaşım çocukluk yıllarını özlemişti.  Burada bir düğün nasıl yapılıyordu? Anlatır mısın dediğimde. Hiç nazlanmadı. Gözlerinin içi güldü. Heyecanla başladı:

       Düğün ya portakal çiçeği zamanında, yada da iki bayram arkası olurdu.Gelinin boynuna takılmak üzere portakal çiçeklerinden kolye yapılırdı . Parfüm mü vardı şimdiki gibi…Mis gibi kokardı. Bizi eğlendirmeye yöresel adı çalgıcı olan kadınlar gelirdi. Kadınlardan biri topraktan yapılmış dümbek,- ki; ağzı koyunun kuyruk derisiyle gerilmiş - (Darbuka) çalardı. (Tef,) def ile ikinci bir kadın, Cümbüş’cü kadınla da grup tamamlanırdı. Bu kadınlar çok güzel dans ederler, şarkı söylerler, dekolte giyinirler ve parlak renkli ruj sürerlerdi. o tarihlerde eğlence ve sosyal hayat olmadığından bizim adeta hafta sonu eğlencelerimizdi.

       Ön hazırlıklarımız; çarşamba günü öğleden sonra yöresel yemeğimiz yuvarlama’ nın yapılması, Perşembe günü de mutlaka dana kesilmesiydi. Bütün gün et doğranırdı. Aynı gün akşamı,keşkekyapılmak üzere saçayağı adını verdigimiz demir üçgen ortasına odunlar hazırlanır..ahçımız; düğün sahibine; “Kibrit ateş almıyor” derdi. Aşçının bu sözüne karşı ev sahibi bahşiş verir ve düğün yemeğinin pişirilmesi ile üç gün üç gece süren düğünümüz başlardı.

Devamı … Perşembe yazımda…

Not; Bu yazım  2006 yılında Fama dergisinde yayınlandı. Editör ÜMİT KUTBAY o günden sonra  Aydının PORTAKAL ÇİÇEKLİ GELİN ‘i diyerek hitap etti. Dogrusu çok hoş bir yakıştırmaydı. Sevgiler tekrar.

 

25.08.2016
Bu yazı 3075 defa okundu.

Diğer Yazıları