YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

PORTAKAL ÇİÇEKLİ KIZIN DÜĞÜNÜ

  Misafir gelin kadınların işkepleri  kırmızıydı. Baktığınızda sanki gelincik tarlası izlenimi verirdi. Takıları ,altınları da pırıl pırıl parlardı.. Çocuklarına bakan yaşlı anneler, üst don dediğimiz şalvarını giyerler, en güzel iğne oyaları ile yapılmış çemberini başlarına bağlarlardı. büyüklerin, sağ kulağının üzerine mercanköşkü adını verdiğimiz kokulu çiçekle vişne rengi karanfilleri yerleştirmeleri, üstelik boyalı siyah saçından bir tutamı da (zülüf) çemberinden çıkartmaları şarttı. Onlar oynamazdı. Eğlenceye , çalğıcının, kıvrak hareketlerle, zil takıp Azize’yi oynamasıyla ara verilirdi. Bu dinlenme akşam yemeğine kadar sürer, gece yeniden misafirlerin gelmesiyle başlardı.

 Alan bozulmazdı.Gelingündüzkü yerine oturtulurdu. Çalgıcı kadınlar;

şu dalmanın aman, dağına da duman bürümüş,

üçyüz atlı aman beşyüz yayan yürümüş,

amanında beyler aman

avdan geldim de yorgunum.

Yorgun degil aman bir güzele vurgunum.

”yerel türkülerimizle uzar giderdi. Bu arada korna sesleri duyulurdu. Oğlan evi geliyor demekti bu karanlıkta gaz lambaları, fenerlerle çalğıcılar önde, oğlan evi karşılanırdı. Bu karşılamayı oğlan evi de bahşişle yanıt verirdi. Misafirlerin yerleşmesiyle daha da coşkulu olurdu eğlence. Çekiçi kadın maniler söyleyerek genç yaşlı gelenleri  oyuna kaldırırdı.” İşte geldim ayağına, naz yapma, sırada oynatacaklarım var.. hadi hadi gülüm..” der, hafiften kolundan tutarak çekiştirirdi.

        Gelin kıza üç etek giydirilirdi. Vakit ilerlediğinde; Ortaya iki sandalye getirilir, damatla gelin oturtulurdu. Oğlan evinden getirilmiş olan kına işin ehli kadın tarafından macun haline getirilir- hatta portakalın kabuğu soyulduktan sonra kına ile kaplanırdı. İçine mum koyup ışıklandırılır.- kızın kız kardeşi yada en yakın arkadaşı,tarafından sağ elinin ayasına oturtulmuş tepsi ile ortaya getirilirdi. Kayınvalide gelinin avucuna parayı yada altını koyar. Elini bağlar yüzüne de kırmızı örtü ile örterdi. Bu da evliliğe olan muradın, gerçekleşmesi anlamını taşırdı. Damat örtüyü açarak gelinle önce harmandalı sonra da isteğe bağlı oynardı. Misafirler ve damat gelin almaya kaçta geleceklerini sorarak kız evinden ayrılırlardı.

       Pazar günü davul zurna sesleri, saate damgasını vururdu. Kızın babası , damadın babasına gelini teslim ederken, eğlenceye artık, hüzün de karışır…..

Dilekleri anlatan kelimelere,hayır dualara, mutluluk için söylenen sözlereçeşmebaşı, kavak ağaçları, değirmen kimbilir kaç kez tanık olmuştu.      

      NOT; Hazırlık aşamasındaki İncir zamanı kitabımda gelin alma töreni ve  geleneklerimiz le devam ediyor.


01.09.2016
Bu yazı 1335 defa okundu.

Diğer Yazıları