YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

TARİH, DENİZ, BÖREK...

Deniz , dağ havası dedi doktorlar. Bol oksijen...

Malum Aydın jeotermal enerjinin atıklarından  kirlenince havayı uzaklarda aramak zorunda kaldım.

Maslaktan bindim otobüse, beni Sarıyerde deniz kenarında bırak ır mısınız ? dedim. Olur gelince söylerim “ dedi..

Kısa yolculugumda ağaçların çok olduğu ormanlık yoldan geçtim. Sarıyer girdiğimde sahille kara  arasında  sanki küçük göl yapılmış,   sanki denizin doldurulmuş   bu dolgu kısmında karayolu ile ulaşım sağlanmış.Sağda deniz solda gölet... Karayolu ile evler arasındaki gölette   küçük  kayıklar buraya sıgınmış gibi.. Etrafında çay bahçeleri.. Sanki bir kartpostal elimdeydi. Ve ben bakıyordum.Burası  İnmek istediğim yerdi ancak kaptanımız unuttuğundan ben taa uzakta  merkezde bir durakta hatırlatınca inebildim.

   İnerken bir bey Sarıyer Sevenler Derneğine gidin bir çay için demişti. Aradım sanırım dört kat çıktım terasta oyun oynayan beylerin arasından başkan geldi ve  Sarıyeri şöyle yüksekten bakma fırsatını verdi. Bu arada çay da nefisti...Eh yani boğaz manzarası, karşıda anadolu kavağı, mavi yeşil renkler bir de saçlarımı karıştıran meltem... Bu anı yaşamalı insan.. Saçlar uçuşmalı rüzgar çarpmalı yüzüne gözünüze kadının erkeğin ve oksijen sarhoş etmeli orada oracıkta..Çay da nefisti doğrusu.

İlk gözüme carpan sarıyer ali kethuda camii oldu. III Mustafa zamanında sadrazam kethudası Ali efendi tarafından yaprırılmış.Çaminin içi ahşap iki katlı , sutunlar mermer. Öyle oymalı değil. Sade düz...Her ibadet yeri gibi huzurlu..  Başkanıma Sarıyer dediğimizde aklınıza gelen üç şeyi sıralar mısınız diye sordum.”Balık, Börek,Muhallebi dedi. “ Salaş bir yerde balık yemek isterseniz Balıkçı Nuri Baba ya bir uğrayın tavsiyesinde bulundu. Bir başka arkadaşıekledi.Tarih, doğa ve insanlarını unutmayalım.

   Dernekten ayrıldıldım.  Denizin dalgalarının vurduğu Balıkcının yanındaki köşk  kararmış  ahşabıyla ilgi ,sevgi bekleyen ihtiyar adam gibi bana bakıyordu. Dalgalar ıslatsada tenteneyle çevrilmiş yalının yan komşuları masalarını bahçeye atmış evlerinin önünde araba gibi tekneleriyle akşam serinliğinde oturuyorlardı. Fotoğraf çektiğimi gören bey koştu geldi yanıma.

  Bu yalı III Selim zamanında yapılmış bir yalı. III. Selim buralara av yapmaya geldiğinde kalırmış. Nasıl olmuşsa 100 yıl önce şahıs eline geçmiş  Onlardan miras kala kala geçen sene burayı Ankaradan muhasebeci aldı. Tam restarasyona başlanmıştı. Öldü.  Bir tek kızı varmış. O birşey yapmadı öyle duruyor işte. Yazık!Geniş bahçesi olan bu yalının  bahçesi satılıp evler yapılmış. Benimki de bunlardan biri. Beş apartman sonraki köştte hizmetkarlar kalıyormuş.Tabii o köşkde bakımsız kötü.Yüksel Bey 55-61 yılları arasında Beşiktaşta oynamış sporcu bir bey. Verdiği bilgilerden dolayı teşekkür ederim.

 Bugün Rumeli Kavağına gidip dönüşte İstinyede olacağım.

İncir tadında günler.

Havva Çetintürk

 

 

17.09.2016
Bu yazı 1124 defa okundu.

Diğer Yazıları