YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



HAVVA ÇETİNTÜRK

YATILI KIZLARA MEKTUP (1)

Akşam etüdünüz saat yedi günün kararmasına göre de 7.30 da başlıyordu. Kitaplarınızı alıp boşalmış sınıflara giderdiniz. Saysan sayılacak 100 adımlık bir mesafeye… Bazılarınız  ders çalışmak istemezdi çalışır gibi yapardı.  Haklıydınız oyuna doyamıyordunuz …  o gün kocaman gelen okul bahçesi aslında yemekhaneyle derslikler arasında   birkaç metrelik bir yerdi. Kafesteki kuş gibiydiniz. İki saatlik süre bitince sizi bahçeden yatakhaneye almak bir ölümdü. Yatakhaneye girmeden de acıktığınızı söylerdiniz. Akşamdan masaların üstünde kalan  ekmek kutularından kuru ekmek az yemediniz. Evci çıkanların  getirdiği salca o gün ekmek üzerine sürüp yenilen azıktı. Yatma zamanınızı uzatırdınız . saçlarınızdan sık sık tıkanan lavobolardan şikayet ederdiniz.Teknik servis hergün yapar hergün de tıkanırdı ne hikmetse.. terlıklerinizle tıpış tıpış yatağınıza gitmeniz hala kulaklarımda. Son kez koridorda dolandığımda “ışıkları kapatmayı unutmayın” diye seslenirdim. Siz de söndürür en az altı kişilik odalar sessizliğe gömülürdü. Bir gece gök öyle gürlemiş yağmur oyle yağmıştı ki..Şimsek çaktığında odalar aydınlanıyordu. Hiç üşenmeden yataktan kalkıp mumla  koridora çıktım.Belletmen katında büyükler olurdu. Üst katta da siz küçükler.  Merdivene yöneldim basamakta   biriniz kollarını belime doladı. “Korkuyorum” dedi. Bende korkuyordum ve  biz birbirimize sarıldık. Yağmurun sesine  onun nefesi karışıyordu.Karanlıkta odaya doğru yürüdük.O gece  ranzasını arkadaşıyla paylaşan  çok olmuştu.

   Ne zaman ergenliğe tam adım attığınızı  anımsıyor musunuz? Çoğunuz ne olduğunu bilmediğiniz karın ağrılarından şikayet ederdiniz. Şimdi hatırlıyorum da  gece ilaç almaya gelirdiniz ,annenizin anlatamadığı  ağrının sebebini ben açıklardım.  Demir ranzalardaki  pamuk yataklarda rahat uyuyamaz biraz utangaç biraz çekingen o gün kutlanması gereken en özel gününüz olmasına rağmen  kara gün ilan eder, derse bile gelmek istemezdiniz. Kendinizle  baş başa kalmak istediğiniz,belki de ben neredeyim neden ailemden uzaktayım diye sorguladığınız  ilk gündü o gün…

  Sabahın ilk ışıklarında önce küçükler uyanırdı. Saat beş yada beşbucuk. Benimse uykuyu en sevdiğim zaman dilimi. Kapımı çalar “öğretmenim yatakhanenin kapısını açar mısınız?” Derdiniz.  Ne zordu sabah nöbeti…Kapıyı açmaya gittiğimde  boynunda havlusuyla pazen yada basma gecelikli ya da eşofmanlı  sizlere karşılaşırdım. Lavobanın önünde bir de utu masası vardı. Bak şimdi nerden geldi gözümün önüne.. siz yataklarınızı düzeltirdiniz. Hem de kitap gibi… Ben, sabah kahvaltısı hazırlanıyormu diyerek mutfağa inerdim. Kocaman kuzinelerin başında görevlileri görürdüm.  aşçı Ahmet amca çoktan kocaman kuzine ocakları  yakmış, üstüne desu dolu alüminyumdan  çaydanlığı oturtmus sular kaynamış ve içine cayi atmış olurdu.Tenekeden çıkan peynir, zeytin ve ekmeğe sürülebilir yağ zengin bir kahvaltı menüsü  değildi, değildi ama yetinmek gerekiyordu.Benim ise sabah kahvaltımın tek farkı  kızartılmış ekmekti. Siz gidince yapardım .Saat altıda  tabildot tepsilerinin sesi çay kaşığıyla bardakların çıkartıgı  seslere karışırdı. Tını tını tını tıııı’ sesi ile yemekhane nöbetçisi çatalı bardağa vurur ve sessizlik isterdi. “Tanrımıza hamdolsun, milletimiz varolsun, afiyet olsun arkadaşlar “ duasıyla kahvaltınıza geri dönerdiniz.Kitaplarınız için tekrar yatakhanelerinize çıkar ,kolunuzla göğsünüz arasına sıkıştırdığınız defter kitaplarlarla 100 adımlık bahçeden dersliklere geçerdiniz..

  Saçlarınız kısa kesilmiş olmalıydı. Uzatılmazdı. Arada size özel şampuan verilirdi. Saçlarınızı yıkamanız için. Carşamba günleri saçlarınızı yıkama gününüzdü. Hafta sonu da temizlik gününüz. Çamaşırlarınızı kendiniz yıkardınız. Leğende,küçücük ellerinizle. Sonra da onu okulun bahçesindeki çam ağaçlarının arasına gerilen ipte kuruturdunuz. Sahi siz o çamaşırları nasıl sıkıyordunuz?  Öje nedir bilmezdiniz. Saçlarınız iki parmak uzasa keçi kulağı gibi bağlardınız.İzinsiz okul bahçesinden çıkamaz, ütüsüz forma giyemezdiniz. Duygularınızı köreltmek değildi amacımız ama ders çalışmanıza engel olacağı için aşık olmak da yasaklarınız arasındaydı. Sizinle sinemaya gitmiştik bir hafta sonu. Postane önünden geçerken gençler ablalarınıza laf atıyordu ben sanki kaçıracaklarmış gibi kol kanat geriyordum. İçinizde ilk kez sinemaya gidenler vardı. üçerli sıra halinde el ele tutuşanlarınızı unutamam. Ya ışıklar sönünce ilk kez ne hissetmiştiniz zaman zaman bunu sorarım kendime.

    Gündüzlü öğrencilerin de olduğu okulumuzda bana daha çok yatılı kızların çok olduğu şubeler verilirdi. En çalışkan öğrenciler de sizler olurdunuz. Bu çalışkanlığınızı günümüze kadar taşıdınız. Okul birinciliklerinde ,spor dalında başarılarda sizin isimleriniz  olurdu. Çünkü sizin boş zamanınızda , pek de zengin olmayan  okul kitaplığı, kantin önündeki masa tenisi, herzaman açılmayan yemekhanedeki tv ve  500 m2 lik bahçe vardı.

 

27.09.2016
Bu yazı 5303 defa okundu.

Diğer Yazıları