YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

ADINI DUYAR ,AMA YERİNE GİTMEYİZ,

İŞTE AYDIN'IN MARKASI TRALLES’İMİZ..!

Tralles denince akla ilk gelen Aydın’lıların deyimiyle Üçgözler’dir. Bu yakıştırma, antik kentin Gymnasium denilen gençlerin spor ve beden eğitimi yaptıkları, üç gözü açıkta bir gözü ise yıkık olarak  günümüze ulaşan çevre duvarıdır. Yıllarca şehrin giriş kapısı olarak  , yanlış bilinen Üçgözlerin yer aldığı  Tralles kentinden önce , şehrin  Kemer mahallesindeki Dedekuyusu höyüğünde  ilk yerleşimin 7500 yıl önce başladığı biliniyor.

 Tralleis antik kenti Aydın ilinin kuzeyinde, Kestane dağlarının hemen güney yamacındaki düz sayılan  bir plato üzerinde yer almaktadır.Aydın merkezine  bir  km. uzaklıkta olan antik kent, Argoslu’lar ve Tralleis’liler tarafından Milattan önce 13. yüzyılda kurulmuştur. 

Menderes havzasına kuzeyden bakan yüksek  verimli topraklar  üzerine kurulmuş olan bu kent M.Ö.334’te İskender tarafından alınmasından sonra Hellenistik krallıklar arasında sık sık el değiştirmiştir.

Dünyanın ilk notalı müzik eserinin bestelendiği, ve Süper İncir filmiyle tüm dünyaya tanıtılan Seilekios adlı bir zengin Tüccarın karısı adına  ithaf ettiği müziğin vatanı , Tralleis den Ayasofya Mimarı  Anthemios  ‘u ve  Apollonios ve Tauriskos isimli iki büyük yontu ustasını da yetiştirmiştir. Heykel sanatının dünyaca ünlü iki heykeli olan Farnese Boğazı ve Genç Atlet isimli heykeller de Tralleis’in gün yüzüne çıkan harikalarındandır. 

 

Tralleis’te bu gün ayakta kalan tek yapı “Üç Gözler” olarak adlandırılan 2. asırda yapılmış olan, antik çağın eğitim, spor ve kültür açısından önde gelen yapılarından olan gymnasiuma ait kalıntıdır. Roma dönemine ait bir hamam, tiyatro, agora, stadium kentin diğer yapılarındandır. Devam eden kazılarla da kentin toprak altında kalmış kısımları ortaya çıkarılmaktadır. İlkçağda ürettiği deriler ve  TERRACOTA adı verilen  kırmızı renkli çanak çömlek ile ünlü olan kent, Antik kaynakların ve arkeolojik belgelerine göre  Tralleis, bazen de Tralleis olarak nitelendirilmiştir.

 

Tralleis hakkında yazılmış Aphrodisias’lı Apollonios’un Peri Tralleon, (Tralleis üzerine) Mısırlı Kristodoros’un Patria Tralleon (Tralleislerin ülkesi) adlı antik  incelemeler maalesef günümüze ulaşmamıştır. 20. yüzyılda , bölgede araştırmalar yapan O.Rayet ve A. Thomas , isimli yabancı gezginler  Tralleis tarihini araştırmışlardır.  Her ne kadar Tralleis’in tarihi Kalkolitik çağa kadar uzansa da ünlü tarihçi Heredotos ve yapıtlarında adı hiç geçmemektedir.  İlk kez Ksenophon tarafından yazılmış Anabasis ve Helenika’da adı geçen Tralleis, Geç Arkaik ve Erken Klasik dönemlerde önce Genç Kyros’a bağlı Pers Satraplığı denetiminde, sonra Perslere bağlı Karia Satraplığı yönetimindeydi.

 TARİH’TE TRALLES

Tralleis M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’in Anadolu’da Persler’e karşı yürüttüğü savaşta  Ortaklardaki Magnesia ve Sultanhisardaki  Nysa ile birlikte direnmeden teslim oldu.  Daha sonra Diadokhalar kavgaları sonrasında Tralleis uzun bir süre için  merkezi Antakyada bulunan Seleukoslar imparatorluğuna bağlandı.  Birinci  Antiokhos (280-261) Menderes nehri boyunca uzanan ana yolu güvence altına almak için Tralleis kentini yeniden kurdu.  Seleukeia adını alan kent M.Ö. 4. yy.da Sparta ordularına karşı koyacak kadar güçlüydü.  M.Ö. 3. yy.da sınırlı bir özerkliğe kavuşarak bronz sikkeler bastırdı.  Tralleis M.Ö. 188’de yapılan Apameia Barışından sonra Roma denetimine girmiştir.  Romalılar ve Bergamalılar arasında yapılan ikili anlaşmalarla Tralleis, Ephesos ve Telmesos gibi şehirler II.Eumenes (M.Ö. 197-160) yönetimindeki Roma krallığına hediye edildiler. Kent M.Ö. 133 yılından itibaren resmen Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Vitrivius ve Plinius, Seleukoslar sonrası dönemde Attaloslar için tuğladan yapılmış bir saraydan söz ederek, bu sarayın Zeus Larasios rahibinin evi olduğunu belirtirler Mesogis Dağları üzerinde, yeri henüz bulunmamış olan Zeus Larasios tapınağı Tralleis sikkeleri üzerinde de betimlenmiştir.  Roma İmparatorluğuna bağlandıktan sonra kültürel verimliliğini aynı hızla sürdüremeyen Tralleis, Pontus Kralı Mithradates’in savaşçı girişimlerine katılmış ve bunun cezasını beş yıl ağır vergi ödeyerek görmüştür. Yeniden Pompeius, Caesar ve M.Antonius zamanlarında gelişip parlayan Tralleis’in öneminin artışında Nysa kökenli yazar Pythodoros’un rolü olmuştur. M.Ö. 27-24 yılları arasında yaşanan büyük depremde zarar gören kent Augustus’un yardımlarıyla toparlanarak bu dönemden itibaren Caesarea adını almıştır.  İmparator Hadrianus  M.S.129 ‘da dıoğu seyahatinde Tralleis’i ziyaret etmiş, bu arada Mısır’dan getirmiş olduğu tahıl ürünlerini Tralleis’e bağışlamıştır. Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra, Doğu Roma İmparatorluğu  toprakları içinde kalmıştır. Bizanslılar döneminde Tralles’i önemli bir piskoposluk merkezi olmuştur. 11. yüzyıldan sonra Bizanslılarla Selçuklular arasında,birkaç kez el değiştiren kent,14. yüzyılın başında önce Aydınoğulları beyliğine ,sonra da ,Osmanlılar’ın eline geçmiştir. 1800 ‘lü yıllarda Alman Arkeoloji grubunun yapmış olduğu kazılarda ,ortaya çıkarılan Mimari parçalar ve heykeller, ilk Müzecimiz ve ressam Osman Hamdi bey tarafından İstanbul Arkeoloji müzesine gönderilmiştir. 1898 de Aydın’da meydana gelen büyük depremden sonra , kent içinde ,yeni yapılan binalarda , antik kalıntılardan yararlanma izninin verilmesiyle Tralleis’in yok oluşu hızlanmış ve   Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kent, antik çağdaki öneminden çok şeyler yitirmiştir. Antik kentte yakın zamanlarda yapılan kazılar sonucu genel tuvalet olarak kullanılan  (latrina) restore edilerek bir kısmı ilk haliyle sergilenmektedir. Aydın İl merkezinin Kuzeyi ve Tralleisn güneyindeki menderes Ovasına eğimli ,Veysipaşa Köprülü,Mesudiye,Kemer ve Hasanefendi mahallelerinin , Tralleis kentinin mezarlığı olarak (nekropol ) kullanılmıştır. Hatta  (antik çağda adı Eudon )bugün   tabakhane çayının diğer yakasındaki  ADÜ kampüsünün bulunduğu Aytepe  ,(Rumca’sı  kepez )  mevkiinde zenginlere ve soylulara ait  mezar lahitler kazılar sonucu ortaya çıkmıştır. Büyük bölümü askeri tesis alanı içinde yer alan antik kentin , tarihten günümüze  hayatta kalan  tek tanıkları  tarihi yapılar dışında , yaşları yüzlerce yıl’a yayılan  zeytin ağaçları hala  ayaktadır.  Kazılarda ortaya çıkan pis ve temiz su toprak büzleri kentte Mühendislik hizmetinin en üst düzeyde olduğunu göstermektedir. Ancak Üçgözlerin ayaklarından düşen taşlar ve oluşan  boşluklar ile , Kuşların Üçgözler’in üzerine ve zirvesine    taşıdığı zeytin çekirdeklerinden  hayat bulan deliceler ise,  kökleri ile  duvarda geniş çatlaklar açmış, Aydın’ın  ve bir çok resmi kurum ve şirketin simgesi Üçgözler’i ciddi olarak tehdit etmektedir.
Antik kent  Acilen onarım yapılarak, geceleri Otobandan  görünecek ışıklandırılmak   üzere ilgi  beklemektedir. Dünyada hiçbir yerde benzeri bulunmayan Arsenal silah  deposu ve  yer altı sığınaklarının  yıllardır Turizme açılamaması  ise Aydın’ın büyük ayıbıdır.

 Aydın maalesef, üzerindeki ,Tarım , Turizm Jeotermal zenginliği  gibi, antik kentlerin zenginliğinin  değerini bilmeden  yaşayan , bir kent olarak , hak ettiği yerde değildir, yıllardır  üzerindeki ölü toprak  serilmiş  derin bir  ilgisizliğin içindedir.   

 

TRALLEİS ANTİK KENTİ  ÜZERİNDEKİ TÜM YAPILAR KENT DIŞINA TAŞINMALIDIR.

Aydın kent merkezine çok yakın Tralleis antik kenti ve Arsenal  uyuyan    bir hazinemiz ve sesimizdir. Ancak birinci derecede arkeolojik SİT alanı içindeki bu 2500 yıllık tarih üzerine  inşaat yapılması yasak olmasına rağmen yıllar içinde kısmen iskana açılmış ve gerek kamu gerekse kişiler tarafından Okul, arıtma tesisi, askeri tesis ile kaçak yapılaşmalar nedeniyle ,Antik kent  amacı dışında  kullanılarak tahrip edilmeye devam edilmektedir.

Bu nedenle Tralleis teki  ,mevcut tüm sivil ve resmi yapılar daha modern ve düzenli hizmet vermek üzere  bir başka    bölgeye taşınarak , Aydın’ın  Aytepe’den sonra,  ikinci bir seyir ve rekreasyon alanına kavuşması sağlanmalıdır. Antik kent içinden geçen köylere ulaşım yolunun değiştirilerek , Cumhuriyet öncesi tarihi  Erkek Sanat Okulu ve  19. Yüzyılda Aydın valisi  Tahir Paşa köşkü Tralleis tanıtım ve müze evi  yapılarak  ,Didim  Afrodisyas , Milet ve Nysa antik kentine yapılan  düzenli turlara  dahil edilerek  yeni bir  destinasyon merkezi yapılmalı ve  kent merkezi içinde ki Tralleis ‘ de  tur programlarına alınmalıdır.

Böylece kentimizin ekonomisi canlanarak  yeme içme,  alışveriş ve Salı pazarı turları ile Aydın yeniden hayat bulacaktır.
Büyükşehir adını taşıyan  Aydın , sözde değil özde bir  Büyük  kent olması için  artık  BÜYÜK düşünmelidir.

Tralleis’e de en az Arapapıştı kanyonu kadar önem verilmeli, hiçbir kentte şehrin içinde yer alan böylesi yakınlıkta bir antik kent kaderine terk edilmemelidir.

Tralleis  kazı ve işletmesi  ,Büyükşehir’e devredilerek ,kanyon gibi  antik kentimiz de   Turizm’e kazandırılmalıdır.

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR 

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELR – AYDIN

GSM : 0.542.7608691


18.05.2017
Bu yazı 401 defa okundu.

Diğer Yazıları