YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

AYDINDA SEBİL VE HAYRAT ÇEŞMELERİ ANADOLU'NUN BİR HAYIR GELENEĞİ

 

 

Su ve  hayır  çeşmelerine tarihimizde ve   geleneklerimizde oldukça  fazla bir mistik  öğeler yüklenmiş  yapılar ve eselerdir. 

Bir Anadolu geleneği olan su ikramı ve  kültürümüzde çeşmeler, insana ve diğer canlılara verilen değerin önemin bir göstergesidir.
“Selçuklu ve Osmanlı Kültürü” içinde, çeşmelerin çok büyük önemi vardır. Türkler çeşmeden içilen suyun en büyük hayır (sevap)olduğuna inanmışlardır. Şehirlerin önemli noktalarına, ”Sebil Çeşmeler” yapılmıştır. İnsanların bu çeşmelerden faydalanması sağlanmıştır. İstanbul’da Osmanlı döneminde yapılan bazı çeşmeler, mimari yapısıyla hala birer sanat eseri olarak hizmet vermektedir. ”Sebil” demek; bedava demektir. Herkesin ücretsiz olarak yararlanması için yapılan çeşmelere, su içilen yere de “sebil” denmektedir. Yapısına göre;”sersebiller” ve de ”selsebiller’de” vardır.

Uzun yolculuklarda susuzlukların giderildiği çeşme başı duaları yaptırana ömür boyu sevap verdiğine inanıldığından , ölümünden sonra da hayır olması için sevap kazanmak için  eskiden yollara hayırseverler çeşmeler yaptıragelmiştir.

İslam dininde üç şeyin insanın ölümünden sonra takip ettiğini ve ölenin  amel defterlerinin kapanmadığını açıklar.Sahabe’den Ebu Hureyre Peygamberimiz den aktardığı bir hadiste  şöyle der;
"İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır,   Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.”

Sadakai cariye yapılan ve istifade edilen hayırlardır.

Buna Çeşme ve su hayrı da dahildir.

Varlıklı ecdadlarımız bu nedenle , mahallesinde kentinde köyü ve kasabasında  öldükten sonra kendi adına sevap ve  hayırların devam etmesi için işte bu çeşmeleri yaptırmıştır.

Hatta bu konuda yakılan türkülere , şarkılara esin olmuştur.
“Köprüler yaptırdım, gelip geçmeye.
Çeşmeler yaptırdım, suyun içmeye.”

Âşıkların buluşma yeridir, eski zamanlarda.

“Susadım çeşmeye, varmaz olaydım.
Elinden bir tas su içmez olaydım.

Valiyi Vilayet hademe-i devlet Atçalı Kel Mehmet  olarak ünlenen hemşehrimizin   yaptırdığı çeşmeye, astırdığı kitabesinde

“ su elin , çeşme elin , tekne Kel’in “ veciz sözü unutulur mu..?

“ikram edilen su içildiğinde “su gibi aziz ol “ denir.

“Su uyur , düşman uyumaz “ sözü temkinli olmayı öğütler.

Su içmek öyle kutsal kabul edilmiştir ki,  “ su içerken yılan bile sokmaz “ denmiştir.

Ama yılan ‘ın bundan haberi var mıdır bilinmez..!

Bugün isimsiz , kimin yaptırdığı bilinmeyen  çeşmeler den bazılarının , suyu kesilmiş, yaptıranın önünde boynu bükük kurumuş yapıları tarihe tanıklık ediyor.

Eskiden   ulaşımın yaya olarak yapıldığı yıllarda tozlu topraklı yollarda her 3-5  km de , ya bir  çeşmesi bulunan namazgah ya da  sadece bir  çeşme yörenin ağası  hayırseveri tarafından İslam inancı gereği,  hayır olması için yaptırılırdı.
yazın yol alan deveciler, kervanlar,yolcular bu çeşmelerde soluklanır, susuzluklarını giderir,ölümünden sonra da yapılan hayırların  İslam dinine göre, yaptırana  sevap olarak yazılması inancıyla,  Anadolu’da bu çeşme hayrat geleneği  , günümüze dek devam edegelmiştir.

Hayırseverin bütçesine göre  yapılan ve  birer sanat eseri olan  çeşmenin bir de ”kitabesi” vardır. Bu kitabede yaptıran kişi, yapıldığı yıl, bir dua, bir dörtlük  yazılabilir.

Daha  sade yapılanları ise  basit dört duvar ve  bezemesiz olarak  içinde kil den bir küp ve bardağı ile  , uzun yıllar yorgun ve susuz yolculara hizmet etmiştir.

İlimizde de  1950 li yıllarda açılan  mevcut  Aydın İzmir karayolu ,önceden kemer den girip Ilıcabaşı’ndan  çıkan  gazi Bulvarı olarak anılan ana yoldu. Bugün Nazilli köprü başından devam eden Batı ve Doğu Gazi Bulvarı aslında eski Aydın İzmir karayolu olarak da kullanılan kent geçişleri  idi.

İşte bu yolun  Ortaklar’dan Nazilli’ye kadar ulaşan  bağ ve bahçe kenarlarına yolcuların su içmeleri için ya kuyular yapılmış ya da dağlardan su getirilerek çeşmeler inşa edilmiştir. Suyu  bulunmayan yerlerde, ise  topraktan yapılmış küp üzeri tülbentle kapatılarak birer maşrapasıyla , bugünkü sumatik  benzeri soğuk su küpler  hayır ve hasenat için yapılırdı. Her çeşmenin başına yaptıran kişinin ve ailenin adı yazılırdı.

Artık, “o çeşmenin çevresi o kişi veya ailenin adı” ile anılırdı.
Küçük gibi görünen “büyük eserlerdir” çeşmeler.

Efeler de , Ilıcabaşı Müze yakınında ,Doğu Gazi bulvarı üzerinde yer alan , tarihi çeşme çocukluğumda deveci çeşmesi olarak bilinirdi. Deve kervanlarının kısa konaklamalarında , yorgunluk atılıp su içilen bu çeşmelerin başka benzerleri de, günümüzde ,Aydın kenti içinde  Valilik üzerindeki  Topyatağı  varyantı üzerinde  restore edilen  Atike Hanım sebili ,  devamında AYTO Kültür evi karşısında Cumhuriyetin 75. Yılında restore edilen  tarihi ANONİM   çeşme ,Cihanoğlu Camisi dışındaki bezeli süslü çeşme ,  Malazgirt meydanında yeri değiştirilen ve restore edilerek , kaldırıma taşınan ve içine küp konulan  hayır yapısı ,Kemer , Orta ve Cuma mahallelerindeki artezyenlerden beslenen çeşmeler, buzdolaplarının henüz bu kadar çok yaygınlaşmadığı yıllarda ve 1970 li yılların başına dek yazın serinlemek ve yaza denk gelen sıcak  Ramazanlarda  soğuk suyla iftar açmak isteyen Aydınlılar çok rağbet ederdi. Aydın da  çocukları görevleri  toprak destilerle  iftarın  yaklaştığı dakikalarda birer “saka”   gibi evlerine soğuk su taşırlardı.

Günümüzde artık su, ”pet şişeye” girdi. Büyük damacanalarla da  evlere servis ediliyor. Artık  hayır çeşmelerindeki gibi  su  bedavaya değil ,  parayla satılıyor. Öyle her yerde  kaynak suyu akan çeşmeler bulmak mümkün değil.  “bedava” akan çeşmeleri bugün  artık , sadece camilerin şadırvanlarında bulabilirsiniz . Açıkça   “Bedavalar” eski günlerde kaldı artık

Hem de, su , “sütten” bile  daha pahalı.

Neyse  “ işin suyunu çıkarmayalım” deyiminde olduğu gibi,

“Su gibi aziz olmanın” güzelliğini bir çeşmede bulmak olası değil bugün.

Ama kentlerimiz içinde hala akabilen çeşmeleri, yapanda, yapılmasına neden olanda, “her gün içenlerin hayır duasını alıyor” ziyaret edenlerin.
Kana kana su içenlerin…
Yudum yudum, suyun tadına varanların…
Yüzlerine su serpenlerin…
Kuşların… Kurtların… Börtü böceğin…kedi köpeğin , Her canlının  , “duasını” alıyor.

Eski  Aydın izmir yolu  yol üzerindeki Çeşmelerin durumu ise içler acısıdır.

Birçok çeşmeden, “su yerine , kuraklığın  gözyaşı” akar sanki.
Çeşme, çeşme olduğuna pişman olur, bizim elimizde. Etrafını kullanılmaz hale getiririz.
Çeşmenin dili bir çözülse: ”Etrafıma çöp atmayın. Havuzumu çöple doldurmayın.” Diye çığlık atar adeta.
yaptıran kişinin ve ailenin adı yazılı , çeşme işte o zaman için için  ağlar. Ama kimseler duymaz
 “Suyunu içtiğimiz” çeşmelerimizi  tanımamız gerektiğine  ve bu güzel geleneğin tekrar  yaştılmasına inanıyorum.
Her çeşmenin, ”hikâyesi” nesilden nesile aktarılmalıdır diye düşünüyorum.

İşte bu nedenle  Aydın’ın son taş ustası , Aydın Korkmaz ‘ın yaptığı Osmanlı motifli  , Nazilli de kent meydanında  bir örneği bulunan  musluklarından özel günlerde  şerbet dahi akan mermer çeşmeleri gördükçe ,ecdadın ruhunun  huzur bulduğuna inanıyorum.

 

 Doğumdan ölüme dek  onsuz yapamadığımız , “SU” gibi, başka bir hayır var mı?

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER - AYDIN

GSM : 0.542.7608691 

 

 

 

04.08.2017
Bu yazı 382 defa okundu.

Diğer Yazıları