YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

AYDINDA YAŞAYAN ŞEHİR EFSANELERİ. KİMLER GELDİ GEÇTİ NELER SÖYLENDİ.

Efendim bugün yaz mevsiminin başlangıcı   kabul edilen Haziran ayının ilk günü.

Aslında pek de yakınmamamız gereken bereketli yağmurların artık sonu.Sarı sıcak günler başlıyor.Serinliği özleyeceğiz..!

Gelelim bugün bir başka  ilginç konuya,

Her kentin dilden dile söylencelerle nesillere aktarılan efsaneleri , tarihe geçen öyküleri  birer  edebi değer ve  “mit”  olmuştur.

 Aydında  iki Şehir Efsanesi de  tarihe mal olmuş ,nesilden nesile aktarılmıştır.

Aydında Efeler İlçesinde  , kent merkezinde ,  Ticaret lisesi önündeki köprüden geçerken hiç dikkat et tiniz mi..?

 

Zafer mahallesi ile Ramazanpaşa Mahallesini bağlayan bu betonarme köprü altında yer alan kemerli köprüyü tarihe  meraklı Aydınlılar dışında  sorsanız pek bilen çıkmaz.

Köprünün  çukurda kalması nedeniyle  üzerine erken akşam düşmesi yüzünden “karanlık köprü “ olarak  anılan Köprünün hikayesi ise yıllardır Aydın söylencelerinde yer almaktadır

 

 


 

Aydın’da 1900′lü yıllardan önce Müslüman mahallesi ile Rum mahallesini birbirine bağlayan Tabakhane deresinin üzerindeki  eski ve yetersiz köprü işte bir şehir efsanesine göre   Aydınlı  usta bir bir terzi tarafından  yaptırıldı.

 

Vaktiyle Aydında  1837-1840 yılları arasında  görev yapan ve eskiden Erkek  Sanat Enstitüsü olarak bilinen binaya yakın ve bugünkü  Jandarma Er Eğitim taburu ile Tralleis arkeolojik SİT alanı  içinde kalan ve  Aydın’a hakim manzarası bulunan eski köşkte oturan Tahir Paşa adında  Aydın Mutasarrafının   hanımı çarşıda gezerken  bir terzi karısının giydiği oldukça şık entariyi görünce akşam kocası paşaya  sitem ederek   “ bir terzi karısının giydirdiğini bile bana giydiremiyorsun!” diye çıkışınca, Tahir Paşa , karısının dırdırından bıkarak ertesi sabah arasta içindeki Terziyi buldurarak huzuruna getirtmiş.

“Senin karın Aydın’da israfa sebep olan işler yapıyormuş, süslü ,püslü entari giyiyormuş. Bu ne cüret!” diyerek çıkışmış. Terziye karısının giydiği süslü entariyi getirterek  halkın önünde yaktırmış. Sıra terziye gelmiş ve  Tahir Paşa daha fazla  kükreyerek  çıkışmış ve ibret olsun diye zindana atılmasını  emretmiş. Araya giren şefaatçiler, terzinin affedilmesi için Paşaya yalvarmış yakarmışlar. Tahir Paşa ricalarını  kıramadığı ayan ve çarşı eşrafını  ” bir şartla”  demiş;,

 

 “Şu derenin üzerine bir köprü yaparsa  bağışlarım ”

 

 

 

 

.İşte bu fotoğraftaki köprüyü yapan zavallı terzi,  ütüsünü , makasını , evini  satıp savarak işte  fotoğrafta  gördüğünüz kemerli köprüyü yaptırmış, ama iflas topunu da atmış…!
Aydın’dan taşınıp gitmiş…!

Üzerine yeni yapılan köprü nedeniyle  geçenlerin pek  göremediği bu tarihi köprü, civardaki yüksek yollardan daha  aşağıda kaldığından  ve  erkenden karanlık basması nedeniyle yıllarca KARANLIK KÖPRÜ olarak anılmıştır.

 

 

                         KISA KES AYDIN ABASI ( HAVASI ) OLSUN

Gazetemizin bu köşesine de  adını da veren bu deyiş , ses uyumu nedeniyle  “ aba “ ve hava “  kelimelerinin kullanılmasıyla,   farklı anlamlar taşır.

Aslında  bu   şehir efsanesi de Aydınlı Zeybeklerin giyim kuşamları üzerinedir.

Aydında dağlarda dolaşan efeler,daha rahat hareket etmek ve zaptiyeden daha rahat  kaçabilmek, çalıya çırpıya takılmamak  için  dizlerine kadar uzanan  potur giyerlermiş.

 

 

 

Osmanlı döneminin sultanlarından 2. Mahmud bazı libasların giyilmesini yasaklayarak , aba kumaşından yapılan kısa Efe poturunun giyilmesini yasaklamış ve  bunun yerine uzun şalvar pantolon ( kara don )  giyilmesini mecburi kılmıştır.

 

 

 

 Ancak Osmanlıya başkaldıran  ve  aba giymekten vazgeçmeyen zeybeklerle,  devlet idaresi arasında tartışmalar ve ciddi çatışmalar meydana gelir.

.Hal böyle olunca daha önce don diktirirken “kısa kes aydın abası olsun” dedikleri terzilere açıktan böyle bir seslenemeyen  zeybekler; etraftaki jurnaller tarafından bilinmemesi için "kısa kes aydın havası olsun" demeyi yeğlemişlerdir.

Ancak bu deyim Anadolu’ya öylesine dağılmış ki ,her şehre ayrı bir efsane olarak söylencelerine girmiştir.

 

 

 Bir zamanlar Balıkesir'de çok güzel   aba'lar dokunurmuş.
Hem dokunan kumaşın ismi aba, hem de bu abadan dikilip şalvarın üstüne giyilen ceketin adı aba imiş. Ticaretle uğraşan bir vatandaş, Balıkesir'in meşhur abasından bir elbiselik kumaş alıp . Terziye vermiş. Terzi adamın ölçüsünü almış.

Fakat "Bu aba hem ceket, hem de şalvar dikmeğe yetmez, biraz daha kumaş ister" demiş.
Müşteri, terziye şöyle itiraz etmiş:
- Yahu nasıl yetmez? Eteklerini kısa kes, “Aydın abası” olsun..!

 


“Kısa kes Aydın Abası Olsun “  deyimi , günümüzde ,  sözünü ya da yaptığı işi gereğinden fazla uzatanları ikaz etmek için kullanılır. Günümüzde  işte bu  şehir efsanesi  zeybeklerin  terziye söylediklerini aksine    “Kısa kes Aydın havası olsun” şeklinde söylenegelmiştir.

Ama aslında  Aydında   kışın yağan yağmur’un ardından , aniden açan güneş ve bir anda değişen  iklimi  üzerine gönderme yapılarak söylenen “kısa kes Aydın havası olsun “sözü ,  bu  gerçeği de  yansıtmaktadır aslında..! 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110  EFELER – AYDIN

 

GSM : 0.542.7608691 

01.06.2017
Bu yazı 469 defa okundu.

Diğer Yazıları