YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

AYDIN'IN DE­ĞER­LERİ KİM BİLİYOR YER­LERİNİ ?

Aydın adı gibi par­lak ve çağ­daş bir kent gibi gö­rün­se de, dil­len­di­ril­se de,
Öy­le­mi­dir acaba sizce ..?
Bu köşe ya­za­rı fakir de Aydın do­ğum­lu ancak, kö­ken­le­ri De­niz­li.
Anam babam, ata­la­rım de­de­le­rim Ba­ba­dağ'lı .
Bazı dost­la­rım bunun ça­lış­kan aydın ol­mak­la ne il­gi­si var diye so­rar­lar bazen , 
Ama top­lam­da ve ge­nel­de dü­şü­nür­sek ben ak­si­ne ina­nı­rım.
Her kent­ten aksi de olmak üzere ça­lış­kan, aydın , çı­ka­bi­lir ise de,
Ör­ne­ğin Doğu da Kay­se­ri , Ga­zi­an­tep, ve ba­tı­da De­niz­li ça­lış­kan­lık­la­rı ve üre­tim­le­riy­le marka olmuş kent­ler­dir. 
Aydın de­nin­ce akla gelen “ iki dönüm bos­tan ,yan gel yat Osman “ de­mez­mi­yiz..?
Genel kanı , Aydın 'lı akşam dük­ka­nı ka­pa­tıp evin­den çık­ma­yan , gece ha­ya­tı­nı perk de sev­me­yen , bir­lik­te iş yap­ma­yı bil­me­yen, güven ke­li­me­si­ni bil­me­yen , sakin ve ya­sa­la­ra uyan iti­dal in­san­lar­dır.
Öyle ol­ma­sa, 1970 ler­de­ki gibi gece klüp­le­ri ve pav­yon­lar­dan ge­çil­mez,Or­ga­ni­ze sa­na­yi si­te­le­rin­de boş yer kal­ma­yan , ikin­ci Üni­ver­si­te­le­rin, Vakıf ve Özel Üni­ve­wr­si­te ve Eği­tim ku­rum­la­rı­nın , ,de­va­sa alış­ve­riş ve eğ­len­ce mer­kez­le­ri­ni bir­bi­ri ar­dı­na açıl­dı­ğı bir ca­zi­be mer­ke­zi olur­du.
An­tal­ya'nın il­çe­si Alan­ya da , biri vakıf ve özel iki tane müs­ta­kil Üni­ver­si­te­si ol­du­ğu­nu bi­li­yor­muy­du­nuz..?
Na­zil­li de Be­le­di­ye baş­ka­nı Haluk Alı­cık 'ın gay­ret­le­riy­le bir Sümer Üni­ver­si­te­si ku­rul­ma­ya ça­lı­şı­lı­yor yıl­lar­dır.
Oysa ik­li­min en güzel ol­du­ğu ve en ve­rim­li ara­zi­le­re sahip Aydın tarım ve Yaşam için Öğ­ren­ci­ler için bir çekim mer­ke­zi.
Ama ne büyük dü­şü­nen , ne de hayal kuran in­san­lar var bu di­yar­da.
Ben bunun biraz da gen­ler­le, içi­miz­de­ki DNA larla il­gi­li ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yo­rum.
Kimse ku­su­ra bak­ma­sın , eleş­ti­ri ola­rak ta al­gı­lan­ma­sın , ama Aydın'lının gi­ri­şim ve iş ko­nu­sun­da inanç­sız­lı­ğı hayal ede­me­me­si bir doğal tavır, na­tu­ra ve huy..!
Geçen gün ADÜ Ata­türk Kül­tür mer­ke­zin­de , HER­KES­TEN ÖNCE GÖR­MEK slo­ga­nıy­la AYTO' nun da­vet­li­si ola­rak ili­mi­ze gelen yaşam koçu ve hayat uz­ma­nı Ahmet Şerif İzgö­ren'i iz­le­me­ye git­tim. 
Ne yalan söy­le­ye­yim, adını şöyle böyle duy­du­ğum bu Ku­le­li As­ke­ri li­se­den ay­rıl­ma zat ken­di­si­nin de­yi­miy­le , kim­se­nin yap­tı­ğı işle ken­di­si­ni eş­leş­ti­re­me­di­ği bi­riy­miş.
Hatta kon­fe­rans ön­ce­si sa­lo­na gi­rer­ken , ki­ta­bı­nı alan bir öğ­ren­ci­yi görüp ya­nı­na git­miş ve “ge­ti­rin ki­ta­bı­nız im­za­la­ya­yım “ de­me­si­ne al­dır­ma­yan ve ken­di­si­ni ki­ta­bın ya­za­rı ola­rak ta­nı­ma­yan öğ­ren­ci­nin “ yok ya­za­rı­na im­za­la­ta­ca­ğım “ di­ye­rek red­det­me­si­ni sa­lo­nu kah­ka­ha­la­ra bo­ğul­du.
Önce daha küçük bir sa­lon­da dü­zen­le­nen kon­fe­ran­sa ge­len­le­rin sığ­ma­ma­sı ve hatta İzgö­ren 'in sah­ne­ye otur­ma­la­rı­nı is­te­me­siy­le yine de sa­lo­nun al­ma­ma­sı üze­ri­ne bin ki­şi­lik en büyük sa­lo­na ge­çil­di.
Yak­la­şık 75 da­ki­ka süren kon­fe­ran­sın­da video çe­ki­mi­ni ya­sak­la­yan İzgö­ren , dört çar­pı­cı soru sordu sa­lo­na .
Bun­lar sı­ra­sıy­la , dün­ya­nın İlk fel­se­fe okulu, ilk ta­pı­na­ğı ve dün­ya­nın Çin sed­din­den sonra en uzun sur­la­rı­nın nerde ol­du­ğu­nu ve dün­ya­nın 2. en fazla uçak ihraç eden ül­ke­yi sordu.
Ben dün­ya­nın en çok uçak ih­ra­cat eden ül­ke­nin Tür­ki­ye ol­du­ğu­nu bil­mek­le , sor­du­ğu diğer üç şeyin de Tür­ki­ye de bu­lun­ma­sı, ben dahil her­ke­si şa­şırt­tı.
Hadi Nuri De­mi­rağ ilk Türk uçak­la­rı­nın ya­pım­cı­sı ol­du­ğu­nu bi­li­yor­dum.R03;Ama,
İlk Fe­le­se­fe oku­lu­nun Ça­nak­ka­le Assos Beh­ram­ke­le 'de,İlk Ta­pı­na­ğın Gö­bek­li­te­pe de, Dün­ya­nın 2. en uzun sur­la­rı ise Di­yar­ba­kır­da ki ta­ri­hi eski kent sur­la­rı ol­du­ğu­nu kimse bi­le­me­di.
Ge­nel­de işa­dam­la­rı­nın viz­yo­nu­nu ve şir­ket yö­ne­ti­min­de ba­şa­rı­yı an­la­tan İzgö­ren kendi adıy­la bir aka­me­di de kur­muş. Bu­ra­da çay­cı­sı­nın bir pro­je­si­nin nasıl ha­ya­ta ge­çi­ril­di­ği­ni an­la­ta­rak , hayal et­me­nin , her­kes­ten önce gör­me­nin ve fark­lı dü­şün­me­nin öne­mi­ni ör­nek­ler­le an­lat­tı.
Sa­lo­nu dol­du­ran çoğu öğ­ren­ci­le­re ses­le­ne­rek, sı­nav­lar­da so­ru­lan (a b c d e ) şık­la­rı­nın yanı sıra siz fark­lı bir be­şin­ci al­ter­na­ti­fi (f ) şık­kı­nı da dü­şü­nüp araş­tı­rın dedi.
Ha­yat­ta iş bu­lan­la­rın ba­şa­rı­lı olan­la­rın hep (f) şık­kı­nı araş­tı­ran ve dü­şü­nen­ler ol­du­ğu­nu be­lirt­me­si , kon­fe­ran­sın slo­ga­nı olan “her­kes­ten önce gör­me­nin” an­la­mı­nı or­ta­ya koydu.
Ör­ne­ğin art ka­şa­ğı yapan Tah­ta­ka­le es­naf­la­rın­dan bi­ri­nin her­kes­ten daha önce gör­dü­ğü­nü açık­la­ya­rak, at­la­rın şehir için­de kul­la­nıl­ma­sın­dan vaz­ge­çil­me­siy­le za­na­atı­nı diş fır­ça­sı üre­ti­mi­ne çe­vi­ren ve so­ya­dı ünlü bir marka olan , Lütfü BANAT ör­ne­ği­ni, Sunta nın ilk mu­ci­di SUn­gur­lu (Çorum ) TAhta ke­li­me­le­ri­nin baş harf­le­riy­le olu­şan SUNTA o dönem üre­ti­me ye­tiş­ti­re­mez­ken , bugün yok ol­du­ğu­nu , as­lın­da in­ter­ne­ti bu­lan­la­rın kim ol­du­ğu­nu sor­du­ğun­da çoğu kişi Ame­ri­ka'da bu­lun­du­ğu­nu ve ba­zı­lar or­du­da­ki as­ke­ri ha­ber­leş­me , ba­zı­la­rı da üni­ver­si­te öğ­ren­ci­le­ri­nin kendi ara­la­rın­da ha­ber­leş­mek ama­cıy­la keş­fet­ti­ği­ni açık­la­ma­sı­na rağ­men İnter­ne­ti ilk tarif ede­nin ha­yal­ci Jules Verne ol­du­ğu­nu ha­tı­ra­la­rın­dan an­lat­tı.
Eins­te­in ve şo­fö­rüy­le olan anek­dot ise hem gül­dür­dü hem de dü­şün­dür­dü.
Daha önce de oku­du­ğum bu anek­dot hem ya­ra­tı­cı­lı­ğın hem de fark­lı dü­şün­me­nin güzel bir ör­ne­ği.
Eins­te­in kon­fe­rans­la­rı­na hep özel şo­fö­rü ile gi­der­miş. Yine bir kon­fe­ran­sa git­mek üzere yola çık­tık­la­rı bir gün şo­fö­rü Eins­te­in'a;
“Efen­dim, uzun za­man­dır siz ko­nuş­ma­nı­zı ya­par­ken ben de arka sı­ra­lar­da otu­rup sizi din­li­yo­rum ve ne­re­dey­se söy­le­ye­ce­ği­niz her şeyi ke­li­me­si ke­li­me­si­ne bi­li­yo­rum”demiş. Eins­te­in gü­lüm­se­ye­rek ona bir tek­lif­te bu­lun­muş:
“Peki, şimdi gi­de­ce­ği­miz yerde beni hiç ta­nı­mı­yor­lar… O halde bugün palto ve şap­ka­la­rı­mı­zı de­ğiş­ti­re­lim, benim ye­ri­me sen konuş, ben de arka sı­ra­da seni din­le­rim.”
Şoför, ger­çek­ten çok şa­ha­ne ve ba­şa­rı­lı bir ko­nuş­ma yap­mış ve so­ru­lan bütün so­ru­la­rı doğru ce­vap­la­mış. Tam ye­ri­ne otu­ra­ca­ğı sı­ra­da konu hak­kın­da bil­gi­li, azı­cık da ukala bir pro­fe­sör, o güne kadar kon­fe­rans­ta so­rul­ma­mış, ku­an­tum ve gö­re­ce­lik üze­ri­ne ağır bir fizik so­ru­su sor­muş. Şoför, hiç du­rak­sa­ma­dan so­ru­yu soran ki­şi­ye dönüp:
“Böy­le­si­ne basit bir so­ru­yu sizin gibi bir pro­fe­sör ho­ca­nın bil­me­me­si ger­çek­ten hem çok garip, hem de ayıp ”demiş. Sonra da sa­lo­nun ar­ka­sın­da otu­ran Eins­te­in'ı işa­ret ede­rek şöyle devam etmiş:
“Şimdi size arka sı­ra­da otu­ran şo­fö­rü­mü ça­ğı­ra­ca­ğım ve sor­du­ğu­nuz so­ru­yu, gö­re­cek­si­niz, o bile ce­vap­la­ya­cak.”
Ya­zı­la­rım­da hep de­ği­ni­rim.
Hayal etmek ba­şar­ma­nın ya­rı­sı­dır.
Yerel yö­ne­tim­ler, kamu ida­re­le­ri, şir­ket­ler ARGE ler kur­ma­lı­dır.
Uçuk kaçık da olsa fark­lı şey­ler , fi­kir­ler üret­me­li­dir.
Marka olmak için , fark­lı olmak için , öne geç­mek ve ar­dın­da iz bı­rak­mak için ,
Akıl ve be­yin­ler mesai yap­ma­lı­dır.
Ba­şa­rı­lı olmak , fark ya­rat­mak, fark­lı olmak ,iz bı­rak­mak için önce hayal edip , sonra uy­gu­la­yın.
Büyük olmak için , Bü­yük­şe­hir olmak için, önce hayal kurun sonra ,BÜYÜK DÜ­ŞÜ­NÜN..!
SÖZÜN ÖZÜ : 

01/04/2017

02.04.2017
Bu yazı 543 defa okundu.

Diğer Yazıları