YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

BUGÜN 37. YILDÖNÜMÜ 12 EYLÜL’ÜN, EN UCUZ ÜLKESİ OLDUK ÖLÜMLERİN

 

 

Otuzyedi  yıl önce  bugün  12. Eylül 1980  demokrasinin kırılma günlerinden biriydi.

Dile kolay  bir ömürün yarısı..!

“yaş otuz beş yolun yarısı eder”  diyen ünlü şair  Cahit Sıtkı Tarancı  şirinde devamla ,
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.”

37 yıl önce  bu   sabah a karşı   tek kanallı TRT de Kenan Evren’in bariton  sesiyle uyandık erkenden.

Spiker de , yıllar sonra bundan utanç duyduğunu açıklayan rahmetli  Mesut Mertcan.

“Aziz  Yurttaşlarım ,Bu sabahtan itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymak zorunda kalmıştır”

Mesut Mertcan’ın  Güvenlik Konseyi  bildirileri,

Tutuklamalar, mahkemeler, idamlar.

Cahit Sıtkı Tarancı ‘nın şiiri adeta bugüne işaret ediyor sanki.

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.”

1982 yılına dek süren askeri yönetim sonrası, yumuşak demokrasiye geçiş .

yapılan referandumda halkın  yüzde doksan iki  oyuyla Kenan Evren’e  açılan  Cumhurreisliği.

12 Eylül öncesini unutmayanlar ,

ilçelerin beldelerin köylerin halini de anımsayacaktır.

kahvelerin , bakkalların ayrıştığı,

 ideolojik ve siyasi görüşlere göre gruplaşmalar ve koloniler oluştuğu,

örneğin  Efeler ilçesinde Menderes Bulvarının ülkücüler kontrolünde

Batı Gazi bulvarı ise sol kesimin elinde ,

 tam ortasında da “ ne sağcıyım ne solcu  , futbolcu  gençler..!

1970 lerin başında Aydın da gençler işte bu siyah beyaz karede olduğu gibi yeni açılan o zaman ki adıyla Büyük menderes Bulvarı nın başında yer alan ve bugün yıkılan Belediye binası önündeki parkta 

İşte  böyle beraber gezerek, ayrımcılık yerine sevgiyle  aynı karede birleşiyorlardı.

1974 yılında mezun olduğumuz Aydın  lisesi günleri  sonrasında kader bizi İstanbul da Yıldız Teknik Üniversitesine gönderdiği günler  sonrası  , beş yıl acı, gözyaşı , tedirginlik ve ölüm endişesi ile geldi geçti. 

Kimin hayatta kaldığı , kimin  toprakta kaldığı , tesadüfe bağlıydı.

Ölüm le yaşam  arasında  gelgitler yaşatan çatışmalar ve silahlar gölgesinde geçen  bir on yıldan sonra ,

37 yıl önce bugün TSK yönetime el koymuştu.
her yıldönümde  “ vizontele-2 “ filmini anmsarım.

Deli  Emin rolündeki Yılmaz Erdoğan’ın Kütüphane Müdürü  rahmetli Tarık Akana’a bozulan vizontele’yi sabah götürdüğünde  ilçeye giren tankları canlandırılan 12 Eylül’ü acı acı anımsarım.

Bugün yargılanıp mahkum edilen ve cezasını beklemeden  rahmetli olan Kenan  Evren ,

o yıllarda terörü bitiren lider olarak halkın büyük kesimi tarafından  benimsenmiş ve

yüzde doksan iki oyla   anayasaya ve  reisicumhurluğuna  yeşil ışık yakmıştı.

O yılları yaşamayanlar  12 Eylü’ü anlamakta zorluk çekecektir.

Bu köşe yazarınız  1980 de 23 yaşında Üniversiteyi yeni bitirmiş bir mezun Mühendisti.

1970 başından   1980 başlarına dek  geçen  yaşamın  en güzel   on yılı  endişe, acı ve üzüntüyle geçti.

Ana ve babaların  tek derdi, evladının akşam eve sağ ve salim geri dönmesi idi.

Bunun gerginliği ile akşam tek kanal   TRT de  günün  olaylarıda ölenlerin listelerinde kendi, çocuğunun adının olup olmadığının gerginliği , çoğu aileyi her gün ölüme mahkum etmişti.

Gece kapısı çalınan öğretmenler,okulu basan  eşkiyalar, gözünü kırpmadan okul  çıkışı öğrencileri  silahla  tarayanlar,

bunlara müdahale edecek polisin sağ görüşlüler,  Pol- Bir ve sol görüşlüleri ise Pol -Der çatısında tarafsızlığını yitirmişti.

Beraber yürüdüğü  yolda  yanı başında arkadaşını kaybeden gençler,

ruhsal çöküntü içinde eğitimine ara vermek zorunda kalmıştı.

ideolojik görüşlerin hakim olduğu üniversitelere, karşı görüşlü öğrencilerin girmesi mümkün değildi.

okullar eğitim değil, can güvenliği derdindeydi.

kimi üniversiteler bir yıl öğretime ara verdi.

Bu köşenin yazarı da , o yıllarda İstanbul ‘da  fakülteyi   bitirmeye gelen genç bir  Aydın ‘lı  ve taşralıydı.

Tek amacımız okumak ve  doğduğumuz topraklara dönüp hayatlarımıza yeni bir vermek olan , en güzel gençlik yıllarını   teröre kurban vermiş,  talihsiz 78 kuşağı gençlerdik. Ama aşağıdaki fotoğraftaki gibi fotoğraf çekilirken gene de gülmeyi unutmamıştık.

Bugün Aydın da belediye başkanlığı yapan bir meslekdaşım , o yılları anlatırken ,  sağcıların girmesine izin verilmeyen İTÜ ‘ne polis ve jandarma eşliğinde sadece sınavlara nasıl katıldıklarını  anlatır.

Bugün olduğu gibi, Kurşunlar kimseye adres sormuyordu.

Hiç unutmam, bugünkü Turistik park ta , Üniversite tatilinde  bir arkadaşımla çay içerken üzerimdeki kırmızı T-Shirt  nedeniyle “ koministler Moskava’ya “ diyen tanımadığım gençlerin tacizine de tanık olmuştuk.

Gene o yıllarda  , Kapalı spor salonunda masa tenisi oynarken batı gazi Bulvarından gelen silah sesleri  hepimizin kanını dondurmuştu.

Kimileri genç yaşta toprağa düştü,kimileri bu ağır depresyona dayanamayıp ,aklını yitirdi.

Mecliste bilmem kaçıncı turlar yapıldığı halde  , Meclis bir cumhurbaşkanı seçemiyordu.

Fahri Korutük vekaleten vekalet ettiği Cumhurreisliğine devam etmek zorunda kalmıştı.

Sivas,Çorum Maraş olayları  katliama dönüşmüştü.

sokaktaki vatandaş artık  canını kurtaracak  birini arıyordu.

Milletin  , demokraside aradığı çözümü  siyasetçiler   bulamayınca,  tek adres   ordudan başkası  değildi.

Çünkü siviller ülkeyi huzur  ve barışa götürmekten uzaktı.

İşte onun için TSK ‘nın  o yıllarda  yönetime el koyması,  açıkça sokakta büyük sevinçle karşılanmıştı.

Çünkü halk sabah sokağa yaşama güvencesi ile çıkmıştı

Hiç olmaması gerekir ise de, on yıl çekilen acı ve ölümler son bulmuştu.

Hiç unutmam sokağa çıkış yasağı nedeniyle evlerinin önüne masa sandalye çıkarak komşularımız tavla oynayıp ,akşama dek sohbet etmişlerdi.

Ama askeri darbeler ince eleyip sık dokumadan  ardından gelen tutuklamalar , sağ sol demeden, bir bu taraftan bir diğer taraftan  asılanlar,  hukuksuz idamlar, yaşın yanında yanan kurular,

darbe ile gelen huzur ve barışa düşen kara bir  gölgeydi.

Sonradan öğrendik ki her darbenin arkasında bir Okyanus ülkesi,

Aynı tabanca ile  hem sağcı hem de solcuyu vuran eller ,tetikçiler aynıydı.

hayat çok değersiz ve ölümler çok ucuzlamıştı.

insana  değer vermedikçe,

 darbecilerle  , sivil yönetimler arasında bir fark yok , hepsi aynı…!

Terörün 37 yıl öncesini aratmayan soğuk yüzü,

O yıllarda kahveleri bile ayıran vatandaşlar, siyasi görüşe göre alışveriş yerlerini değiştirenler,bugün de değişen bir şey yok..

Türk -Kürt  çatışması çıkarmak isteyenler, terör cinayetleri, iş  , trafik ve maden  cinayetleri,

bu da olur mu denilen,

ancak bizde olan kazalar.

yok artık denilen felaketler.

ucuz ölümler 12 Eylül sonrasını  aratmayan cinsten.

her şeyin pahalandığı günümüzde,

en ucuz şey  hala, maalesef   insan hayatı..!

 ÖZÜN ÖZÜ :

HAYAT  ÇATLAK DESTİDEKİ SUYA BENZER,

İÇSEN DE BİTER,  İÇMESEN DE.

HAYATTAN TAD ALMAĞA BAK İŞTE BU YÜZDEN,

ÇÜNKÜ  YAŞASANDA BİTECEK,  YAŞAMASN DA..!

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

GSM:0.505.8077828

PK:110 EFELER – AYDIN 

12.09.2017
Bu yazı 154 defa okundu.

Diğer Yazıları