YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

ÇİNE’DE DEĞİŞMEYEN MANZARALAR, DÜN ,BUGÜN VE BİR ZAMANLAR..!

Çine denince ilk akla , suyu, köftesi,   Madranspor’u , madencileri ve bir de organik  Perşembe pazarı gelir.

Aydın ve Tire ‘nin ünlü Salı pazarı gibi , sokak içlerinde yayılmış   Perşembe pazarı meraklıları için civar ilçelerden de alıcıları buluşturuyor.

Şevketiye  Mahallesinde  kurulan  ilçenin ana pazarında ,en doğal  köy yumurtaları , mevsimine göre  kedirgen ve sarmaşıkları , bitki ve sebzenin   anavatanı Kahramanköy ve Karakolların  lezzetli ürünleri,dağların kekiklerini  yiyen  besi hayvanlarının pirzola ve  köftesi ile ünlüdür.

Gerga antik kenti , Topçam barajı , Çine çayı ,Çine ve  inşaatı devam eden Gökbel  barajı ,Üç ilçeye suyunu hediye eden  Madran dağı ,  Marsyas  efsanesi ,rüzgar ,enerjisi, Eskiçine Ahmet Gazi türbesi, ile doğa , tarih ve sofra kültürü zengin bir ilçemiz.

1919 işgal yıllarında İtalyanların yaşadığı Çine de  ,daha kuzeydeki Yunan işgali altındaki Menderes nehrinin kuzeyindeki Aydın ve köylerindeki katliamların yaşanmadığı ilçede,aksine İmar ve ihya çalışmaları yapılmıştır.Çine de 1927 yılında yapılan  eski konutların   87 yıldır ayakta olduğu görülmüştür.

Kültür ve sanat  dünyasının ünlülerini bağrından çıkaran Çine ,  Yıldız Kenter'in eşi  rahmetli Şükran Güngör, Mehmet Güney , ile Yüksel Yalova (Karpuzlu )  ve  Yalçın Dinçer  ilçenin adını ulusa birer marka  l değer haline getirmiştir.

TARİHTE ÇİNE

 Asya kıtasının ve dünyanın en fazla nüfusa sahip Çin ile kafiyeli Çine ilçemiz    Büyük Menderes Havzasının güneyinde Çine Çayının suladığı, yeşil alanlara bakan Madran Dağı nın güneybatı eteklerinde kurulmuştur.

Çine antik Kayra ve Ionya bölgelerini birbirine bağlayan geçit üzerinde olması nedeni ile Aydının eski ve önemli yerleşim yerlerinden biridir. Günümüzde de Muğla be Bodrum yolu üzerinde  önemli bir uğrak yeridir.

bereketli akarsuların suladığı  verimli toprakları, doğal koşullarının elverişliliği ve ticaret yolları üzerinde olması nedeniyle tarihi çok eskilere dayanır.

AHİ EVRAN TÜRBESİ ; Çine`ye 10 km güneyde ve Eskiçine Köyü yerleşim alanı içinde 14.yy. başında, Menteşe Beyliği döneminde yapıldığı tahmin edilen Ahi İbrahim Türbesi dikdörtgen planındadır. Ahmet Gazi Camii`nin güneybatısında ve aynı avlu içindedir.Türbe`nin duvar yapıları, tipik  bir Selçuklu tuğla yapı örneği sergilemektedir.

AHMET GAZİ CAMİ :Eskiçine Köyü içinde bulunan Ahmet Gazi Camii, Menteşe Beyliği dönemine aittir.1308 yılında yapılmıştır.Yapı tam kare şeklindedir.Beden duvarları kesme blok taşlardan örülmüştür.Yarıdan itibaren ise tamamen moloz taşlardan yapılmıştır.Selçuklu toprak işçiliğinin en iyi örnekleridir.

TEPECİK HÖYÜĞÜ : Karakollar köyünün 3 km güneybatısında yer alan TEPECİK HÖYÜĞÜ,   Ovanın içindedir. 4800 m2 alanında ve  9 m yüksekliğindedir. 2004 yılında kazılara başlanmıştır. Yapılan kazılar höyükte en erken Geç Neolitik Çağdan klasik çağlara uzanan kesintisiz bir yaşamın varlığını ortaya koymuştur.  Bulgular höyüğü erken Tunç Çağına ve Kalkolitik kültüre taşımaktadır.

Kazılarda elde edilen bulgular erken dönem Batı Anadolu seramik geleneğinden örnekler vermektedir. İ.Ö. 2 bin yıllarından daha eskilere dayanan günlük kullanım parçaları kazıların doyuruculuğunu göstermektedir.

Kazılar Tepecik Höyüğü’nün basit bir yerleşimden öteye gelişmiş bir yerleşim olduğunu kanıtlamıştır.

4 yıldır süren kazılarda sur duvarları, ithal Miken kapları, günlük kullanıma ait kaplar, hayvan biçimli kaplar,metal eserler, mermer idoller, perdah ve oluk bezemeli kaplar,  taş baltalar, işlenmiş kemikler bulunmuştur.  

KUVAYI MİLLİYE MÜZESİ :  Osmanlı imparatorluğu döneminde Sultan Abdülhamit’in emriyle Çine’nin yerli yapı ustaları tarafından 1906 – 1909 yılları arasında yapılmıştır. Bina 1910 – 1979 yılları arasında askerlik şubesi olarak kullanılır.Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasından önce yapılan bağımsızlık mücadelesi “ Şanlı Kurtuluş Savaşı” öncesi çok önemli bir yere sahiptir.Tarihsel değeri büyük olan tescilli Eski Askerlik Şubesi Binası , Kurtuluş Savaşımızın ve Milli Mücadelemizin yaşayan bir sembolüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında büyük önemi olan “ Çine Kuvayı Milliye Heyeti’nin” ne ölçüde değerli olduğunu anlamak, anlatmak için tarihine ve geçmişine sahip çıkan Çine belediyesi tarafından   geçmişimizi gelecek nesillere taşıyabilmek amacıyla, döneminin değer ve anılarını gelecek nesillere aktarmak, atalarımızın ülke bağımsızlığı uğruna yaptığı fedakarlıkları daha iyi anlamamızı sağlayacak bu tarihi kültürümüze sahip çıkarak halkın ziyaretine açmak için, Anıtlar Kurulundan alınan izinle restorasyon çalışmaları yapılmıştır. 

OSMAN EFENDİ KONAĞI : Çine Şevketiye Mahallesinde ,Namık Gedik caddesi  üzerindeki, konak Çine’nin ilk şoförlerinden Osman Gültekin tarafından 1932 yılında yaptırılmıştır.  Çine belediyesince satın alınarak ,tarih ve kültür evine dönüştürülen konak , geçmişine duyarlı Çinelilerin anılarını yaşatmaktadır.

ALABANDA antik kenti bugün Doğanyurt adıyla bilinen eski Araphisar köyü sınırları içinde eski bir Karia kentidir. Alabanda adı "at" ve "zafer" anlamlarına gelen "ala" ve "banda" sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuş. Ünlü tarihçi Strabon, Alabanda halkının eğlenceye fazlasıyla düşkün olduğunu, kentte harp çalan çok sayıda genç kızın olduğunu anlatır.Milattan önce . 3000`lerden bu yana aynı adla anılmaktadır. Hitit, Aka ve Roma uygarlıklarını yaşandığı ve  kazılardan çıkan  taşınabilir eserler İstanbul ve İzmir arkeoloji müzelerindedir. Kalıntılar arasında iki giriş kapısı ile akropolün yer aldığı tepenin yamaçlarında tiyatronun birkaç basamağı, senato, Apollon Tapınağı ile surların kalıntıları görülebilmektedir. Batı yönündeki nekropolde anıt mezarlar ortaya çıkarılmıştır.

GERGA :
Çine -Muğla karayolunun 5 km`sinden  köy  yoluna sapılır. Gerga ile özdeşleşmiş yapılardan biri olan sunak ilginçtir. Tapınak ya da Sunak olarak ele aldığımız bu yapı dikkat çekicidir. İki yanında bulunan, dolaba benzer oyuklar dışında sade ve boş olarak bulunmaktadır.

Gerga yerleşim alanının çeşitli noktalarında insan boyuna ulaşan dikdörtgen biçimde yapılara rastlanır Bu  yapıların belli yerlerine antik çağlarda suyun simgesi olan yunus figürünün kazılmış olması yapıların gömüt değil, su sarnıcı konumudaki çeşmeler olduğu tezini de gündeme getirmektedir.Gerga yerleşim alanı iyi incelendiğinde Hellen kültürünün izlerine rastlanmaz. Ayakta kalan yapılar incelendiğinde, tipik Karia ya da bölgeye ilk yerleşim kabilesi Leleg’lerin  yapı stilini andırdığı görülür.

MARSYAS EFSANESİ :

Bugün Çine barajı suları altında kalan İnce Kemer ‘in altından geçen ve serin sularını Çine Ovasına taşıyan ve  bu güzel Vadi ve içinden akan Çine çay,  mitolojideki Marsyas efsanesine konu olmuş. Milattan önce  4000 yıllarında zamanın flüt ustası olan Çoban Marsyas  , Tanrıça Athena’nın  bu vadi içinden akan derenin kenarında dolaşıp kaval çalarken sudaki aksinde yanaklarının şişkin olduğunu görüp  , suda yansıyan   görüntüsünü  çirkin bulup fırlatıp attığı kavalı  bulur.

 Efsaneye göre bütün güzel sanatların tanrısı olan Apollon, yeryüzünün bu güzel köşesinde saz çalarak dolaşır. Diğer tanrılara ve ölümsüz perilere neşeli dakikalar yaşatırmış. Bir gün bu yöreye bir ölümlü gelip yerleşmiş. Elinde hiç bir gökyüzü tanrısının ve perilerin bugüne kadar görmediği uzun bir kavalı varmış. Ölümlü bu uzun kavalı öyle güzel üflüyor, ona öyle etkili nameler çıkartıyormuş ki herkes vecd ile dinliyormuş. Periler ölümlünün  sazını, Apollon’dan güzel ve daha dokunaklı çaldığını birbirlerine fısıldamışlar. Üstelik sazın da Apollon’un sazından daha etkili ve daha büyüleyici olduğunu söylemişler. Bu sözler Apollon’un kulağına kadar gitmiş. Çok öfkelenen ve gazaba gelen Apollon, ölümlüyü tanrıların huzurunda yarışmaya davet etmiş. Şimdiki Çine çayı vadisinde yarışa başlamışlar. Kral Midas da hakem olmuş.

Ölümlü sazını o kadar güzel üflemiş. O kadar dokunaklı çalmış ki buna tarılar bile şaşırmış. “Artık ölümlünün üstünlüğünü kabul et, Apollon. Sazını senden daha güzel çalıyor” demişler. Kral Midas berabere ilan edince Apollon çok sinirlenir ve Midas`in kulaklarını  uzatır. Ayrıca Apollon tanrısal zekasını  kullanarak Marsyas`a, 2 turda kavalı  tersten çalmayı önerir.

 Boş bulunup bu öneriyi kabul eden Marsyas, flütü tersinden çalmayı dener.

Flütün hiçbir ses çıkarmadığını  fark ettiğinde  aldatıldığını anlar ve yarışmayı kaybettiği için Apollon tarafından derisi yüzülerek öldürülür.
Onu  yeraltı ve ölüler tanrısı  Hades’in yanına göndermiş.

Bu olaya izleyen  periler  o kadar üzülmüş, o kadar gözyaşı dökmüşler ki, akan gözyaşları nehir olup akmış.

 Perilerin gözyaşlarının oluşturduğu Çine çayı o günden beri hala durmadan akarmış.

Kimbilir , Marsyas’ın acısını dindirmek için midir bilinmez , Çine Belediyesinin ve halkının Çine’de ,tarih ,sanat ve Kültüre ilgisi bundan mıdır acaba..?

 

 

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER - AYDIN 

GSM : 0.505.8077828 

27.09.2017
Bu yazı 121 defa okundu.

Diğer Yazıları