YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

DÜN İLE BUGÜN ARASINDA BİR KÖPRÜ. SAHAFLAR ve SAHAFLIK.

Eskiden bu yana dilimize pelesenk olmuş  ilginç isimli  meslekler günümüze dek  aynen korunmuştur.

Tuhafiyeci, Zücaciye, debbağ , makastar , Sahaflık , ve benzeri  meslekler günümüze dek ulaşan ve bilinen mesleklerdir.

Sahaf kelime anlamı olarak  eskiden  “  kitap satanlara” verilen isimdir. . Sahaf kelimesi, Arapça ‘Suhuf’ (kağıt parçaları) kelimesinden geliyor. Bu arada ‘sahaf’ kelimesinin,   “sahhaf “ olarak ta kullanılmaktadır. Sahaf esnafı eskiden beri, yazma ve değerli kitap satan, derin kitap bilgisi ve ilmi olan, müşterisinin ihtiyacını gideren, kitap konusunda insanlara yol gösteren ticaret erbabıdır.

Matbaanın keşfedilip, basın işinde kullanılmasından önce kitaplar elle yazılırdı. Bu işi, meslek edinen pek çok kişi bulunurdu. Bunların yazdıkları kitapları dükkânlarda satma, ilk defâ 14. yüzyılda Bursa’da görüldü. Edirne başşehir olunca sahaflık (sahhâflık) merkezi burada da  gelişti

Daha sonra İstanbul’da Kapalıçarşıda ’da pekçok sahaf (sahhaf) dükkanı açıldı. Beyazıt meyanı ve camisi  avlusundan Kapalıçarşı’ya giden yol üzerinde iki taraflı sahaflar çoğaldı. Bunlardan bir kısmı günümüzde de eski eserleri satmakta ve burası Sahaflar Çarşısı olarak bilinmektedir. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde 17. yüzyılda  burada  sahaf dükkanı sayısının 50, ulema hizmetinde bulunan sahaf esnafı sayısının ise 300 olduğundan bahsedilir.

Kapalıçarşı’daki sahaf dükkanları Birinci Dünya Harbinden sonra tamamen kapandı. Kitapçı dükkanlarının bir kısmı Bayezid Camii avlusunda bulunan Sahaflar Çarşısına; bir kısmı da Babıali Caddesi (Ankara Caddesi)ne taşındı. Osmanlılar zamanında sabit sahaf dükkanlarının yanında, gezen, bohça ile kitap satışı yapanlar da vardı. Bunlara “bohçacı” denirdi. Bu kimseler konak ve evleri dolaşarak kitap satarlardı. 
Sahaflar, diğer esnaf teşekkülleri gibi loncaya mensuptular. Tamamen loncanın kurallarına tabiydiler ve kendilerine has tellal ve kahyaları vardı. Sahaflar aralarındaki anlaşmazlıkları halletmek ve devlet dairelerindeki işlerine bakmak üzere bir başkan seçerlerdi. Buna, “sahaflar şeyhi” denirdi.

Sahaf esnafı çoğunlukla yazma ve değerli kitap satan, derin kitap bilgisi ve ilmi olan, müşterisinin ihtiyacını gideren, ehline ehliyetle deva bulan bir ticaret erbabıdır. Sahaf kitabın en iyisinin hangisi olduğunu bilendir. Kitap hakkında bilgi  sahibidir. Daha iyiyi iyi olandan ayırır; yani hangi kitabın birinci, hangisinin ikinci kaynak olduğunu bilir. Sahaflık okuyup yazma ile değil, alıp satma ile öğrenilir. İyi sahaf olmak için kitapla dost olmak gerekir. Efendi ve Çelebi bir sahaf   kitabı çok parayı verene değil, onunla ilgilenene satar.

Bu güzel  meziyetlerin  yanında müşterisinin bir kitaba ilgisi olduğunu farkettiğinde fiyatı yükselten sahaflar da var. Bundan dolayı sahaflar arasında “es-sahaf , bî-insaf ” ( insafsız sahaf )  sözü yerleşmiş bir deyimdir.  Kâr amacını fazla ön planda tutan meslektaşlarını sahaflar  özellikle alıcının ilgisini fark ettiğinde, fiyat artırmaya kalkan böyleleri için “insafsızlık” suçlaması getiren özel bir deyimdir. Es-sahaf bi-insaf..!
Sahaflık, devamlı literatür ve kaynak eser takibi gerektiren, parası ve müşterisi az olan bir meslek olarak yaşam savaşı verse de, kitaba aşık insanlar var oldukça bu meslek de yaşayacak.

Eskiden Beyazıt sahaflar çarşısında 23 dükkan varken bugün iki üç sahaf dükkânı kalmıştır ve sahaflık farklı merkezlere yayılmış durumdadır. Sahaflık devamlı takip isteyen, müşterisi ve parası az bir meslektir.

2014 yılında   İstanbul  Üsküdar’da deniz kokusu ile kitap kokusu birbirine karıştığı   ilk kez bir “sahaf festivali “  düzenlendi. 3-14 Eylül  2014    tarihleri arasında Üsküdar Belediyesi himayesinde gerçekleşen 1.Üsküdar Sahaf Festivali bu alanda bir ilktir.

 

Türkiye'de kültür ve edebiyat tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, OSMANLI DA SAHAFLIK ve SAHAFLAR adlı kitabı bu konuda ciddi bir kaynaktır. Çok uzun yıllar üzerinde çalıştığı bu eserinde, orijinal ve el değmemiş sayısız arşiv malzemesi kullanmıştır. 1604-1909 tarihleri arasında, başta İstanbul olmak üzere Bursa ve Edirne'ye ait 3000 civarında mahkeme defterinin taranmasıyla elde edilen 200'e yakın sahaf terekesi yanında birçok arşiv vesikası da kullanılarak Osmanlı dönemindeki sahaflık ve kitap ticareti aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Osmanlı sahaflığının 16. yüzyıldan itibaren yaklaşık dört asırlık tarihini inceleyen bu eser, Osmanlı kültür hayatında sahafların yeri, sahafların kitap temin etme süreçleri, zengin bir esnaf kolu olarak sahafların ekonomik durumları, sahafların müşterileri, kitap fiyatları, kitap müzayedeleri, kitap kültürünün oluşmasında ve yaygınlaşmasında sahafların yanı sıra hattat, müstensih ve mücellidlerin rolleri, yabancılara kitap satışı gibi konuları ele alan bu kitap, Osmanlı'nın 400 yıllık karanlık kitap tarihine ışık tutmuş, kültür tarihimizin çok önemli bir eksikliğini ortadan kaldırmıştır.

Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar, kitap üretimi, kitap piyasası, kitap ticareti, ne tür kitaplar okunduğu, okuma kültürü, sahaflık mesleğini icra edenlerin ticari ve sosyal hayatları ile Osmanlı entelektüel tarihi hakkındaki sınırlı bilgilerimizi zenginleştirmiş, İslâm dünyası ve özellikle Osmanlı kültür tarihi alanında bugüne kadar bilinen birçok hükmün de değişmesini sağlamıştır. Osmanlıların okuma alışkanlıkları olmadığı, sahafların câhil ve kitaptan anlamayan kimseler oldukları ya da matbaaya karşı hattatların ciddi direniş gösterdikleri gibi peşin hükümlerin temelsiz olduğunu ortaya koymuştur.

1729 yılında, Macar asıllı Osmanlı vatandaşı İbrahim Müteferrika’nın İstanbul’da bir matbaa kurması, sahaflık mesleği açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Sahafların piri olan Müteferrika’nın ilk bastığı kitap, “Vankulu Lugatı”dır. Bugün Müteferrika’nın Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nda bir büstü de  bulunmaktadır.
Ancak ,  aslında Osmanlı topraklarındaki ilk matbaa,  1729 dan çok daha önce, 1492 yılında, İspanya’dan kovulan ve Osmanlı’ya sığınan Sefarad Yahudileri tarafından kurulmuştur. 1493’te basılan ilk kitap da “Arbaaturim” adını taşır ve İbranice’dir.   Fatih Sultan Mehmet ve oğlu İkinci Beyazıd’ın izniyle, Ortaköy’de bir matbaa kuran Sefarad Yahudilerini, 1500’lü yıllarda Ermeniler ve Rumlar yine kendi dillerinde kitap basarak takip eder.

Müteferrika’ya gelene kadar, Türkler tarafından bir matbaa kurulmasına ise özellikle yazma eserler üreten, yukarıda saydığımız mesleklerin ustaları  işsiz kalmak korkusuyla   karşı çıkarlar. Bu konuya dini bir kılıf giydirip “gavur icadı”  diyenler de olur.
Ama sonuçta böyle bir gelişmenin önünde uzun süre durmak mümkün değildir. Böylece ağır aksak da olsa başlayan Türk dilindeki basılı kitapların serüveni günümüze kadar gelir. Burada sahaflığı, yazma eserler ve basılı eserler olarak iki ana uzmanlık dalına ayırmak lazım. Yazma eserler, artık çoğunlukla müzelerdeki yerlerini aldığı için günümüz sahaflarının ana uğraş konusu basılı eserlerdir.
Osmanlı’dan günümüze usta-çırak ilişkisiyle aktarılan sahaflık geleneği, bugün neredeyse kaybolmuş durumda  Aslında bir “bilim dalı” gibi özen isteyen bu mesleği, layıkıyla sürdüren ustaların sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Bir dernekleri de bulunan sahaflar, artık fazla yazma eser bulunmadığı için çoğunlukla basılı eski  eser alıp satıyor. Meslek eski canlılığını ve gördüğü ilgiyi yitirmekle beraber, özellikle İstanbul’un Beyazıt Sahaflar Çarşısı, Beyoğlu Aslıhan Çarşısı, Kadıköy Akmar gibi farklı merkezlerinde varlığını sürdürüyor.

 

Her yıl İzmir de düzenlen  Kitap fuarında bir bölüm işte bu sahaflara ayrılan özel bir salonda yirmiye yakın Sahaf  dünü ve bugünü kitapseverlerle buluşturuyor. Tozlu , sararmış yapraklar arasında çıkan bir kuru çiçek, bir el yazısı not, bir soluk fotoğraf, adeta  yıllar öncesinden size elini uzatan  bir köprüdür.

Gazetelerin özel gün  baskıları,Hayat Dergisi ,  Hey Müzik dergisi Akbaba Mizah dergisi,Plaklar  ve her konuda  yayının   ilk baskıları, Pul ve para koleksiyonları , artık basım ve yayımı  yapılmayan   ender  yayınlar  Kitap fuarının özel müşterilerini kendine çeker.

Sahaf’a girmek kolaydır da çıkmak çok zordur, müdavimlerine  ve  meraklılarına.

Uzunçalar Longplaylar, on liradan elli liraya, Mizah degilerinin beş liraya, özel baskı gazetelerin elli liraya kadar  müşteri bulduğu Sahaf dükkanlarında ,aslında herkes kendi çocukluğu   ve   anılarıyla buluşuyor.

Bir çok kentteki  butik  nostalji sahaf dükkanları,  meraklılarına  dün ile bugün  arasında köprü oluştururken , neden  Aydın’da bir sahaf dükkanı  bulunmadığı müdavimlerin üzüntüsüdür.    

Aydın’da  da tarihi Zincirlihan’ın boş  dükkanlarında Sahaflık yapmak isteyen için tarihi bir mekan.
Bu yazı vesilesiyle, bana da ulaşan  ve    Aydın’a sahaf ve antikacılar  için işyeri talebinde bulunanlara  bir Nostalji  sahaf   çarşısı kazandırmak için Zincirlihan’dan yer talep eden  Aydın’lılar ve kitapseverler, ilgi bekliyorlar.
Kim bilir ,  eşinizin dostunuzun , evdekilerin  “neden tutuyoruz ,atalım bunları  hurdacımısın “  dediği      tavan arasında yıllardır   ahşap sandıkta , bodrumda kolilerin içinde bekleyen sararmış kitaplarınız  belki  bir  hazine  olabilir..!

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

GSM:0.542.7608691

PK:110 EFELER  -  AYDIN 

 

 

20.10.2017
Bu yazı 111 defa okundu.

Diğer Yazıları