YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

EY SİYASET SEN NELERE KADİRSİN, KİM İNANIR BUNA DESEM, KADİR İNANSIN..!

Siyaset amacından çıkıp bir hırsa dönüşmüş günümüzde,

Hizmet etme aracı değil , servet  batırma aracı olmuş.

Siz hiç liderin iki dudağından  çıkmayanın vekil olduğunu gördünüz mü..?
Bize dayatılan önce liderlerin seçtikleri,

Ardından  bunun adı  demokrasi..!
hadi aday oldunuz , açık kesenin ağzını.

Parasız siyaset , asla mümkün değil.

diyelim ki seçildiniz..!
Seçmenleriniz vekil maaşınıza ortak o andan itibaren.

Boşuna mı   “yetmiyor maaş “ diyorlar,  Ankara’da vekil maaşına talim edenler.

TOBB başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu bir tespitte bulundu geçenlerde,

“ asgari ücret ve vekil maaşları kıyaslaması “

Bir polemik gelsin ardından ama , herkes  haklı.

Asgari ücret düşük evet, ama vekillerin maaşları kendilerine  yeter aslında da,

Valla sizi bilmem ama çok haklılar….!

Cenazeye, düğüne cemiyete çiçek çelenk,

Çok yakınına en azından bir çeyrek..!

Ankara da mecliste yemek,  yatıya  gelenleri  geceletmek..!

Merak ettiğim , nasıl çıkacak onca masraf..?

Neyse gelelim   biz  masalımıza..!

Bir varmış bir yokmuş.

Bir ülkede sakin hayat süren bir ahali varmış.

Kendi halinde günlük yaşarken ,

Bir yabancı gelmiş oralara yerleşmiş.

Pek sevmiş,mesken tutmuş.

İşte  ülkede  bir gün  seçim vakti gelmiş dayanmış,

 Yerlisi olan   oralı adaylar,

“ceketimi koysam ,yine seçilirim “

Rehavetiyle , işi seçmenlere havale ededursun,

Meydanı boş bulan ,sonradan olma Aydınlı ,

yerleştiği kenti çok sevmeğe başlamış…!

Ya ortada kendine uygun dişli bir halef selef bulamadığından ,

Ya da meydanı boş bulduğundan ,

Ben de varım diye çıkmış yola,

Her şeyi bilen kurtarıcı, düşmüş konvoyun önüne..!

Gece gündüz  gezilmedik  sokak cadde ,

Basılmadık kaldırım , çalınmadık ev bırakmamış.

Hakkını yemeyelim, çook çalışmış.

Kentin varoşlarından , birinden diğerine ,

“benim oyum çobanın ki ile bir mi “ diyen ,

Manken hanımın aksine , torun torbası bol,

efradı  geniş  herkese mavi boncuk dağıtarak ,

kim bilir belki de o zamanlar popüler olmayan,kömür yerine  ,

1211 sayılı yasa izniyle  basılan  kağıtlardan üleştirerek,

Uzun konvoyların eşliğinde ,

Sen gel  sevdiğin kentin şehri emini ol birden..!

Ol hikaye ya işte,

Osmanlıda söylenti ;
"Devlet-i Osmani Aliyede , terfi-i temayuz ilim irfan ile olmaz,

ya olacak kuvvetli iltimas,

ya olacak madeni has ,                                    

ya da olacak ten ile temas “

tarih gene tekerrür eder,

Millet bağrına basıp altın anahtarını verdiği şehri eminin,

Arsa arazi dinlemeden , şehrin bir ucundan girip,

Diğer ucundan çıktığını görünce,

Babadan deden kalma topraklarının,

İmara kurban edildiğini görünce,

Arkasına bir tencere tava takıp  söylemediklerini bırakmazlar.

Maaşını  fazla bulduğumuz vekiller , başkanlar , işte hayatın gerçekleri,

Dışı seni yakar ,içi beni..!

Hem şikayet eder yakınır, hem de  ağlar gider gelin gibi..!
Ağzınla kuş tutsan da , bir gün gelir devirirler seni.

Kıssadan hisse,

İnsanoğlu işte fıtratından olsa gerek,

Hem az maaşından yakınırlar,

 hem de ,

 hayvanlar aleminden bir örnek,

” horoz ölür ,gözü çöplükte kalır”

Ey siyaset sen nelere Kadirsin ..?

Kim inanır desem  ,

Kadir İnanır,

O da olmazsa kader inansın..!

****

ARTIK, İŞ BİLENİN  ,KILIÇ KUŞANANIN ,

MARİFET İŞİ KONUŞAN DEĞİL,YAPANIN.

Onmayacak bir hastalığımız,

“suyu getirenle , testiyi kıranı” ayırt edemeyiz,

Ya da  ayırt etmek istemeyiz..!

Kimi kişiler, “mış gibi “ etrafında gezip dolaşırken ,

kimileri ağzıyla kuş tutsa dönen bakanı olmaz.

işte burada reklamlar ve imajlar  konuşuyor.

Siyasette  de böyle , dernekte de , iş hayatında da..!

hep gücün ve liderin yanında karelerde yer almak ,

kurdeleleri keserken  hemen  bir makas kapmak,

“mış gibi “ yapmak..!

eleştirmek çok kolaydır yapmak ise kimsenin işine gelmez..!

aşağıdaki anekdottaki gibi,

hayli usta  bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış.

Ustası  öğrencisini uğurlarken ;

- " Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?" demiş.

-" Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmini beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma" diye eklemiş.

Öğrenci, ustasının dediğini yapmış ve  birkaç gün sonra meydana bıraktığı  resme bakmaya gitmiş.

Resmin  nerdeyse her tarafının çarpılar içinde işaretlendiğini görmüş.

 Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş.

Usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş.
Öğrenci resmi yeniden yapmış.

Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş.
Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş.
Yanına da, insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını önermiş.

Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış.

Sevinçle ustasına koşmuş.
Usta ressam şöyle demiş:
-"İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde, onlardan müspet , yapıcı,olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi."
kıssadan hisse,
- Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın. 
- Değer bilmeyenlere sakın emeğini sunma. 
- Asla bilmeyenle tartışma…!

 

SÖZÜN ÖZÜ:

 

KENDİNİN NE OLDUĞUNU BİLEN İNSAN ,

BAZI KENDİNİ BİLMEZLERİN ,

KENDİSİ İÇİN SÖYLEDİKLERİNDEN ,  ETKİLENMEZ.

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.542.7608691 

18.08.2017
Bu yazı 188 defa okundu.

Diğer Yazıları