YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BU ÇOCUKLAR DENEME TAHTASI MI?

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Atilla Dağıstanlı

BUGÜN 1 MAYIS

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

FEDAKARLIK İKİ TARAFLI VE KARŞILIKLI BİR İLİŞKİDİR. BİRİ “FEDA” EDERKEN, DİĞERİ

KISA KES AYDIN HAVASI OLSUN

 

EDAKARLIK İKİ TARAFLI VE  KARŞILIKLI BİR İLİŞKİDİR.

BİRİ “FEDA” EDERKEN, DİĞERİ “KAR” EDİYORSA ONUN ADI TİCARETTİR.

Olmadık şeyler yaşanıyor,

Görülmedik olaylar cereyan ediyor.

NATO müttefikimiz  “Marshall” yardımlarıyla çocuklarımıza  yedirilen  ne idüğü belirsiz süt tozlarını gönderen sam amca,  , uğruna Kore’ye gittiğimiz ABD ile düştüğümüz hallere bir bakarmısınız..!

Artık dünyada ne dostluk kalmıştır, ne de  ahde vefa.

Yazının başlığındaki gibi,

 

Biri “ feda” ederken diğeri “ kar “ ediyorsa ,bu dostluk değil , açıkça TİCARET’tir.

biri feda ederken diğeri kar ediyorsa ile ilgili görsel sonucu

“Sevgi ve fedakarlık” karşılıksız olmalı sözü insanlar arasında geçerlidir.

Zaten devletler arasında dostluk ve düşmanlık sürekli değildir.

Çıkarlar oldukça ve  devam ettikçe dostluklar ve düşmanlıklar şekillenir.

Artık Türkiye ve ABD ile gerçek dost ve müttefiklikten söz edilemez.

Çünkü her yeni olayda çıkarlarımız farklı  olabiliyor.

Aslında dünya yeniden şekilleniyor.

Ne demişti böyle durumlarda rahmetli İnönü;
Dünya yeniden şekillenir Türkiye yeni oluşumda yerini alır.

Avrupa Birliği içinde hem de en gelişmiş ülkelerde ayrılık rüzgarları esiyor.

İskoçya, Katalanlar , zengin  Kuzey İtalya  ülkelerinden ayrılık peşinde.

Nerden çıktı bu ayrılık sizce..?
Amerika  elli   ulusun vatandaşlarından birleşerek ortaya çıkmış , yüzyıllardır tek ülkü etrafında birleşmiş ve süper ülke olmasına rağmen ,  diğer ülkelere ayrılık ihraç edip , ayrılık  rüzgarları estiriyor.

Avrupa da esen bu ayrılık rüzgarı dinmeyecektir.

Savaşla dağılan Yugoslavya, barış içinde ikiye bölünen Çekoslovakya nın ardından bağımsızlık rüzgarları  esmeye devam edecektir.

Eskiden zenginliklerimiz olarak gördüğümüz etnik bileşenlerin , bugün  ayrılıklara vesile olmasının  nedeni, içten değil , dıştan gelen ihraç tahrikler ve müdahalelerdir.

Böl ve yönet.

Diş macununu  fazla sıktığınızda  ,geri almağı denediniz mi hiç..?

Geri gelmeyen şeyler var bu dünyada, ölüm benzeri.

Hayatta dört  şey geri gelmez der atalarımız..!

Kaçırılan fırsat ,Atılan ok , geçen zaman ve ağızdan çıkan söz..!

Hep veren ,sabreden bir taraf ..!

Karşıda ise,  aldıkça, şarlayan , atarlanan zavalıllar..!

geri gelmeyecek şeyleri başından ölçüp biçmeli..!

Aşağıdaki   fıkradaki gibi..!

Üç arkadaş bir yaz günü gezmeye çıkmışlar.

Üç kişiden biri Türk, biri Kürt, diğeri de Ermeni.

Ermeni olan aynı zamanda papaz…

Hava da çok sıcak… Bir süre sonra hararet basıyor, susuyorlar. Etrafta su falan yok ama bağların olgun zamanı.
“İki salkım üzüm yiyelim” diyerek bir bağa giriyorlar.

Bağın sahibi orada uyuyor ama bizimkiler onu fark edemiyorlar.

“Daha sonra sahibini bulur kaç paraysa veririz” diyerek üzüm yemeye başlıyorlar

 

Bu sırada bağın sahibi uyanıyor. Bakıyor ki üç kişi üzümünü yiyor. Fena bozuluyor ama üç kişiyle başa çıkamayacağını düşünerek, kıyafetinden Ermeni papaz olduğu anlaşılana dönüyor:

“Bak bu adam Türk, yesin malımı. Benim kanımdandır. Helali hoş olsun.

Bu da Kürt’tür ama din kardeşimdir. Sen niye yiyorsun benim üzümümü?” diye soruyor.
Bu laf, üzerlerine sorumluluk yüklenmeyen Türk ve Kürt’ün hoşuna gidiyor.

Adam, papazı bir güzel dövüyor, kıpırdayacak hal bırakmayarak yere uzatıyor.
Bağ sahibi biraz sonra Kürt’e dönüyor.

“Müslümansın da niye sahipsiz bağa giriyorsun.

Bu adam benim kanımdan yediyse afiyet olsun, çünkü o Türk’tür.

Kardeşimdir”

 diyerek bir güzel onu da dövüp yere uzatıyor.

 
Türk  tam  ucuz kurtulduğuna seviniyorken ,adam bu sefer ona dönüyor,

“Tamam, anladık,

 Türk’sün, aynı kandanız, aynı dindeniz ama sahibi olmadan başkasının bağına girilir mi ulan?” diyerek Türk’e de vurmaya başlıyor.

Türk yumrukla yere yuvarlanınca Kürt’e döner  yavaşça seslenir,
“Biz  en başta  papazı dövdürmeyecektik.”

Kıssada hisse..!

BÖLÜNE BÖLÜNE DEĞİL, BİRLEŞE BİRLEŞE  BÜYÜK OLURUZ.

 

****

Bazılarınıza biraz megolaman  bir söz gibi gelebilir aşağıdaki söz .

kendini  beğenmiş demektir “megaloman “

“BİRİLERİ SİZİN ARKANIZDAN KONUŞUYOR İSE,

BİLİN Kİ  ; SİZ ,ONLARDAN ÖNDESİNİZ DEMEKTİR.”

Hemen eleştirmeden önce  düşünelim biraz, birileri sizi arkanızdan neden konuşur..?

Neden sizi çekemez,

Ya kişisel olarak irrite olduğunda, ya da sizi yerinizde olamadığından..!

Yani sizin yaptıklarınızı, yapamamaktan..!

içinde olamadıkları gruplara, koltuklara makamlara  atıp , tutanlar..!

Makamlara şeref vermek için değil,

belki de, o  makamlardan şeref  almak için talip olanlar...!

belki de başarıyı kıskananlar,

meyveli ağacı taşlayanlar,

ellerinden bir şey gelemeyenlerin , ellerinden her şey gelenleri  alaşağı etmelerinden ,

egolarının yüksekliğinden,

Demokrasi  katılımcılık ve bir araya gelmek adına insanların birlikteliği adına gurur verici bir tablo.

Biz demokrasiyi , katılımcılığı  önce   yerelde ,  önce Sivil Toplum çalışmalarımızda  öğreneceğiz.

Ama daha henüz öğrenemediğimiz bir şey var ki,

seçimler sonrası kaybedenin , kazanan husumeti ve el sıkışmaktan kaçınması, mazeret üretmesi…!

Bir de , hiç etliye sütlüye  karışmadan, araştırıp soruşturmadan , arkadan konuşanlar.

Mesela  ikide bir  yazıp  çizip, Efeler Kent Konseyi için atıp tutanlar.

Ne iş yaptığını sorgulayanlar.

Belki  bu  bilgisiz yazanlara ve yazılanlara darılanlar kızanlar  olacaktır, 

ama  bu köşe yazarı   Efeler Kent Konseyinin bir Yürütme Kurulu üyesi olarak

 bu bilgi eksikliğinden   ve subjektif değerlendirmelerle  yazılanlara hiç  kızmadım doğrusu.

Neden mi..?

Çünkü en azından şehirde kent konseyinin varlığını , çalışmasını ,yanlış da olsa bilenler var, ve şehirleri için  büyük şeyler yapılmasını  bekliyorlar.

Ama  Kent Konseyini , Belediye Meclisi zannedenler  var hala..!

Kent konseyleri , Belediyelerin  üzerinde bir kuruluş değildir.

Kent Konseyleri icracı bir organ değil, fikir ve proje üreten gönüllü ve kentlerinin sevdalılarıdır.

Yani  inşaat yapmazlar, proje üretirler.

Bu projeleri hayata geçirecek olan Belediye ,Encümen ,Meclis ve başkanlarıdır.

kent konseyinin projelerine sahip çıkan bir belediye yönetimi, başarının yarısını elde etmiş demektir.

Çünkü halka hizmeti ilk elden ve sorumluluğu , kararı , halkla paylaşarak ,

başlanan yatırımlar gerçek anlamda  seçimlerde  programlara yazılan “ortak akılla yönetimin “ bir göstergesidir. 

Belediye bedenimizin  bir  kolu ise, parmaklar kent konseyleridir.

İşte bu nedenle dir ki,

Kent konseylerini dinleyen yatırım ve programlarına yön veren seçilmişler,

seçmenlerinin dediğini yaptıklarında kenti sorunsuz yönetirler.

En basit savunması , kentin akillerinin ve seçtiğiniz   gönüllülerin  kararı böyleydi , der çıkar işin içinden..!

Aksi takdirde ben yaptım diyenlerin savunmasını kimse dinlemeyecektir.

Akıllı başkanlar ve belediye yönetimleri kent konseylerinin projelerine önem verir ve yaparlar,

Aksi takdirde halka rağmen yapılanlar ,  halkı karşısında bulurlar..!

kent konseylerinin projeleri yine de  uygulanmaz ise

kent konseyleri başarısız demek değildir.

çünkü  kent konseyleri  fahri çalışıp , HİÇBİR ÜCRET ALMADAN ,düşünce ve proje üreten  akillerdir, şehrin sevdalılarıdır.

 belediyelerin üzerinde icracı  bir makam değildir.

Bunun ayırdına varmadan eleştirip  yazı yazanlar, ise,

Kusura bakmasınlar, ne okur , ne de yazar değildir.

Efeler Kent Konseyi Aydın’ın TARİHİ VE KÜLTÜREL yapılarının önemini vurgulayarak ,  AYDIN ESKİ ESERLERİ  SEVENLER DERNEĞİ   olarak http://www.flasmedya.com/userfiles/images/2(31).jpg

etkin girişimlerimizle  ,tarihi yapıları  birer birer Aydın’a kazandıran projeleriyle  tarihi  yeniden Aydınlılarla buluşturan çalışmaları  hızla devam etmektedir.

Efeler’i ilgilendiren her şey Kent konseyini gündemindedir.

Efeler ilçesinin de  olumsuz  etkilendiği Jeotermal  tehlikesi karşısında  kent konseyini  eylemsizlikle eleştirenler, toplantılarımıza gelmeyenlerdir.

Efeler kent Konseyi  üst üste  üç dört toplantısını jeotermal’e ayırarak özel gündemle konunun paylaşanları ile geniş masa toplantıları yapmaktadır.

Dün Efeler Kent Konseyinin , tüm bileşenleri  Sivil Toplum Kuruluşları ile   Milli Aydın bankasında yaptığı  toplantıda bu konuda basın açıklaması ile  bilimsel araştırma ve inceleme istemiştir.

Çocuklarımıza adı gibi AYDIN bir il bırakabilmemiz için , sağlıklı hava toprak ve su için JEOTERMAL acilen araştırılmalıdır. 

AFYON ve diğer iller Jeotermal’in nimetlerinden kent konutları  ısıtma ve sağlık turizminden  yararlanırken ,AYDIN bu doğal zenginliğin külfetiyle başbaşa bırakılmıştır.

AYDINDAN BAŞKA BİR İLDE BÖYLESİNE VAHŞİ ENERJİ ÜRETİMİ YAPILAN  ŞEHİR  YOKTUR.

KENTİN YERLEŞİM YERLERİNE  BU KADAR YAKIN JEOTERMAL SANTRALLER  , SOLDUĞUMUZ HAVAYI , ETKİLENEN  TOPRAKLARDAN  YEDİĞİMİZ BESİNLERE , KİRLENEN YERALTI SUYUMUZ İLE SAĞLIĞIMIZA ARTIK ÇOK CİDDİ  BİR  TEHDİTTİR.,

SORUYORUZ ,

BU İL  BU KADAR   SAHİPSİZ MİDİR..?

Sorun “ortada kuyu var yandan geç misali “,   “ miş” gibi yapılmadan ciddi olarak  masaya yatırılmalıdır.

Varsa tehlikeleri açıklanmalıdır.

Yoksa jeotermal masum ilan edilmelidir.

Ama dedikodu mafyası ile bu kentte Jeotermal geçiştirilmektedir.

Kim ne olduğunu bittiğini   , kamu  idareleri ise  işin aslını astarını  açıklamadan  sorun kapalı  kutular içinde kalmaktadır.

Merkezi idareden verilen izinlerle , lobileri merkezi irade de etkili şirketler tarafından  açılan Jeotermal kuyular, hakkında maalesef  yereldeki idareciler eli kolu bağlı kalmaktadır.

Memur statüsü ile yerelde idarecilerin , merkezi idare kararlarına karşı çıkmasını beklemek oldukça zor.

Çünkü jeotermal kararını veren Yürütme organıdır.

Kaldıracak olanda onlardır.

Onun için Aydın’ın özellikle İktidar vekillerine ,ve diğer parti vekillerine sesleniyorum.

Seçmenleriniz jeotermal dan son derece rahatsız.

Bunun siyaseti , siyasi yaklaşımı olamaz.

Sağlık temel ve anayasal bir haktır.

Bu sorunun  baş  sorumlusu   önce  iktidardır.
sonrasında ikinci sorumlu  buna karşı çıkmayan muhalefettir.

Aydın halkı bu konuda seçimlerde gereken yolu izleyerek , kemiğe dayanan bıçağın hesabını  elbet  bir gün  soracaktır.

Onun için  çok geç olmadan siz Vekillerinde ,  çok değil 2019 yılında bazılarınızın emekliliğinizde yaşayacağı bu kentin havasını suyunu toprağını ve geleceğini Jeotermal’e teslim etmeyin.

EFELER KENT KONSEYİ ile diğer duyarlı tüm çevrelerin hassasiyetini anlayın.

ÇÜNKÜ AYDINDA  JEOTERMAL SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ ÜRETİMİ DEĞİL ,

ÇEVREYİ KATLEDEN BİR  SORUNDUR.

EN GÜZEL GÖKYÜZÜNÜN ALTINDAKİ YERYÜZÜ AYDIN İÇİN ,KONTROLSUZ JEOTERMAL ENERJİ ÜRETİMİ ,  EN BÜYÜK ÇEVRE KİRLİLİĞİDİR.

 VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNİN KATLİDİR.

AYDIN’IN MARKA ÜRÜNLERİ İNCİR, ZEYTİN VE MEYVELERİN AZRAİL’İDİR.

AYDIN’IN VEKİLLERİ,

Hadi kendi siyasi ikballerinizden  Aydın’ı   düşünmüyorsunuz ,

Hiç olmazsa,

ARTIK ,

Çocuklarımızın geleceğini düşünün..!


SÖZÜN ÖZÜ :

 İNSANLAR YALNIZCA SÖYLEDİKLERİNDEN DEĞİL ,

SUSTUKLARINDAN DA SORUMLUDUR..!


MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

GSM : 0.542.7608691

PK:110 EFELER – AYDIN 

10.10.2017
Bu yazı 80 defa okundu.

Diğer Yazıları