YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

GEÇEN HAFTANIN OLAYLARI , NELER OLDU İŞTE YORUMLARI

Deprem acı gerçek,

Geçen haftaya   Marmara  depreminin 18. Yıl anma toplantıları damgasını vurdu.

Bir çok ailede ve ev de onmaz acılar bırakan  17 Ağustos 03.02 de başlayan  ve 45 saniyede Marmara da bir çok ili  yıkan gece yarısı  afetinin enkazı kaldırıldı, ama acıları dinmedi.

1999 yılında afetin olduğu anlarda Aydın’ın da sarsıldığını ve 750 km mesafeden bu arz hareketini hissettiğimizi unutmadım.

Bu deprem değil adeta kıtaların hareketiydi.

Dünya haritasında yerimize baktığımızda yaşadığımız ülkenin Devasa Önasya ve Avrupa ile Afrika kıtası arasında adeta bir  mandal gibi köprü görevi görüyor.

Her sarsıntı bizi mutlaka etkiliyor.

Afrika ve Asya bizi ege denizine doğru öteledikçe , fay  hatları kırılarak bizi de , sürüklüyor.

Marmara depremini sonrasında yakından gördüm.

Resmi kurumda memur olarak çalışırken , görevli olarak hasar tespitlerinde çalıştım.

Hiç unutmam 1999 depreminden , tam bir hafta sonra 24 Ağustos’ ta  Bakanlıktan gelen faks emri ile soluğu Adapazar’ında aldık.

Gece geldiğimiz kentte konaklayacak yer ararken , alaca karanlıkta ketin içinden geçtiğimiz de gördüğümüz manzara bir felaketti.

Bir savaş ancak  bu enkazı bırakabilirdi. Hatta evlerden gelen  kötü kokular bizi cenaze olabileceğinden biraz ürküttü ise de, sonradan enkaz altında kalan buzdolaplarında bozulan gıdalardan kaynaklandığını anladık.

Gece vardığımız  Sakarya  müdürlük binası ayakta ama, herkes bir yana dağılmıştı.

Bizi karşılamaya gelenleri bırakın , danışacağımız birini zor bulduk bu kargaşa ve kaos içinde.

Sabaha kadar yol yorgunluğu ile   kapanana gözlerimizi  dinlendirmek için yatak  olmadığından ,çöktüğümüz bir koltukta , kıvrılıp uyuya kaldık.

Hem de herkesin girmeye korktuğu binanın içinde..!
Ertesi gün yapılan dağıtım ve görevlendirme ile önce Erenler mahallesinde  muhtar eşliğinde sokakları gezmeye başladık.

Üstüste yıkılan , yan devrilip camı bile kırılmayan apartmanlar , sokaklarda , boş arsalarda okul bahçelerinde yatanlar, çadırları ev belleyenler, bir film platosundan farksızdı.

Bir yandan binalarda hasar tespitleri yaparken , diğer yandan yurtdışından gelmiş Japonların  deprem incelemelerini , fay hatlarındaki tetkiklerini gözlemliyorduk.

Deprem uzmanı Japonya ilk haftasından görevlilerini inceleme yapmak ve bir laborutauar halindeki alanda  bilimsel  araştırmaları için Sakarya daydı.

Dikkatimi çeken bir olay hala hafızlarımdadır.

Ağustos ayında Aydın gibi yaşadığımız Ege illeri sıcaktan kuraklık çekerken , bazen  yolları itfaiye arazözleri sularken , Adapazarı’nda her yerden yol kenarlarında küçük dereler, sular akıyordu. Her yer rutubet ve  nem içindeydi. Hatta salyangozlar bu sıcak aya rağmen sokaklarda geziniyorlardı. Oysa Aydın da ancak serin ve çok yağışlı havalarda görünen bu sürüngen böcekler, yazın en sıcak ayı Ağustos ayında Adapazarı sokaklarında  boy gösteriyordu.

Akla ilk gelen deprem sigortasının varlığıydı.

İncelediğimiz yapıların ancak % 5-8 arasında deprem sigortası yapılmıştı.

Onlarda yurt dışında yaşayan ve sigortanın  önemini bilen gurbetçi vatandaşlardı.

Aydın deprem kutlamalarını Efeler Belediyesinin desteğiyle Milli Aydın bankasında yaptı.

Önce klasik fotoğraf sergisi , ardından Arama kurtarma görevlisi ve sivil savunma uzmanı Serdar Demirel , evlere şenlik sunumu , ile bir 17 Ağustos anma toplantısı daha yapıldı.

Neden evlere şenlik dedim açıklayayım.

Sunum yapan bir arama kurtarma görevlisi “Aydın da gezdiğim gördüğüm yerlerde  hala zemin katı otopark yapılan binalar gördüm. Allahtan kolonların yönleri farklı olarak yapılmış , ama Aydın’ı tehlike bekliyor”  diye yorum yapınca , dayanamadım sordum,

-Sizin mesleğiniz nedir ..?
Sunum yapan kişi arama kurtarma görevlisiyim “ dedi.

- Peki dedim ,” siz mühendislik hizmetlerinden ne anlıyorsunuz..? Allahtan dediğiniz şeyler Mühendislik hesaplamaları ile çizilen projelerdir. Japonlar adaları devirip toprak kara parçası elde edip ,üzerine bina yaparken , siz  uzmanı olmadığınız halde , mühendislik yapılarını  eleştiriyorsunuz..!

Lütfen bu konuyu İnşaat Mühendislerine bırakın ..! “

diyemeden edemedim..!
Aynı kişi Cumartesi sabahı  Aydın’ın  tek uydu kanalında benzer ifadeleri  dile getirip, haddini aşarak , Jeoloji ve Jeofizik dallarına da geçince aklıma Oda Başkanı Necdet Evlimoğlu geldi.Eğer o toplantıda olsaydı, sanırım uzmanı olmayan kişinin bu konuşmalarına meydan vermezdi..!
İşte biz de böyle , ağzı olan konuştuğundan  bilimsel bir konuda dahi anma toplantılarını ancak böyle yapabiliyoruz.

Bu konuda İMO, JMO ,JEOFİZİK MÜH odası ,Şehir Plancıları Odası ve yüzlerce  üyesi dururken , depremi, görevi sadece  arama kurtarma görevlisi birine anlattırmak , abesle iştigaldir, 6üzlerce mühendise en hafifinden açıkça hakarettir.

Arama kurtarma sadece deprem sonrası hizmet verir.

Ama hangi bina depreme dayanıksız, deprem falcılığı, bina eleştirmenliği , Jeolojik saptamalar,  konularında fikir yürütmek asla bir arama kurtarma görevlisinin değildir..!

Meslek odalarınındır..!

Aydın da deprem nereleri vuracaktır..? En fazla kaç şiddetinde deprem olacaktır.?
Bunun dahi yorumunu yapan ve mühendis olmayan birinin açıklamaları  tam bir skandaldır..!

Tarihte Aydın depremlere tanık olmuş kentlerdir.

Tarihsel süreçte , bugünkü  teknik ve sismik ölçüm cihazları olmadığından , ölen kişilerin sayısına göre , deprem deprem şiddetinin tahmin edildiği en büyük deprem 1899 yılıdır.Ancak ölen kişilerin sayısına göre deprem şiddeti tespitine kişi olarak katılmıyorum.
Çünkü yapıların çok niteliksiz olduğu gerçeği , ölenlerin sayısını arttırdığından , depremin gerçek şiddetini belirlemekten uzaktır. Aydın sık yaşanan depremler  büyük şiddet yaratmayacağı teorik bir tespittir.

Hal böyle iken , tektonik çökme depremleri şiddetli olabilmektedir.

İşte Aydın da 20.Eylül.1899 depreminin  118 yıl önceki  kent merkezinden  kurulan hilali ahmer ( Kızılay )  çadırlarının ve yıkılan bir sokaktan görüntülerle , bir konak yıkıntısının fotoğrafları ,

ESKİŞEHİR ASLINDA , ESKİ  DEĞİL ,  YEPYENİ BİR ŞEHİR.

 

Aydın da kurulması kararlaştırılan ve Efeler Kent Konseyinin bir projesi olan  BOSNALI KONAĞI VE KENT ARŞİVİ,  AYDIN  KENT  ARAŞTIMA MERKEZİ binasının örneklerini incelemek üzere, geçen hafta günü  birlik Eskişehir’deydim.

Adı Eski ama kendi modern ve yeni bu şehir, Bursa ve İzmir ile yarışan güzellikte ender bir tarih ve Kültür ile Sanat kenti.

Çoğunuz gezmiştir. Porsuk çayının nasıl bir Avrupa kenti oluşturduğunu, adın başı bir müze ve  konak, kültürlerinin açıkça sergilendiği tarihi doku sokaklar, modern heykeller, mumya müzesi, kant arşivi, cam müzesi, daktilo müzesi, vb. onlarca sanat merkezleri ile Eskişehir adeta bir Yenişehir.

Sadece bir konak KURTULUŞ MÜZESİ olarak düzenlenmiş.

Eskişehir de , Aydın gibi Yunan işgali’ne maruz kalmış bir kent.

2 Eylül 1922 de kurtuluş günü olarak kutlanıyor.

Konak içinde yer alan bir bölüm son derece güzel bir anı fotoğrafçısı.

Siyahbeyaz Atatürk fotoğrafını yanına geçiyorsunuz, arkada bir perde,  teknoloji  ve fotomontaj yardımıyla  Atatürk ile beraber fotoğraf çekiliyorsunuz ..! 

Anında mail adresinize giriyor ve fotoğrafınız adesinize saniyeler içinde gönderilmiş oluyor. 

Neden Aydın ‘ da bir Yörük Ali Efe nin fotoğrafını koyarak , onunla bir hatıra fotoğrafınız olmasın..?

Rahmetli Tayfun  Talipoğlu’nun Adının yaşatıldığı daktilo müzesi gibi temalı müzeler çok ilginçti. Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, gökyüzü ve açık hava

Porsuk çayının kenarı , kafeler, kitapçılar, başörtülü,türbanlı gençlerle, mini etekli  şortlu kızlar yanyana geziyor, hatta arkadaşlık ediyorlar..!
Adeta Fransa Sein nehri kıyısında düşledim kendimi..!

Tabii olmazsa olmaz, Eskişehir ‘in Çİ BÖREĞİ ..!
yemeden dönmek olmaz..!
ACILARIN EN BÜYÜĞÜ

Aydın Baro başkanı Gökhan BOZKURT  ‘un kızı Zeynep SUDE, yaşamını yitirdi.

Sude ,boyanmış , sürülmüş , sürme gibi işllenmiş anlamında bir kız adı.

Sosyal medyada paylaştığı fotoğraflarda sempatik Sude babasının gözdesiydi.

Kız evlatları babasının gözünde bir başkadır.

Başlıktaki gibi Evlat acısı bir baba ve ananın en büyük acısı.

Tüm Aydın nerdeyse Cenazeye taziyeye Söke ye koştuğu Cumartesi günü kalabalık bir törenle Sude hakkın rahmetine kavuştu.

Mekanı cennet olsun.,

Bozkurt ailesine sabırlar diliyorum.

Yeni Haftanız  size mutluluklar getirsin.

 

Formun Üstü

SÖZÜN ÖZÜ :

İNSANLARIN NE DEDİKLERİNE PEK DE TAKILMA ,

ÇÜNKÜ,

ONLAR SENİN  YAPTIKLARININ  İYİ  OLUP OLMADIĞINA DEĞİL ,

ONLARA BİR YARARININ OLUP OLMADIĞINA BAKARLAR..!

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR           

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER- AYDIN  

GSM . 0.542.7608691 

 

21.08.2017
Bu yazı 218 defa okundu.

Diğer Yazıları