YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

GEÇEN HAFTANIN OLAYLARI , NELER OLDU İŞTE YORUMLARI

Yaşam koçluğu son günlerde trendi yakalayan bir  etkinlik ve yöntem.

 Yaşam koçluğu, en basit anlatımla hayallerinizi planlaraplanlarınızı da gerçeğe dönüştürmektir.

Yani , kısaca yapmak istediklerinizi gerçekleştirmenin yolu ve formülüdür.

İnsanlar neler düşündüklerini , karşısındakine anlatmakta zorlandığı anlar  olabilir.

Sizin mesajlarınızı karşınızdaki, sizin ne demek istediğiniz gibi anlayamayabilir..!
Hatta hiç anlayamadığı zamanlar olduğu gibi tersini de anladıkları zaman , hayal kırıklığına uğramak olağan bir durumdur.

Onun için”  karşınızdakine ne demek istediğiniz ancak onun anlayabildiği kadardır “der atasözü.

Bizim zamanınmızda sadece “Dale Carneige” adında  ilk yaşam koçunun kitapları bilinirdi.

Mutlu olmanın yolları , nasıl ikna edersiniz gibi basit kitaplarla insanların etkileme sanatları ve teknikleri  öğretilirdi.

 

Yaşam koçluğu tamamen zihne yönelik bir çalışmadır.

Özel uygulanırsa  , Kişinin içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulması ve dilediği çözümlere ulaşması yönünde yapılan çalışmalar bütünüdür.

 

 Şimdiki insanların çoğunun amacı günlük dünyevi ihtiyaçlarını gidermek.

 Eşiyle, sevdikleriyle anne babalarıyla olan sorunları gidermek. Parasal sıkıntılarını çözmek. Bu insanların yaşam koçluğuna ihtiyaçları var.

Yaşam koçları kendilerini tarif ederken benzettikleri  şey   deniz fenerleri gibidirler, tek yaptıkları ışık tutmaktır. Böylece gemilerin kayalara çarpmasını engellerler.

 

İnsanlar”  benim aklım yok mu ,? kendim halledirim “  diye düşünebilirler,

 sonra içinde oldukları  o    kısır döngünün içinden çıkamadıklarında yaşama küserek pes edebiliyorlar .

Kendilerini analiz ettiklerinde ,” hayat böyle, şartlar böyle”  ya da filanca yüzünden ben bu durumdayım diyerek başarısızlığa kılıf bulam arayışı içine giriyorlar kısaca.!
 Çünkü problemin  nasıl çözüleceğini ve  işin   nasıl yapacağını bilmiyor ve yapamayınca da kimsenin yapamayacağını düşünüyorlar.

 

 

Kişinin aklı ve mantığı ne yapacağını bilse bile onu harekete geçmesini engelleyen düşünce kalıplarını ortadan kaldırmadan bunları gerçekleştiremez.

Bilinçaltıyla ilgili eğitim aldığımızda neredeyse hiç bir şeyin farkında olmadığımızı anlıyoruz.

 

Yaşam koçu sayesinde yükselmezsiniz, onunla birlikte yol alırsınız.

 Cevaplar, davranışlar ve sonuçlar   yine sizden gelir.

 Yaşam koçu ise bu cevaplara ulaşmanızı sağlayacak  doğru soruları sorar.

 Doğru sorular, doğru cevaplara ulaşmanızı sağlar.

Yaşam koçları, size kendi dünya modellerine göre akıl fikir vermez, bunu psikologlar yapar. Yaşam koçları, içinizdeki cevaplara ulaşmanız için size ışık tutar ve motive ederek yol almanızı sağlar.

 Eğer ciddiye alınarak , kendinize rehber edinirseniz, Yaşam koçluğu alan kişilerin hayatlarına bir sihirli değnek dokunmuş gibi hızlı bir değişim olduğunu görüyoruz. Tüm dünyada hızla büyüyen bu meslek, insan denen varlığı anlamada ve onun içinde bulunduğu kısır döngüden çıkıp dilediği hayatı yaşamasına imkan veriyor. 

Peki günümüzde bunu uygulayanlar kimler..?
Büyük şirketler, firmalar, insan kaynaklarına önem veren kuruluşlar , zaman zaman personellerine motive ve işyerinde daha iyi verim için bu kurslara çalışanlarına  ciddi  devam  zorunluluğu getirerek , parasal cezalarla da takibini sağlıyorlar.

Aydın da da geçen hafta İZGÖREN akademi kuruluşu  AYTO işbirliği ile bir motivasyon semineri düzenledi.

Bir gün süren bu seminere ben de katıldım.

Yaşanmış gerçek anılar ve olayların anlatımı  ile renklenen  bu seminerden oldukça ilginç kazanımlar elde ettik.

Asıl mesleği Gıda Mühendisi olan sevgili Gökhan OKÇU 6 saat süresince  hiç de sıkılmadan tüm gün anlattıklarından sonra herkes kendi açısından çıkarım elde etti.

Hatta eskiden katılımcılara  anlatacağı şeylerin yazılı olduğu metinler dağıttıklarını , ancak seminer çıkışı masalarda kaldığını açıklayarak , anlattıklarını yazmamızı , böylece herkesin yazarak daha iyi öğrendiğini belirterek , evlerine götürdüklerini belirtti.

Bize de yazarak notlar aldırdı.

İşte o notlardan ilginç olanlar ;

-İnsanı başarıya götüren şartlar, doğa ile açıklanır ve devam eder, Biz doğanın o tohumunu müdahale ederek, bugün hızlandırılmış tohumun  tatsız meyvesizyiz.
-Cahil olan tohumdur, filiz çırak , dal kalfa , usta ise ağaçtır.

-Emeksiz yemek olmaz,

-İnsanın yazılımı ile hayatın yazılımı terstir.

-Ne dediğin değil , nasıl söylediğin önemlidir.

-İnsan beyni çok hızlı bir tarayıcıdır.İlk izlenim çok önemlidir.Sonra karşılaşmalarda beyin çok hızlı bu tarayıcıyı kullanarak sizi tekrar hatırlar.

-Amigdala denilen beynin bir bölümü bir olay ve durum karşısında hemen bir “ dosya “ açar.

Aynı karşılaştığı olaylara aynı işlemle cevap verir..! İnsan beyninde  Amigdala bölgesinde  en sert  ve silinmeyen  kayıt yeri “utançtır “diğerleri öfke ve değersizliktir.

-İnsan en çok acı çektiği ve en çok haz duyduğu şeyleri unutmaz.

-olaylar çarpı tepki eşittir sonuçtur.

-İnsan beyninde kullanılan her yol ve kanal genişler ve alışkanlıklar buna göre belirlenir. Kullanılmayan her veri yolu da zayıflar ve daralır.

-her şey beyinde başlar.

-Kişilik , Huy ve karakterin  birleşiminden ibarettir.

-İnsan beyni yaptığı yapamadığı ve yapmadığı her şeye mazeret uydurma uzmanıdır.

-İnsanların şikayet ettiği şeylerle , şükrettiği şeyler  aynıdır.Sadece nerden baktığı ile değişiktir.

-Anlattıkları sende kalan kişiye HOCAM dersin.(Her anlatana hoca denmez..!)

-İnsanın beş temel isteğivardır, Bilmek , yapmak , paylaşmak, sahip olmak, birey OLMAK.

-Evliliğin sürmesini tek anlamı ,nedeni birlikte öğrenmektir.

-İnsan beyni üçlemelerden hoşlanır,beyin üçüncü tekrarda algıyı tamamlar.(Geldim , gördüm , yendim gibi )

-Tekerin büyük olursa , engelleri kolay aşarsın.

-Çocuğa yapma düşersin , koşma terlersin dediğinde çocuk yapmaz, Büyüyünce yap dersen yapamaz..!
-Bir nedenin gücünü arttıran şey uğruna verilen emektir.

-İnsan beyni siz neye razıysanız ona razı olur, yapamam olmuyor deseniz olmaz.Engelleri engel olarak değil de,  birer,  merdiven basamağı gibi görürseniz , kolayca aşılır.

İnsanlar hazza göre programlanmıştır.kararlarımızı  önce acılardan kaçınarak en kolay olan hazza göre belirleriz.

-İnsan beyni sen ona neyi inandırsan , sana onu yaşatır . Neya inanırsanız onu yaşarsınız. Yapamam dersen yapamazsın , yapacağım dersen , sonunda yaparsın. Başarılarımız kazandıklarımızdan değil , kazanamadıklarımızla gelişir.

-İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır.Öğrenmeyi, beyni çalıştırmayı bırakırsan,bedenini ve organizmanı kendin bitirirsin.

-Uygulayıcısı olmadığın hiçbir şeyin anlatıcısı olma.

-İstediğiniz kadar en büyük ve mükemmel  bir firma olun , en büyük vitrin şirketin giriş kapısındaki danışma memuru ve  güvenlikçinin gülümsemesindedir.Toplam kalite algısı  şirketlerin hedefi olmalıdır.

- Bir gün 24 değil , 25 saattir.25.saat  senin olmadığın yerde , başkalarının seninle ilgili  neler söylendiği saattir.Bizim yokluğumuzda iki yakın arkadaşının  birine bizim hakkımızda anlattıkları en  etkili  inandırıcıdır.

Bu seminerde inan beyninin muazzam bir güç ve karar merkezi olduğu, gerçekten kullanılmak istenildiğinde hazza kaçmadan ,biraz beyni çalıştırmakla hayatın çok kolaylaşacağını öğrendik.

Seminer hocası Gökhan bey’in masada oturuş sırasına göre bizi isimleriyle tanıdıktan sonra , elli kişilik salondakilere gene isimlerimizle hitap etmesi beynin çalıştırılmasına canlı ve güzel bir örnekti.

Seminer sonrası beraber bir karede buluşarak , 

bir örnek vermek için sandalyeye çıkması , biz eğitimin bir parçası olduğunu


sandık ,ama değilmiş

yaşadığı  gerçek  kazayı, düşüş anını   basın saikiyle   işte böyle 

Ama seminerin sonunda gene  çok önemi bir gerçeği öğrendik.

İnsanlarda beyinler asla birbirine benzemediği için, her  insan,  ayrı bir alem..!
Onun için  herkese uygulanan eylem asla aynı tepkiyi vermiyot.

İnsanlar onun içindir ki çok zor..!

***

Geçen akşamüzeri Aydın’a bir Aydın lı  ünlümüz geldi.

Aydın Lisesi mezunu sevgili Gökhan KIRDAR Forum Aydın 9.  Açılış yıl dönünü için Zeytin meydanında Aydınlılarla buluştu. Sahneye  ilginç Kızılderili giysisi ile çıkarak enstrümentel yağmur duası  müziğini bender  benzeri   özel vurmalı çalgısı ile arkadaki görüntüye eşlik etti.

Aydın Lisesi Müzik öğretmeni Nevzat Kırdar’ın oğlu olan Gökhan üç yıl önce babasını yitirmişti.

En son babasının cenazesinde ve Aydın Lisesi pilav gününde  görüştüğüm Kırdar, benzetmek gerekirse, Erkin Koray’a ve bir zamanların grubu ” İzel Çelik Ercan “ da ki Çelik simasına benzemeye başlamış.

İki saat Aydınlılara kendi besteleri aşk şarkılarından derlediği parçalarla verdiği konserde  , en sükse şarkısı   “yerine sevemem “  iki kez seslendirdi.

Aydın’a dönmek istediğini açıklayan Kırdar, artan yaşanmaz İstanbul sendromu nedeniyle evden hiç çıkmadığını belirterek, “ Aydın’a gelip evden çıkıp yaşamak “ istediğini belirtti.

Aydın Lisesi mezunu olan Kırdar, Aydın özlemini açıkça dile getirdi. O kadar içten söyledi ki,  ileride mutlaka gerçekleşir bu temenni.

Ancak daha da ilginç olanı “skygen “ adlı 7 ayrı müzikle dört saat süren şifa terapisi.

Bir çalışmasını tek müzikle konser alanında canlı olarak sergileyen Kırdar, Seyircilerle terapi yaptı.

Yoğun ve yüksek volümlü müziğin eşliğinde,  insan bedenindeki suyun titreşimi ile “kök şakraları” harekete geçirerek , biyoenerji artışının sağlandığı ve hastalıklara şifa bulduğunu belirten Kırdar , bu konuda ciddi terapi programını illere taşıdığını açıkladı.

Kanser tanısı koyulan bir çocuğun nasıl iyileştiğini de anlatarak , sosyal medyada bir araya gelen terapi grubu kapalı sinema salonlarında şifacılığa devam ettiklerini belirtti.

Hayli ilginç meditasyon ve  bir  çeşit  yoga uygulaması meydanda gürültüler arasında pek verimli olmadı ancak , tıbbın son sözü söylediği kişilerde uygulanmasının hiçbir sakıncası yok bence.

Sosyal medyada tanıtımı yapılan bu şifacıyı yabana atmayın.

Yaradan her şeyi bir vesile ederek , henüz 5 3 kullandığımız beynimizin  ne harikalar yaratacağına inanalım.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SÖZÜN ÖZÜ:

(Turgut UYAR dan esinlenerek )

EYLÜL TOPARLANDI GİTTİ İŞTE,

EKİM DEĞİL YILLAR GİDER BU GİDİŞLE.

 ******

BAZI İNSANLAR SEVMEDİKLERİYLE YAŞAR ,

UNUTAMADIKLARIYLA ÖLÜR.

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER   AYDIN

GSM :   5058707828

 

 

02.10.2017
Bu yazı 148 defa okundu.

Diğer Yazıları