YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DEYİMLERDEN ÖYKÜLER

 

 

GEÇMİŞTEN  GÜNÜMÜZE DEYİMLERDEN ÖYKÜLER,

SİYASETÇİLERE KULAĞA KÜPE   DARBI MESELLER…!

 

Bazen bir söz bir kitap yerine geçer..!

Özlü sözler  geçmişten günümüze,darb-ı meseller…!

Yani Türkçesiyle  “hikmet içeren söz “ yani “atasözü “ demektir.

Eskiler uzun uzun anlatmak yerine bir veciz sözle her şeyi özetler..!

İşte örnekler…!

******
AĞZINDAN BAKLAYI ÇIKARMAMALI..!

 Sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğini söyleyivermek anlamında bir deyimdir.

 Eski zamanlarda çok küfürbaz bir adam varmış.

Memleketin müftüsü bu adamı çağırıp sık sık nasihat edermiş.

Küfür edeceği sırada aklına gelip vazgeçmesi için de ağzında bir bakla tanesi tutmasını önermiş.

 Bir gün yine müftü efendi bu adama nasihat ederken münasebetsizin biri içeri girmiş ve müftüye sormuş:

-Müftü efendi sağdıcım öldü. Bana mirasının kaçta kaçı isabet eder?

Canı sıkılan müftü küfürbaza dönmüş:

-Çıkar ağzından şu baklayı da bu herife gerekli cevabı kendi usulüne göre sen ver demiş.

Ülke   siyasetinde bir türlü dinmeyen atışmalara ,

üstü örtülü  sataşmalara hiç gerek yok..!
herkes ağzındaki baklayı çıkarsın ,söylesin ne diyeceğiniz baklasız..!

****

ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKMAMALI ..!
19.yüzyılda, Fransız ressamlarından Delacroix Paris"te bir resim sergisi açmıştı.

Sergiyi gezenlerden bir kişi, büyükçe bir şövalye tablosunun önünde uzun süre durarak, yakından uzaktan ciddi ciddi seyreder, beğenmediğini belirten bir biçimde de başını sallarmış. Bu durum ilgisini çeken ressam yanına gelerek sormuş.

-Bu tablo ile çok ilgilendiğiniz belli oluyor.

-Evet demiş adam. Şövalyenin çizmesindeki körük kıvrımlarında hatalar var.

-Pekiyi nasıl anladınız, işiniz bu mu?

-Ben kunduracıyım, çizme dikerim. deyince ressam hemen tuvalini ve boyalarını getirerek adamın söylediği biçimde çizmeyi düzeltmiş ve gerçekten daha iyi olduğunu görmekten memnun olarak adama teşekkür etmiş.

 Fakat adam yine tablonun başından ayrılmadan, bu kez de şövalyenin pantolonunda ve kemerinde de hatalar olduğunu belirtince bu çok bilmişliğe dayanamayan ressam,
-Bak dostum demiş, sen kunduracısın, çizmeden yukarı çıkma!

Aydında siyasetçiler  de,  bildik bilmedik her şeyi eleştirip, Bilmediği işe, yetkisi dışındaki konuya karışmak konusunda şampiyonluğu kimselere bırakmıyorlar…!

İyi de bunların ki  sadece  çizmeyi aşmak değil, boyunu aşmak değil de nedir..?


FOYASI MEYDANA ÇIKANLAR..!

 

Kuyumcular yaptıkları yüzük küpe gerdanlık gibi ziynet eşyalarının üzerine mücevherin ışığı daha iyi yansıtması ve parlaklığının artması için FOYA adı verilen bir madde sürerler.Zamanla sürülen bu foya dökülür.Bu duruma foyası çıkmış denilir. Halk arasında yalan söyleyen sahtekarlık yapan kişilerin yalanları ortaya çıktığında "foyası meydana çıktı" şeklinde benzetme yapılır.
Bu ara  Bayan Topuklu Efe’ye saldırıların ardı arkası kesilmiyor..!
Bekleyelim , görelim, asıl  hükümet kurulmazsa   yenilenecek   seçim sandığından bakalım  kimin ve kimlerin   Foyası çıkacak göreceğiz…!

*****

KEÇİLERİ KAÇIRMAK

 

Burdur da  bir çoban keçilerini sıcak bir yerde dinlendirmeye bırakır kendi de dalar.

Uyandığında keçileri bulamaz köye haber verir ,

“keçileri kaçırdım” ..! Köylüler geldiğinde ise keçiler ordadır.

Bu olay bir kaç kez tekrarlanır ve köylüler artık çobana hiç güvenmez ve yerine başka bir çoban gelir.
Bu çoban da keçileri aynı şekilde kayıp görür ve köye haber verir.

Köylüler geldiğinde keçiler yine yerindedir.

Ve köylüler derler ki "bu çoban da keçileri kaçırdı."
İşin aslı keçiler sıcaktan bunalıp insanların görmediği bir mağaraya girer,

serinler su içip tekrar  geri  gelirlermiş.

Çoban da bunu bilmedğinden bir an ortadan kaybolan keçileri kaçtı sanarmış…!

*****
ol hikayeler eksik olmaz, nesiller boyu anlatılır gider,

Çobanı  bilmem de, biz millet olarak keçileri kaçırmak üzereyiz zaten..!
Dolar olmuş  üç buçuk , millette de atıyor üç buçuk,

 benzin  olmuş  beş lira..!
Dolar düşer, akaryakıt şişer,

Bunda var epey ters işler..!
Siyasilerin seçim öncesi vaatleri  hak getire.

Anlaşılan odur ki ,kimse  iktidara giden ateşten gömleği sırtına almak istemiyor.

Kala kala nerdeyse onbeş yıldır , tek AKP kaldı koltukta.

Demirel i de solladı ,

Ama,
Son zamlarla  memura emekliye  kaşıkla verdiğini ,

sapıyla geri almak işte budur..!
Ufukta bir yeni seçim  dedikoduları uçuşuyor,

Ama cumhurreisi  vakit kaybetmek dediği erken seçimi yalanlıyor.

bayram öncesi , vaatlerdeki   unutulan sözler,

unutmayın  yenilecek seçimde , peşinizden gelirler..!

****

1957 yılında İsmet Sezgin’in  yaptırdığı ve “santral garajı “olarak bilinen ikinci katında Salı pazarının  tekstil ürünlerinin satışının yapıldığı tarihi   minibüs garajı  iki yıl önce işte böyle yıkıldı.

Tam 60   yıllık betonarme bina daha önceden yerinde  tarihi su değirmenlerinin yer aldığı ve bugün  salı pazarının kurulduğu  alana yapılmıştı.

Bir kent demek ki 50-60 yılda bir tümüyle dönüşüme uğruyor.

Bizimle yaşıt bu tarihi mekanların belki tescilli bir kültür ve tarih varlığı  olmasa da, bir şehrin yaşayanlarının  anılarıyla doludur.

Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen ,  mal paylaşımında  yargıya taşınan paylaşım henüz sonuçlanmadığından bugün bir enkaz halinde.

 

Şehrin minibüsleri ise ortada kaldı..!
Erken  alınan kararlar uygulanmadan önce  mutlaka  bir değil on kere düşünülmeli İstinaf mahkemesinde temyizde karara itirazın görüşüldüğü  alan  kesinleştiğinde ve   Büyükşehir Belediyesinde kaldığında ne yapılacak..?
 Gene DİM  (Dünya İş merkezi ) mi, yoksa Aydındaki tüm İnşaat , Mimarlık ,Çevre Planlacıları  Meslek odaları  ile   Ticaret ve İş Çevreleri ile görüşülerek  ortak bir konsensüs sağlanarak en rasyonel yatırım mı..?

“Ben yaptım oldu demeden önce”, seçim beyannamelerinde topuklu efe nin verdiği söz gibi
“şehri ortak akılla yöneteceğiz “ diyen bir Büyükşehir istiyoruz.

Çok şey mi istiyoruz..?
***

Köşe yazımın adı KISA KES AYDIN HAVASI OLSUN .
Hava değil de ABA olan bu deyim Aydın’da değişen havası ile  de özdeşleşiyor.

Peki nerden çıktı bu köşe yazısının adı..?
Araştırmalarımda rahmetli Hilmi TÜKEL’in yayınladığı SES gazetesinde  zamanında bu köşe adının yer aldığını gördüm bir makalede.
Aydınlıların sözü  işte bu fakir köşe yazarının köşesine adını verdiği gazete kupüründeki
 

Başlıktan alıntıdır.

***

30 Ağustos bu ülkenin  düşman işgalinden kurtuluşunun  en büyük bayramı.

Yerel kurtuluş günümüz olan 7 Eylül ile sonuçlanan Ege bölgesi her il ve merkezde 2 Eylül den itibaren Eskişehir’in Kurtuluşu ile başlayan kurtuluşu savaşı  günleri , en son 9 Eylül ile İzmir de sona eriyor.

7 Günde orta Anadolu’dan başlayan takip , at sırtında  bir hafta da Ege denizinde sona erecek.

Ama halkımız için kıvanç gösterisi olan törenler, resmi geçit töreni , valilik programında yazılı değil bu sene de..!

Resmi geçit töreni , Bir anı olarak kalsa da, Anbarcıklı  Ayşe Tülü ninemiz  bayramın olmazsa olmazı..!
O olmazsa   bayramın tadı olmaz..!

Mutlaka bugün sabah Valilik törenlerinde gene orada olacaktır..!

Allah kendisine uzun ömür versin

Kim nederse desin, 30 Ağustoslar  kurtuluş ve kahramanlık  destanıdır   bizim.

Tüm Türkiye   izindedir   Atamızın ..!



Ancak  Aydın için  bir özeleştiri ,

 törenlerin  yapıldığı yıllarda vatandaşımızın ilgisi daha doğrusu ilgisizliği,  ve iki yıl önceki tespitler  yarın bu sayfada ..!

Zafer bayramınız kutlu olsun.

 

SÖZÜN ÖZÜ :
HER ÖZLÜ SÖZÜN VARDIR BİR HİKAYESİ.

ÖRNEK ALANLARA  REHBERDİR NE DEDİĞİ..!

 

 

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER AYDIN

GSM : 0.542.7608691
 

30.08.2017
Bu yazı 242 defa okundu.

Diğer Yazıları