YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

GÜZELLİK KRALİÇESİ AFRODİT ‘ E ADANAN ANTİK KENT,

Aydın'ın Karacasu İlçesi'nden , Denizli'nin Tavas ilçesine (eski Yarengüme) giden yolun üzerinde ve  Karacasu'ya 13 km.geçince, dünyaca ünlü  antik Afrodisyas  antik kenti Geyre Köyü  altında kurulmuştu. Daha doğrusu Geyre köyü  Karya bölgesinin  başkenti,  antik kentin üzerine kurulmuştu. Arkeolojik kazılar başladıktan sonra Geyre köyü taşınmıştır.  1260 yılından itibaren Türklerin bölgede egemenlik kurması ile Karia ismi Geyre olarak Türkçeleştirilmiştir.

 Bu çağlarda bilinen yeryüzünün sanat, kültür  ve heykeltıraş merkezi antik çağda   Afrodite ‘e adanmış birçok eski çağ kentinin ortak adı da olan Afrodisias (ya da Aphrodisias) adlı kentlerin en ünlüsü ilimiz, Karacasu ilçesinde yer almaktadır. Sonraki devirlerde üzerine tiyatro yapılan höyük, M.Ö. 5000’lere kadar giden Prehistorik bir yerleşmedir. M.Ö. 6. yüzyılda Aphrodisias küçük bir köydür. İlk Aphrodithe tapınağı da bu devirde yapılmıştır. Bu görünüm M.Ö. 2. yüzyılda ızgara planlı kentin kuruluşu ile değişmiştir. Bu devirde kentte, yaklaşık bir kilometrelik bir alana yayılmış 15000 civarında insan yaşamaktaydı. Kent’in ortaya çıkarılması oldukça ilginç bir yolculuk sonucu  yolunu bu bölgede yitiren ünlü Fotoğrafçı Ara Güler’in çalışmaları sonucu tüm dünyaca tanınmıştır.

Bugünlerde  rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören Türkiye'nin en ünlü fotoğrafçısı   Ara Güler 1950 yılının sonlarında, Pamukkale’ye ulaşmak için çıktığı yolda, yolunu yitirir. Ara Güler'in tesadüfi biçimde bölgede kaybolması ile  Antik kent  üzerinde konakladığını ancak  gece ulaştığı, soluk bir  bir ışıkta, Geyre köyünün kahvesinin (eski Deveciler Hanı) misafiri olduğu gece anladı. Çünkü masa yerine kullanılan birkaç antik  lahit üst kapak  taşı ilginç bir yerde olduğunu anlamağa yetmişti. Ertesi gün gördüklerinin coşkulu şaşkınlığı içinde bütün  yedek filmlerini , kullanarak çekimlerini  bitirir.

Ara Güler, köydeki insanların Aphrodisias'a ait sütun ve taşları, evlerinin ve işyerlerinin belli kısımlarında kullanıldığını görmüştür. Geri döndüğünde çektiği resimleri dönemin sanatçı ve aydınlarına göstermiş ama kimse ilgilenmemiştir. Daha sonra bir ABD dergisine resimlerle birlikte yazıları göndermiş ve büyük ilgi görmüştür. Renkli resimler olursa 10 sayfa ayıracaklarını söylemeleri üzerine Ara Güler tekrar aynı yere gider. Resimleri çeker, yazısını yazar.

Uluslararası dergilerde bu fotoğrafların yayınlanmasından sonra, New York Üniversitesi'nden Prof.Dr.Kenan Erim yaşamının bundan sonraki durağı ve  bundan sonra yaşamını adayacağı hatta antik kentte mezarında sonsuzluğa dek uyuyacağı  kente geldi. 

Aphrodisias'ta ilk kazılar 1904-1905 yıllarında Paul Gaudin tarafından yapılmıştır.

 Halen sürmekte olan ve New York Üniversitesi tarafından koordine edilen Afrodisias kazılarının başlangıcı, 1961 yılından vefatına kadar tüm kariyerini buraya adayan Kenan Erim’e dayanmaktadır.

Milattan Önce 5. Yüzyılda  kurulan kent, Roma İmparatorluğu döneminde gelişmiş, ve M.Ö.1.yy  ile M.S. 5. yüzyıllar arasında, başta heykelcilik  olmak üzere önemli bir sanat merkezi haline gelmiş, Afrodit tapınağıyla ve Afrodit adına yapılan törenlerle ün salmıştır. M.Ö. 1. yüzyılda Roma İmparatoru Augustus Aphrodisias şehrini kişisel koruması altına aldı.Bugün ayakta kalan anıtlar ondan sonraki iki yüzyıl içinde yapıldı.

Afrodisias kenti, deprem kuşağındaki konumu nedeniyle, tarihi boyunca pek çok depremden şiddetle etkilenmiştir. Özellikle 4. yüzyıl ve 7. Yüzyılda  burada büyük depremler olduğu bilinmektedir. 4. yüzyıl depremi ayrıca Afrodias'ın bulunduğu mevkide  Babadağ dan gelen su akış mecralarını da değiştirmiş, kentin bazı kısımlarını su baskınlarına maruz kalmaya müsait bir hale getirmiştir.

Su baskınları sorununu çözümleme amaçlı ve aciliyet içinde inşa edildiği anlaşılan tahliye sisteminin kanıtları bugün de görülebilmektedir. 7. yüzyıldaki depremden sonra Afrodisias bir daha hiçbir zaman tam olarak kendine gelememiş ve bakımsızlığa düşmüştür. Zamanla kalıntılar kısmen Geyre köyü alanı ile örtülmüştür. 20. yüzyıl başlarında Geyre köyünün bir kısmı yine bir deprem nedeniyle boşalmış, boşaltılan alanın altındaki kalıntılar ortaya çıkmıştır. 1960'larda Geyre, deprem olasılığı da düşünülerek bugünkü yerine taşınmış ve belde olmuştur.

Kent 7. yüzyıldan itibaren paganizm çağrışımlı Afrodisias ismini terk ederek  Hıristiyanlığın  etkisiyle  Stavropolis (Haç kenti) şeklinde adlandırılmıştır. Bizans İmparatorluğu  döneminde bölge (antik çağ Karya’sına nazaran daha iç bölgede yer almasına rağmen) Karya olarak anılmaya başlamıştır.

Antik dünyanın en iyi korunmuş stadyumu ise kentin kuzey ucunda yer alıyordu. M.S. 3. yüzyılın sonlarında Aphrodisias Roma İmparatorluğunun Karia Eyaletinin başkenti oldu. M.S. 4 yüzyılın ortalarında da kentin etrafı surla çevrildi. M.S. 6. yüzyıldan itibaren bayındır halini ve önemini kaybetmeye başladı. Aphrodithe Tapınağı kiliseye dönüştürüldü. Küçük bir kasabaya dönen kent 12. yüzyılda tamamen terk edildi.  

Bu kent antikçağın önde gelen mimarlık, sanat, heykeltıraşlık ve tapınma merkezlerindendir. Aphrodisias, altın çağını Roma döneminde yakalamıştır. Bu dönemde olağanüstü güzellikte mermer heykeller ve yapılar inşa edilmiş ve Aphrodisias stili olarak bilinen bir sanat ekolü de gelişmiştir.Bugün dahi mermer ocakları kentin kuzeyindeki Palamutçuk köyü yolu üzerinde  görülmektedir.

Yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda kentte mimarlık ve heykeltıraşlığın yanı sıra tıp ve astronomi alanlarında da çalışmalar yapıldığı belirlenmiştir. Kentte görülebilecek başlıca yapı kalıntıları, M.S. 2. yüzyılda İmparator Hadrianus zamanında yapılan hamam, büyük havuzlu agora, M.Ö. 1. yüzyılda Tanrıça Aphrodite için yapılan tapınak, stadyum, tiyatro, tiyatro hamamı, odeon, piskopos sarayı, felsefe okuludur.

Bölge Bronz Çağı içinde önemli bir yerleşim alanıdır. Afrodisias Ören yeri içinde bulunan ve Arkeolojik araştırmalar yapılan Akropol ve Pekmez Tepe höyükleri, Bronz Çağının bütün tabakalarını kapsayan önemli buluntular vermişlerdir. İç Anadolu Bronz Çağı uygarlıkları ürünleriyle bir arada çıkan bu buluntular, bölgede gelişmiş ticaret ve kültür alışverişi olduğunu belgelemektedir.

Afrodisias kazılarında, Akropol Tepe Höyüğü ve Afrodit Tapınağı çevresinde Demir Çağı, Lidya tipi seramik veren tabakalar, Arkaik ve Klasik Dönem yerleşimi tespit edilmiştir. M.Ö. birinci bin yıl içinde bölgenin en önemli Antik Kenti olan Afrodisias’ta Ön Asya kökenli Tanrıça İştar, Asterte, Anadolu kökenli Tanrıça Kybele ve Grek kökenli Tanrıça Afrodit kültlerinin birleşmesinden oluşan doğa ve bereket tanrıçası nitelikli ‘Afrodisias Afrodit’i kültü gelişmeye başlamış ve Afrodit Tapınağı kurularak şehir bir kült (inanç) merkezi haline gelmiştir.

Geç Helenistik Dönemde bölgede iki antik şehir gelişmeye başlamıştır. Afrodisias ve Plarasa Antik Kentleri Roma Döneminde, özellikle Julius Claudius ailesinden gelen imparatorlar döneminde hızla gelişmişlerdir. Roma tarafından ayrıcalık ve özerklik tanınmış ve iki şehir ortak sikke basmışlardır. Afrodisias, yakın çevresinde bulunan mermer ocaklarının kullanımı ile önemli bir plastik sanatlar merkezi haline gelmiştir. Öyle ki, kent sanatçıları kendilerine özgü “Manierist Stil” denilen yontu ekolünü yaratmışlardır. Bölge M.S. 4. yüzyıla kadar gelişmeye devam etmiş ve önemini korumuştur. 

Bizans Dönemi’nde Afrodisias Karia Bölgesi Baş Piskoposluğu haline getirilmiştir. M.S. 6–11. yüzyıllarda bölge siyasi, dini ve ekonomik sıkıntılarla Vizigot ve Arap akınları yüzünden önemini yitirmiştir. Bizans kaynaklarına göre 11–13. yüzyıllar arasında bölgeyi dört kez Selçuklular ellerine geçirmişler ve Karacasu toprakları Türkmen boylarınca iskân edilmiştir. Böylece bir süre Menteşe Beyliği, daha sonra da Aydın Oğulları egemen olmuşlardır. 1413 tarihinde II. Murat Karacasu topraklarını Osmanlı İmparatorluğuna katmıştır. 1867 tarihinden itibaren de Karacasu İlçesi olarak Aydın’a bağlanmıştır.

Bir zamanlar  Geyre köylülerince, ,içinde  üzüm sıkılan mezar kalıntıları lahitlerin de  sergilendiği  arkeoloji Müzesi de antik kentin içinde yer alan Afrodisyas’ı ,  her yıl binlerce yerli ve yabancının ziyaret ettiği,tur operatör ve firmalarının, önemli bir varış (destinasyon) merkezi ilan ettiği kent , Geyre Vakfı ‘nın katkı ve girişimleri , ile dünyada tanınmış , turizm lokomotifi   bir antik kentimizdir.

Ne diyelim darısı Tralleis’e ve  Arsenal’e..!

Efeler ilçe  kaymakamı ve Valiye duyurulur.!

 

26.04.2017
Bu yazı 518 defa okundu.

Diğer Yazıları