YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

HAYAT GERÇEK BİR ÖYKÜDÜR, HAYAL DEĞİL , GÖRDÜĞÜMÜZDÜR.

Cennet ve Cehennem acaba sadece öbür dünyada mıdır..?

“Cehennem de ateş yoktur,

Herkes tutuşturacak odununu bu dünyadan götürür “

Diyen atasözü ne kadar doğrudur..?

Bu dünyanın bir  tarafının  cennet ,

bir yanının da cehennem olduğunu düşünürüm hep.

İnzivaya çekilmiş bir derviş,

Bu dünyada  değil , öbür alemdedir.

Sadece öbür dünyayı zikrederek , ruhen öbür alemde,

Bedenen bu dünyadadır.

Ama asıl cennet cehennem biraz da bu dünyadadır.

Okuyup iş bulmak ,evlenmek , çoluk çocuk yetiştirmek,

Ev geçindirmek,işsiz veya boşanan çocuklara teselli olmak ,

Nokta koyduğumuz hayata yeniden başlamak ,

Torunlara baba ,dede olmak,

Sıkıntılarla baş etmek..!

Kısaca cenneti de cehennemi de bu dünyada  yaşamak.

Evet yaşam acıdır.

Sabretmek ise sonunda ferahlıktır.

Katlanabilenler için bu dünyada bir imtihandır.

Geçen gün  eşi adına açılan parkta  önceki Aydın belediye başkanı İlhami Ortekin

En içten duygularıyla döktüğü gözyaşı bu dünyadaki imtahanıdır.

Asla ölüme isyan etmediğini belirtirken ,

Her canlı bir gün ölümü tadacaktır  derken ,

Aslında hayatın acı yüzünü de  ortaya seriyordu.

İşte bu gerçeği hayatın tatlı zamanlarında unutmamalıyız.

Acı ve tatlı yaşam bu dünyanın cennet ve cehennemidir.

İçinden kimsenin sağ çıkamadığı 

bu yalan dünya  çok iyi ve güzel bir yer olsaydı,

mezarlıklar olmazdı..!

*****

Evimin önünde diktiğim üç ağaç zeytin ağacı bu yılda meyvelerini vermeğe başladı.

Çiçek açtığı yaz aylarında döktüğü binlerce çiçekten  ağaçta kalabilenler,

Şimdi kahvaltılarda  sofradaki Meyveye dönüştü.

İşte Hayatın ta kendisi.

toplu iğne başı gibi başlayan zeytin meyvesi’nin yolculuğu

Kendini besleyen kök ve dallardan aldığı  özütü,

İçinde sindirerek ,şimdi erik büyüklüğünde dallarını bize sunuyor.

Sabırla büyüyen siyah ve yeşil daneler ,

Hep insanlar için …!

Ama insanlar hep tüketmek,hırsla birbirini çiğnemek arasında.

Kimse hayatın en tatlı anlarında , bunun bir gün biteceğinin farkında değil.

Hayatta her gününüzü , son gününüzmüş  gibi  yaşarsanız,

Gerçek anlamda  insan olanlardansınız.

Acı, tatlı , hüzünlü , neşeli ,

Hayatta her evin, her bireyin ,bir  ÖYKÜSÜ   vardır..!
Ya sizinki  hangisi..?

****

30 Ağustostan itibaren başlayan kutlamalar,

7 Eylül , 29 Ekim, derken  iki hafta sonra  10 Kasım.

Atamızın vefatının  79. Yıldönümü kutlanacak.

Ölüm her canlı için kaçınılmaz bir gerçek olsa da,

Modern Türkiye’nin lideri Atatürk’ün   erken bir yaşta,

57 yaşında hayata vedası biz fanilerin yaşarken ,

Yaşadıkları her günün son günleriymiş gibi,

Değerini bilmeleri  , hayatı daha farklı kılacaktır.

 törenlerde atamızı  rahmet ve minnetle anarken ,

Bir Fatiha okuyup,mekanının cennet olmasını da dileyelim.

Çünkü ölenin ardından bazılarının yaptığı gibi,

Eleştirmek, hatta  hakaret etmek ,,hem geleneğimizde hem yüce dinimizde,

Yeri yoktur.

Ölüm kimileri için gerçekten  çok  erken.

organ naklinin tartışıldığı günümüzde ,

Acaba Atatürk’e de organ nakli yapılabilseydi  ,

Ömrünün uzatılması mümkün olabilirmiydi acaba..?

Tıp olarak bu mümkün olabilecek  operasyonun,

1938 yıllarında yapılamaması,

İnsanların doğduğu tarihlerde  gelişmeler ve teknolojiye,

Yenik düştüğünün bir ispatı.

Hani deriz ya erken gelmişim dünyaya..!

Bazı çok varlıklı kişilerin bugün için tedavi edilemeyen

Hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirmemeleri için,

Gelecekte çare bulunması ihtimali  ümidiyle,

Bir çeşit mumyalanıp, daha sonra uyandırılmak üzere ,

Geçici olarak uyutulduğu haberlerini okumuştum.

Aynısı Atatürk’e yapılmış olsaydı ,uyutulsaydı,

Yetmişbeş yıl sonra,  uygun bir karaciğer bulunsaydı,

Ve dün uyandırılıp , organ nakliyle ayağa kalksaydı..?

Törenlere gelip “durun ben buradayım”  dese..?

Neler olurdu dersiniz..?

Hepimiz şaşırıp , bayılırdık,

ama en azından ,

bazıları  maraton koşusunda   epey yol alırdı

sahi düşünün bakalım , neler olurdu ,

Hayal  dünyanızda siz canlandırın ..!

***

Hiç unutmam , dört yıl önceydi ,

 yaygın TV kanallarından birinde çok ilginç bir haber

Dikkatimi çekti.

Bugün bile anımsıyorum.

Güler misin ağlar mısın , sevinir misin , üzülür müsün ..?

Olay Tekirdağ’da geçiyor.

AFAD Müdürlüğü On kasım törenleri provası için sirenleri çalıyor.

Siren sesini duyan vatandaşlar hemen saygı duruşuna geçip,

Ayakta beklemeğe başlıyorlar.

Siren  bitene dek esas duruşta ve ayakta beklemeğe devam ediyorlar.

Haberde devamla Siren sesinin , her yıl on kasımda ki siren sesi olduğunu ,

Vatandaşlarında bu sese refleksle tepki verip saygı duruşuna geçmesi,

İnsanlar için benzetmemi mazur görün ,

Pavlov’un deneyleri aklıma geldi.

Bu Millet yıllardır on kasımlarda alışkın olduğu siren

Sesini işitince ,takvime bakmadan , hangi günde olduğunu düşünmeden ,

Pavlov deneyi gibi, hemen refleks gösteriyor.

Kimseden emir almadan , saygı duruşu , bu necip ve aziz Milletin ,

Değer yargılarının, beynin alt kortekslerine değin

Ne kadar derinlerde yer ettiğinin de bir göstergesi..!

İşte Andımız, İstiklal marşı da bundan farksız…!

Ancak biat kültürü ile şartlandırılmış  bazıları bu manevi değerlerimizin,

Türk Milleti için ne ifade ettiğini  anlamakta zorluk çekiyor olmalılar.

***

ATATÜRK’Ü EN BÜYÜK DEVLET ADAMI VE LİDER YAPAN  ÖZELİĞİ,

İTALYAYI MUSSOLİNİ,ALMANYAYI HİTLER, İSPANYAYI FRANKO,

 RUSYAYI LENİN  GİBİ  CUMHURİYET REJİMİ DIŞINDA   LİDERLERİN YÖNETMESİNE KARŞIN ,

 KENDİSİNİNDE  ASKER OLMASINA RAĞMEN,DİLEDİĞİNDE  KRAL OLMASINDA BİR ENGEL OLMASA DA,  KENDİSİNE PADİŞAH  OLARAK KALIN  TEKLİFİNİ ,GERİ ÇEVİRİP , CUMHURİYETİ KURMAK İSTEMESİDİR.

Tüm kahraman Türk ordusu ve Lideri Atatürk’ün , kahraman efelerimizin  simgesinde Yörük Ali Efe’nin ruhları şad olsun..!

 

SÖZÜN ÖZÜ :

BAZAN OLMAZ,HAYAT İSTEDİĞİNİ SUNMAZ .

YA ZAMAN  YANLIŞTIR YA DA  MEKAN.

BAZAN DA , İNSAN..!

 

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.542.7608691

 

 

 

 

 

 

 

23.10.2017
Bu yazı 95 defa okundu.

Diğer Yazıları