YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

MENDERES, ÇIKTIĞI YER CENNET BATTIĞI YERDE, CEHENNEM EZİYET

Dün  yazımda bahsettiğim gibi  ligin ilk deplasman maçı için Afyon’a gitmiştik, bir avuç Aydın ve Aydınspor  Sevdalısı  yazar ve gazeteci arkadaşlarla.Gezdiğim yerlerde çevreyi incelemek farklılıkları görmek en büyük ilgi alanım ve merakımdır.

Merak  etmek , araştırmak ,incelemek demek.

Yolculuk boyunca  arazileri yolları, köy ve ilçeleri binaları ,insanları detayları gözlemlemek aslında gazeteciliğin de ilkelerinden . En iyi malzeme sokaktaki adamdan, olaydan çıkar.

Hani benzetmek gibi olmasın ama,   gezinen tavuk yumurtaları  oturan tavuklarınkinden daha da lezzetli olmasının nedeni  herhalde burada  gizli…!

Haberi ve yazıyı oturduğu yerden yazmak pek lezzet vermiyor.

Gezinen gazeteci..!

Lezzetli haberler demek..!

Afyon’a yolculukta Dinar Suçıkan belediye tesislerinde verdiğimiz mola da gördüm uzun yıllar sonra Menderes nehrinin ilk doğduğu yeri.

Yaklaşık 90-100 metre yükseklikteki  dik kayalardan uçarak düşen soğuk serin su içilecek temizlikte.

Aşağısında havuza dolan su içinde balıklar ,üzerinde ördekler, yanındaki lokantanın müşterilerinin attığı yemlere alışmış olmalı ki,kıyıdan ayrılmıyorlar.

Biraz daha aşağıda  alabalık üretim tesisleri , yöresel eşya satış yerleri ile Dinar için bir Turizm destinasyon merkezi olmuş.

Konu Dinar olunca, akıllara hemen  Demirel’in ünlü ettiği  “dinar bandosu “akla geliyor.

 Dokuzuncu  Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in başbakanlığı döneminde “Beethoven’in Dokuzuncu Senfonisi’ni Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın çalması başka, bizim Ali Çavuş’un Dinar Bandosu’nun çalması başka” demesi aklıma  geldi.

Biliyorsunuz  bu söze çok alınan Ali Çavuş yönetimindeki Dinar Bandosu’nun Ankara’da, Başbakanlık önünde Dokuzuncu Senfoni’yi çalmaya gitmişti.

Aynı zamanda bir efsanesi ile söylencelere girmiş Suçıkan marsyas efsanesi bir flüt çalgıcısı Çoban’ın hikayesini anlatır.

Marsyas, Yunan mitolojisinde, Frigyalı ünlü bir satyr (müzisyen dir.

 Armoniyi icat ettiği söylenen Hyagnis'in oğludur.

Efsaneye göre, milattan önce 4000 yıllarında, Tanrıça Athena, geyik kemiği   üzerine delikler açarak ilk flütü icat eder. 

Buluşu ile gurur duyan Athena, tanrılar önünde çalmak için tanrıların ziyafetine katılır.

Şölende Aphrodite ve Hera, flüt çalarken yüzünün aldığı şekille alay edince Athena sinirlenir ve toplantıyı terk eder.

İda dağı eteklerinde bir su kaynağına gidip yansımasında, çalarken yanaklarının şiştiğini ve çirkinleştiğini görünce, flütü lanetleyip atar ve onu tekrar kullananın çok büyük cezalara çarptırılmasını diler.

 

Bundan haberi olmayan çoban Marsyas kırlarda dolaşırken  bu  flüt’ü bulur, çalmaya başlar ve sesine hayran kalır.

Bir tanrıçanın eseri olduğu için çok güzel sesler çıkaran flütü büyük bir beceriyle çalan çoban Marsyas, çok güzel ezgiler çıkarmaya başlar.

Ünü kısa sürede çevreye yayılır, güzel sanatların ve müziğin tanrısı Apollon'a kadar ulaşır.

Apollon da müziğe düşkündür ve lir çalmakta çok ustadır.

Kimse onunla yarışmaya cesaret edemez.

Tanrı Apollon, Marsyas'ın müzikteki şöhretini kıskanır ve onu herkesin önünde yarışmaya davet eder. Yenenin yenilene istediği cezayı verebileceğini belirtir.

Yarışma, tanrı Timolos'un dağı olan Bozdağ'ın eteklerinde, Frigya Kralı Midas'ın başkanlığındaki üç kişilik bir jüri heyeti ve halkın önünde yapılır.

Apollon liriyle tanrısal ezgiler çalarken sanat ve su perileri olan müzler koro halinde eşlik ederler.

Marsyas flüt çalmaya başlayınca tanrı Apollon'dan aşağı kalmaz, o da çok güzel ezgiler çalar.

Halk Marsyas'ı alkışlayıp, tempo tutar.

Apollon'un cezalandırmasından korkan jüri kararını açıkladığında, Kral Midas adil davranarak iki puan sayılan oyunu Marsyas'a verir ve berabere kalırlar.

Hikayenin bu noktasında, Apollon lirini baş aşağı çevirip aynı melodiyi çalar, Marsyas'tan aynısını yapmasını ister. Jüri, bu meydan okumanın adil olduğuna karar verir. Flütün tersten ses çıkarmaması yüzünden Marsyas yenilir.

Apollon'un oyununa geldiğini fark eder.

Apollon, Marsyas'ı kayalıkta bir zeytin ağacına astırıp diri diri derisini yüzdürür ve çeşitli işkencelerle öldürtür.

Marsyas'ın ölümüne üzülen kayaların ağlayarak Suçıkan kayalıklarını oluşturduğu söylenir.

Bir başka söylenceye göre flüt ustasına üzülen sanat perileri müzler öylesine ağlamışlardır ki gözyaşları dağların arasından akıp Marsyas ırmağını oluşturmuştur.

 Yine bir başka söylence de Apollon'un daha sonradan yaptığına pişman olduğu, lirini kırıp bir daha hiç çalmadığı ve Marsyas'ı bir ırmak haline getirdiği yolundadır.

Bu efsane Çine çayı içinde dillendirilir.

 

Bu yıl 6. cısı düzenlenen Uluslararsı Marsyas  festivali , Dinar ve Afyonkarahisar'da her yıl 1-5 Haziran arasında  Dinar başta olmak üzere Afyonkarahisar, Uşak, Isparta, Kütahya, Burdur, Denizli illerinde yaşayan sanatseverlere nitelikli bilimsel ve sanatsal etkinlikler sunuyor.

 Festival kapsamında  Uluslararası Flüt yarışması, sempozyum, ülkemizin ve dünyanın saygın sanatçılarının dört farklı müzik türünde (Klasik-THM-TSM-Pop Müzik) verdiği  konserler, sergi, belgesel gösterimi, panel yer alıyor. Dinar Belediyesi ve Afyon Kocatepe Üniversitesi işbirliğinde gerçekleşen  festival aynı zamanda halkla bilimin iletişimi, sanatın geniş kitlelere ulaşabilmesi, somut olan ve olmayan kültürel mirasların korunması, sanatın ekonomik, kültürel, bireysel, toplumsal ve eğitimsel işlevlerinin hayata geçirilmesi bakımlarından önem taşıyor.

Aklıma hemen  bir Tralles ve dünyanın ilk notalı müziğinin bulunduğu bu kentimizle özdeş olabilecek neden bir müzik festivali yapılmaz..?

Boşun dememişler,  “Su hayattır.”

Bu  berrak suyun içinde  yaşayan  hayvanlar, dışında insanlar, hayatın bir karesi,cennetin bir köşesi.

Aynı suyun yol aldığı 400 km yolculuğun ardından, Ege denizine Akköy dalyanına  döküldüğü yerde ise adeta  cehennemin diğer köşesi.

Tabiat insanlar  olmadan da  vardı. Tabiat insanlar olmasa da var olacak.

AMA İNSANLAR TABİAT OLMADAN  ASLA YAŞAMLARINI SÜRDÜREMEYECEK.

Nasreddin hoca misali bindiğimiz dalı kesmek aymazlığı içindeki insanoğlu,

Aslında kendi neslinin geleceğini, çocuklarının hatta torunlarının geleceğini de karartmaktadır.

Suçıkan da dikkatimi çeken bir güzel yapı da taş duvar kaplı üç katlı  silindir şeklinde yapılmış Etnografya Müzesi.

Dinar belediyesinin işlettiği müze içinde üç katta da yöresel  ve  geleneğe göre kullanılan

Eşyalar ve objeler sergilenmiş.

Beş liraya girilen müze nin zemin katında,   tarımsal el aletleri ile köy yaşamındaki materyaller sergilenmiş.

Tüm bu konumu ve ana karayolu kenarında olması önemli  bir destinasyon   ve  turizm merkezi olarak tercih ediliyor.

Aklıma Pınarbaşı mesire alanı geldi.

Yazın suyunun kesilmemesi sağlansa ,aynı Suçıkan tesisleri.

Ama kışın suyu varken  dahi  bir türlü işletilemeyen bizim mesire alanı yeniden ele alınmalıdır.

Afyon’a geldiğimizde Kütahya yol kavşağının geniş dairesinin çevresinde yeme içme ,lokum,kaymak sucuk ve yöresel ürünler satış mağazaları ile adeta devasa bir AVM oluşmuş.İŞTE YÖRESEL MARKA İLE EKONOMİDE MARFKA OLMAK ÖRNEĞİ.

Burada da aklıma Aydın İnciri,Ezmesi,Zeytini,Zeytinyağı,Kestane ve cevizi’nin satışının yapıldığı bir yöresel ürünler satış mağazalarının hala neden olmadığı geliyor.Ama kapanan Kuyucak’a bağlı Pamukören belediyesinin açtığı,  Denizli yol kenarında böyle bir yerel ürünler pazarı , tüm belediyelere örnek olmalı..!

Afyon stadı yanında bir yazı ise içimi  daha da çok acıttı.

Yeni Afyon stadı ve büroları AFJET ile ısıtılmakta.

Nedir bu AFJET..? Afyon Jeotermal kurumsal şirketi…!

Afyonspor’ un da isim babası ve resmi sponsoru..!

AFJET AFYONSPOR..!

Bizde de var JEOTERMAL ama,

Zengin topraklar üzerinde yaşayan fakir Aydınlılarız..!

Gel bir de gör  bizde,

Ne halde AYDIN ve  AYDINSPOR..!

 

İLETİŞİM :

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER - AYDIN

GSM : 0.542.7608691

06.09.2016
Bu yazı 945 defa okundu.

Diğer Yazıları