YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

MEVSİMLER ÇILDIRMIŞ OLMALI. BİRBİRİNE KARIŞTI KIŞI YAZI ,..?

Haziran ayında alışkın olmadığımız görüntüler.
Bu hafta da sıcaklıklar düşecek ve hafta sonunda dek serinliyoruz..!
Aydın da da üç gün sağanak görünüyor.
Kışın yağmayı unutan gökyüzü , yazın başında açtı yeryüzüne  kucağındakileri,
Yer gök su deryası  mübarek.
Afetsiz olduğunda bereket…rahmet..!
Ama Mega kentlerde ise bir rezalet.
 İşe karışınca siyaset,
Altyapılardan  vurun  birbirinize hazret..!
Önceki sellerde Muhalefeti eleştirenler ,
Pencereden  gördükleri sularla deniz birleşince,
Kendi kentlerine toz kondurmayanlar.
Bu yağışlar bir doğal afet,
Bundan siyasi pay çıkarmak  ise  bize özgü bir muhalefet.
***
Milletçe sallanıyoruz Ege bölgesinde,
Ardarda gelen deprem rüzgarları adeta fırtınaya dönüştü.
En üst katlarda yaşayanlar pek tedirginler.
Çünkü en çok onlar hissedenler..!
Binaların salınım yapması oldukça doğal,
Rijit yani sert ve dik  olması halinde kırılganlığı daha da tehlikeli.
Ege bölgesinde 6,3 şiddetinde yaşanan , büyük deprem sayılabilecek  Karaburun depremi  herkesi korkuttu doğrusu.
yakın zamanlarda Ege ve Karaburun da yaşanan depremler ,
1999  Marmara depreminde anılarımı  getirdi   aklıma.
Görev yaptığım kamu kurumundan on kişilik bir ekip acilen görevlendirilmemizin ardından ,
 tam bir hafta sonra Adapazarı'na  ulaştığımızda adeta savaş yerine geldiğimizi sandık.  
gecenin ilerleyen saatlerinde ıssız boş sokaklarda görevliler ayakta, 
bir resmi binanın odalarındaki  koltuklara serildik.
aslında deprem fırtınaları devam ederken binaların içine girmek riskli de olsa, saatlerce yolculuktan sonra göz kapaklarımıza yenik düştük.
yaz gecesinde yıkılmış binalar , savaş sonrası yıkılmış kent görüntüsündeydi.
Ortalığı saran kesif bir çürümüşlük kokusunun kaynağını enkaz altındaki cesetlere bağlayanlar oldu , ama geçek sonradan öğrenildi ki, bu iddia doğru olsa da, evlerin enkazında kalan  buzdolaplardaki çürümüş gıda maddelerinin de kokuya neden olduğunu anladık.


Hiç unutmam , 1999  Ağustos ayında meydana gelen büyük Marmara depremine gitmeden önce Aydın da sıcak ve oldukça kurak bir yaz yaşarken, Adapazarı sokaklarında  her yer ıslak ve serin, sular içinde salyangozlar yüzüyordu.
Adapazar'ı  öylesine büyük bir göl üzerine konuşlanmıştı ki, yeraltı su seviyesi neredeyse zeminle aynı seviyedeydi..!

Adı gibi " ada " ile başlayan kentte bazı yapıların hiç yıkılmadan suya batması veya yan devrilmesi ilginç görüntülerdi. 

 

Görev yaptığımız bir ay içinde Depremin ne olduğu ve neler yaptığına ,incelemeye gelen Japon uzmanlarla beraber inceledik.

Topraktaki derin yarıkların , FAY hatlarının , yıkımdaki etkisini yerinde gördük.

Deprem sadece yıkım değil, psikolojik bir travmaya neden olduğunu  yaşadık.

yan binaya çarpıp hasar veren bina sahibini diğer bina sahibinin tartışma sonucu öldürmesinden tutun da,

evlere giremeyenlerin  bizden ısrarla ,  bizden yardım istemelerine  tanık olduk.

hatta eğer biz evlere girersek kendilerinin de gireceğini söyleyenler , tam bir psikolojik destek açlığındaydılar.

Tam bir tükenmişlik sendromu  yaşanıyordu..!

Adapazarı Erenler Belediye  binasında  çalışırken   5,2 şiddetindeki depreme yakalandığımız anda,  sarıldığımız beton kolonların nasıl sallandığını,  yerin nasıl  çevrildiğini  yaşadık.

Aydın da  yeraltı suyu derinliği 40-50 yıl öncelerine göre  daha aşağılara çekildi.

1970 lerde  Efeler ilçesinin Muğla yolu üzerinde  yer alan yeni kooperatiflerin bodrum katları tamamen su  dolu olduğundan kullanılamazdı.

Artık o yeraltı suyu seviyesi daha derinlere çekildi ve  " zemin sıvılaşma" tehlikesi düşüş gösterdi.

Ancak Nazilli ilçemizin aşağı Nazilli  ve Çapahasan mahallelerinde yeraltı su seviyesi oldukça yükseklerde  ve zemine yakın..!
Ama önlem alınmadan yapılan inşaatlar , çok katlı Öğrenci yurtları olası bir depremde daha çok hissedecek sarsıntıları.

hatta hiç de istemediğimiz yıkıntıları .

Ege bölgesinde var olan bu hareketlilik , aslında eskiden elle dökülen betonla yapılan 2000 yılı öncesi binalarda oturanları biraz da korkutmalı.
Korkulu rüya görmektense ,uyanık yatmalı..!
Depremler hiç bitmeyecek, ama , evini  bilmeyenler için   korkuları hep sürecek..!

Fırsat bu fırsat,

AYAK BASTIĞINIZ HİÇ BİR YER SAĞLAM DEĞİL.

Ya binamızı sağlam yapalım, ya da eski binalarımız için

"Kentsel Dönüşüm " uygulayalım ,

 Her deprem sonrası  bu korkular ancak bu şekilde son bulacaktır.

 

SÖZÜN ÖZÜ:

NE YAPARSAN YAP,  PİŞMAN GİDECEKSİN.

BELKİ YAPTIKLARINDAN ,BELKİ DE YAPMADIKLARINDAN.

20.06.2016 
 

MEHMET ÖZÇAKIR 

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER- AYDIN 

GSM: 0.5427608691 

 

 

20.06.2017
Bu yazı 275 defa okundu.

Diğer Yazıları