YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

ŞEHRİMİZİN KUVVAYİ MİLLİYE KAHRAMANI AYDIN BU HEMŞEHRİNİ TANI , UNUTMA BU

Aydın 15 Haziran 1919 – 7 Eylül 1922  yılları arasında işgal günlerinde yaklaşık 3 yıl 3 ay  tarihinin en karanlık günlerini yaşamıştır.

Bu işgal yıllarında gencecik bir Aydın’lı  düşman’a başkaldıran kıvılcımı ateşlemiştir.

Asaf Gökbel, 1892 Yılında Çine ilçesine bağlı merkez Şevketiye Mahallesinde dünyaya gelmiştir. Önce Aydın ve  sonra  İzmir’de ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra,  Ziraat Bankası’nda memur olarak çalışmaya başlamıştır.
15. Mayıs.1919 ‘ da  İzmir, Yunanlılar tarafından işgal edilince Çine’ye geri dönerek , işgal yıllarının ve Kurtuluş Savaşının  seyrinin değişmesinde büyük önem taşıyan yerel halkın ve efelerin direnişini ve mücadelesini örgütleyen yerel milli kahramanımızdır. 
İzmir’in işgalinden bir gün sonra Asaf Gökbel , Aydın’da yapacak bir şey olmadığından ve  Yunan işgal kuvvetleri  daha  doğuya doğru ilerleyemeye başladığından Çine ye doğduğu ilçeye geri geldi.

Asaf Gökbel ,1919'da İzmir işgal edildiğinde 21 yaşında bir gençtir.

Aydın'da yaşayan orta halli bir ailenin evladıdır. 

İşgalin Aydın'da duyulduğu o acı anları yaşar ve Yunan’ın  İzmir de  başladığı işgalin Aydın'a doğru yayılacağının bilinciyle  örgütlenmek ve karşı koymak gerektiğini düşünür. 

Yağcılar köyünde Yörük Ali Efe de olmak üzere 17 kişi düşmana karşı koymak için yan yana gelirler.

Asaf Gökbel de bu 17 kişi içindedir ve Millî Mücadele bitinceye kadar direnişi sürdürenlerdendir.

 TARİHTEN NOT

Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesini imzalayarak mağlup devletler arasındaki yerini almıştı.

 İtilaf Devletleri, 18 Ocak 1919 tarihinde başlayan Paris Barış Konferansı'nda yapılan görüşmeler sonucu, İzmir'in Yunanistan tarafından işgalini kabul etti.

15 Mayıs 1919'da Yunan gemileri İtilaf Devletleri korumasında İzmir'i işgal ettiler.

Yunan Efzon Taburları coşkun Rum kalabalığın taşkın hareketleriyle karşılandılar.

 Türk tarafından atılan bir  “ İLK KURŞUN “ ile  taburun önündeki bir Yunan askerinin yere düşmesi, Yunan işgal kuvvetlerinin katliamlarına başlangıç olmuştur.

İzmir'in işgali haberinin duyulması ile Aydın'da Hürriyet ve İtilaf Fırkası üyeleri başkanlığında, Muğla'da ise Ragıp Bey başkanlığında birçok kez toplantı yapılmış ise de silahlı direniş yönünde bir karar alınamamıştı. İzmir'de durumlarını sağlamlaştıran Yunanlılar, Venizelos'un emri ile 27 Mayıs 1919'da Aydın'ı işgal ettiler.

 Aydın'ın eşrafı  ve  ileri gelenleri ise  katliamları önlemek adına  ,çoktan işgali sükunetle karşılama kararı almışlardı.

Güneyde işgale girişen   İtalya ise mütareke boyunca faaliyette bulunduğu Menteşe sahillerinin işgaline, 11 Mayıs'ta Fethiye'nin işgaliyle başlamış, Kuşadası, Selçuk, Söke, Milas, Çin'e şeklinde devam etmiştir. İtalya işgal siyaseti pek çok bakımdan ve mezalimden ayrıcalıkları ile  Yunan işgal siyasetinden kalın çizgilerle ayrılmaktadır.

 Yunanlıların yaptıkları cinayetlerle bölgeden Türk halkını göç ettirerek, buralara Rum göçmenlerini yerleştirmeyi planlamışlardır.

Buna karşı İtalyanlar bölgedeki ekonomik faaliyetlerinde kullanmaya amaçladıkları Türk halkını her bakımdan kazanmaya çalışmışlardır.

Aydın'ın işgalinden sonra Çine'ye gelen Asaf Gökbel, Teğmen İsmail Hakkı Bey, Yedek Subay Necmi Bey gibi vatanseverler Yörük Ali Efe ile irtibat kurarak, Efe'yi mücadeleye ikna etmişlerdir.

15/16 Haziran 1919 'da gerçekleştirilen Malgaç baskını, bölgede Kuva-yı Milliye'nin ilk başarısıdır.

Bu baskını Erbeyli baskını, Tellidede çarpışması izlemiş ve Kuva-yı Milliye birlikleri Yunan işgal kuvvetlerini sürekli rahatsız eder olmuştur. Kuva-yı Milliye'ye katılımın hızla artması ile 30 Haziran 1919 tarihinde Yunanlılar Aydın'dan çıkarılmıştır.

Fakat takviye edilen Yunan kuvvetleri 4 Temmuz 1919 tarihinde Aydın'ı ikinci kez   tekrar ele geçirdiler. Dağılan Kuva-yı Milliye birlikleri kısa süre sonra beşer onar kişilik guruplar halinde Umurlu'da toplanmaya başlamışlardır.

 11 Temmuz 1919 'da 57. Topçu Alay Komutanı Binbaşı İsmail Hakkı Bey'in, Umurlu'da bin kadar Kuva-yı Milliye'nin toplandığını ve Demirci Mehmet Efe ile iki yüz kadar maiyetinin de mücadeleye katıldığını bildirmesi, direnişe kalındığı yerden devam edeceğini göstermekteydi.

Bundan sonra Kuva-yı Milliye birlikleri Yunanlıları baskın ve pusularla sürekli rahatsız etmiştir._

17 Temmuz 1919'da her bakımdan üstün Yunan kuvvetlerinin ileri harekata başlaması üzerine, Kuva-yı Milliye Köşk'e kadar  çekilmek zorunda kalmıştı. Köşk cephesinin kurulup teşkilatlanmasında Demirci Mehmet Efe büyük rol oynarken, Yörük Ali Efe ise kalabalık maiyetiyle  menderes’in güneyine ve  Dalama'ya yerleşmişti. 23 Haziran 1919 Yunan genel taarruzuna kadar, Kuva-yı Milliye'nin baskın, keşif kolu çarpışmaları, demiryolu ve köprü tahripleri ile düşman kuvvetlerine rahat verilmemiştir.

Düşman’a karşı mücadelenin sürdürülebilir olması için Nazilli'de toplanan kongreler sayesinde teşkilatlanma yoluna gidilmiş, bölgede asker toplanmasından, iaşe faaliyetlerine hemen hemen tüm konularda askeri görevlilerden idari görevlilere, aydınlara, efelere kadar tam bir işbirliği sağlanmıştır. Bu sayede 23 Haziran 1920'ye kadar Yunan ileri harekatı durdurulabilmiştir.

ATATÜRK AYDIN DA

ADÜ Yrd. Doç Günver Güneş ‘in araştırma yazısında , Atatürk’ün Aydın’a yaptığı ziyarette  ,ASAF GÖKBEL’in  Aydın’a nasıl  Türkocağı  başkanı olduğunu anlatır.

 Gezinin programında pek çok il ve ilçe olduğu gibi Aydın ve Nazilli’de bulunuyordu. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri M. Tevfik tarafından Cumhurbaşkanlığı’nın 3 Şubat 1931’de Aydın ve Denizli’yi kapsayan bir geziye çıkacağı 1 Şubat 1931’de Başbakan İsmet (İnönü) Bey’e bildirilmiştir. Gezi güzergahında gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması gerektiğinin ilgili valiliklere bildirilmesinden sonra, Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa ile beraberinde yakın arkadaşları Vasıf (Çınar), Kılıç Ali, İzmir Valisi Kazım (Dirik), Aydın Milletvekili Dr. Reşit Galip, Recep Zühtü Beyler, Salih Bey, Başyaver Rusuhi, Başkatip Tevfik, generaller ve kalabalık bir toplulukla Aydın’a doğru hareket etmiştir. 3 Şubat 1931’de İzmir’den saat 10:00’da hareket eden tren 15:00’te Aydın’a ulaşmıştır. Aydın Valisi Fevzi (Toker) Bey ve Ordu Müfettişi Fahrettin Altay Paşa, Mustafa Kemal (Atatürk)’i il sınırında karşılayarak, Aydın İstasyonu’na kadar refakat etmişlerdir. Mustafa Kemal Paşayı taşıyan özel tren daha Aydın’a gelmeden Germencik İstasyonu’nda halk tarafından durdurulmuş ve burada kendisine taze incir ikram edilmiştir. Karşılama töreni yapılmaması için yapılan tüm uyarılara rağmen, özel tren Aydın İstasyonu’na geldiğinde inanılmaz bir kalabalık bulunuyordu. Yağmurlu bir hava olmasına rağmen, Aydın tren istasyonu’nda binlerce kişi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını heyecan ve coşkuyla kucaklamıştır.21 Şehir bayraklarla donatılmış, taklar kurulmuştu. Mustafa Kemal (Atatürk)’i karşılama oldukça görkemli olmuştu. Mustafa Kemal (Atatürk) refakatiyle beraber dinlenmek için önce Vali Konağı’na geçmiştir. Öğleden sonra Topyatağı’ndaki garnizonu, saat 16:00’da da Aydın Belediyesi’ni ve CHF’nı ziyaret eden Gazi’ye burada Belediye Başkan Vekili Emin (ARKAYIN ) Bey tarafından şehrin sorunlarıyla ilgili bilgiler verilmiştir.
Aydın Belediyesinde Mustafa Kemal (Atatürk)’i gören eski Belediye Fen İşleri Müdürü İrfan (Saylam) Bey orada geçen konuşmaları şöyle aktarmaktadır.

“….Mustafa Kemal Paşa, Topyatağı’ndaki Garnizonu ziyaretinin ardından yanındaki 5-6 refakatçi ile Belediye’ye gelmiştir.23 Mustafa Kemal Paşa yanındakilerle beraber Belediye Reisi odasına alınmış ve reis koltuğuna oturmuştur. Dönemin Aydın Belediye Başkanı ile konuşurken;
– Belediye olarak ne gibi faaliyetiniz var? sorusuna Aydın Belediye Başkanı Ahmet Emin (Arkayın) Bey;
– “Yeni biten istikamet haritasının tatbiki en büyük meşgalemizdir”.der.

 Mustafa Kemal Paşa haritayı görmek istediğini söyledi. Harita belediye görevlileri tarafından belediye başkanlığı odasına getirildi ve Mustafa Kemal Paşa’nın masasına konuldu. Mustafa Kemal Paşa’nın harita getirildikten sonra ilk sorusu:


– Harita cihetinde (kuzey yönünde)  mi)  ? oldu.

Aldığı olumlu yanıt üzerine bu kez:


– Şimdi bulunduğumuz yeri gösterin” dedi. Yer gösterildi. Bunun üzerine; haritanın ne kadar alan kapladığı ve yol genişliklerini soran Mustafa Kemal Paşa aldığı yanıtlar karşısında tatmin olmuş, özellikle cadde ve yol genişliğine dikkat edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Buradan CHF Binasına gidilmiştir. Fırka Binasında çeşitli esnaf kuruluşlarının temsilcileri toplanmışlardı. Ekonomik sıkıntılardan, üretimin gereği gibi değerlendirilmediğinden söz açıldı. Mustafa Kemal (Atatürk) daha çok kooperatifçilik üzerinde duruyor, üretim kooperatiflerinin arttırılmasını istiyordu. Akşam saatlerinde Türk Ocağı’na uğradı.

O tarihteki Ocak Başkanı Fevzi (Germen) Bey üyelerle Mustafa Kemal Paşa’yı karşılar.
1931 yılında iki katlı bir bina olan Türk Ocağı’nın alt katı kahvehane olarak kullanılıyordu. Mustafa Kemal Paşa ilk olarak kahvehaneye uğramış, burada oyun oynayanların aldıkları sayıları yazdıkları el tahtasındaki eski yazıyla yazılmış rakamları görünce, buradakilere “bu rakamlar yasak değil mi?” diyerek kızmış ve daha sonra üst katta bulunan Türk Ocağı’na çıkmıştır.

 Ocak’ta Fevzi (Germen) Beyin başkanlığındaki idare heyetiyle tanıştıktan sonra, Fevzi Bey’e sorular sormaya başlamıştır. “Aydın nüfusu ne kadardır? Bunun ne kadarı şehirlerde, ne kadarı köylerde yaşamaktadır; buradaki faaliyetiniz hangi safhadadır?”. Böyle bir soruyla karşı karşıya kalacağını tahmin etmeyen Fevzi Bey, tahmini ve gelişi güzel birkaç rakam söylemiş, verilen yanıtlardan tatmin olmayan Mustafa Kemal Paşa bu kez; “kültür, sağlık ve ekonomi konularında köylüyü aydınlatacak çalışmalarının olup olmadığını” sorar. Toplantıda bulunan grup içerisinden Emin Bey; “Harcırah ve vasıtalarının olmadığı için köylere gidemediklerini” söyler. Bunun üzerine Gazi Mustafa Kemal “siz gidemiyorsunuz ama bir sürü yobaz çarığı çektiği gibi sırtında torbası ile karanfil yağı satacağım diye inkılâbı köstekleyen yayınlarla köyleri adım adım dolaşmaktadır. Sizin ise bu uğurda en küçük tedbir ve hareketiniz yok.” diyerek Menemen olayına atıfta bulunmuş, istediği yanıtları alamamanın verdiği kızgınlık kısa sürede hayal kırıklığına dönüşmüştür.

“Türk Ocakları CHF’nın hars  (ekin ,kültür )  şubesidir. Fırka millete mürebbilik yapacak ilim, iktisat, siyaset ve güzel sanatlar gibi bütün hars sahalarından vatandaşları yetiştirmek için rehberlik edecektir. Ocaklılar CHF’nın programını vatandaşlara izah etmekle asıl vazifelerini yapmış ve mefkurelerine en büyük hizmeti ifa etmiş olurlar…Gayeniz bu çok faydalı olduklarına kati kanaatimiz bulunan yol üzerine de milleti ahenk olarak yürümekten ibarettir…”der.
Mustafa Kemal Paşanın birkaç ay öncesine kadar rejime muhalefet eden unsurların toplandığı SCF’nın oldukça güçlü olduğu Aydın’da ve Türk Ocağı’nda karşılaştığı heyecansız ve rejimin ideallerinden uzak topluluklar karşısında verdiği mesajlar ve yaptığı konuşmalar farklı bir ton taşımakta, irticaın bölgede güç kazanmasının faturasını ,  iyi çalışmadıklarını söylediği Türk Ocağı’na kesmektedir.
Mustafa Kemal (Atatürk) Türk Ocağı’ndan ayrıldıktan sonra Gazi’nin eleştirileri karşısında şimşekleri üzerine çeken Türk Ocağı idare heyeti toptan istifa etmiştir. Yerine Asaf Gökbel başkanlığında yeni bir idare heyeti oluşturulmuştur.



Millî Mücadele sonrasında ve Atatürk’ün Aydın’ı ziyaretinde   Âsaf Gökbel,bir ara bizzat Atatürk tarafından Halkevi başkanlığına atanır.  İlk halkevi olarak kullanılan  binayı ilk Kütüphane  olarak Aydınlılara kazandırır.

Ayrıca daha önce  1936 yılında  Hikmet Şölen ile beraber ilk ciddi kaynak kitap olan ve referans alınan AYDIN İLİ TARİHİ kitabını Hikmet ŞÖLEN ile beraber kaleme alırlar. Aydın halkevinin yardımıyla  , Ahmet İhsan matbaasında basılan kitap “ eski zamanlardan ,Yunan işgaline”  kadar olan bölümü kapsar.

 

Kitabın aslı bugün müzayedelerde satışa sunulmuştur.

Aradan uzun yıllar geçer. Asaf Gökbel 1964 yılında anılarını ve bildiklerini Millî Mücadele'de Aydın isimli bir kitapta toplar.

 Yine aradan geçen 41 yıl sonra yani 2005'te Kurtuluş Savaşı'nın yerel ortamını anlatan bu kitabın dil olarak sadeleştirilmesine karar verilir. 

2005 yılında Hüseyin Kuruüzüm bu kitabı hem sadeleştirir hem de bazı eklemelerle yayına hazırlar. 

Milli Mücadele'de Aydın

370 sayfalık bu orta boy kitapta; eserin sadeleştirilmiş metni,sunuşlar,belgeler,fotoğraflar bulunmaktadır.

Bu kitabı her zaman arabamda yanımda taşımaya başladım.

Boş aralarda satır satır okuyup  notlar tutmaya başladım.

Hatta geçen hafta  Efeler belediyesinin getirttiği Ayşen Gruda nın “kırkından sonra” adlı tiyatro oyununda  Vali yardımcısı  duyarlı kültür adamı Ömer Faruk GÜNAY’ a da gösterdim. Kendisine, Aydın tarihini ilgal yıllarını anlayabilmesi için ,bu kitabı mutlaka okumasını önerdim.

Kendisinin engin hoşgörüsüne sığınarak bu özel konuşmayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Üç gün sonra kendisi telefonla bana döndü.

Makamında konuşup kitabın kritiğini yaparken , “ gerçekten çok objektif olarak kaleme alınmış tarafsız ve gerçekçi bir anlatım “ dediği kitabı bir hafta sonu, solukla  bitirdiğini   belirtti.

Gerçekten yazar Asaf Gökbel Aydın’ın işgal yıllarında olan biteni, tarafsız ve objektif olarak kaleme almış.

Hatta Yunan işgaline karşı Aydın’ı kurtaran Yağmacıları , yağma yapanları , Aydın’ı kurtarmaya gelenlerin , Yunanlıların Kemer mahallesine geri çekilmesinden sonra kenti nasıl iki gün talan ettiklerini , yağma yapıp soyduklarını açık dille kaleme almış.

İşgalin bu utanç verici günlerinden sonra Yunan askerleri  Kemer çakırlar çayı içinde bekleşirken , arkalarından gelenlerin olmadığını görünce Karabağ’a ( İncirliova ) geri çekilirler.

İzmire yanaşan Yunan uçak gemisinden hareket eden uçaklar Aydın semalarında keşif uçuşu yaparak ortalığın boş ve kentin terkedildiğini görünce Aydın’ı tekrar ikinci kez işgal ederler.

İşte tarihte bir kentin iki kere işgali ve iki kere kurtuluşu böyle  kayıtlara geçer.

AYDINLIYIM DİYEN HERKES İŞTE BU KİTABI OKUMALIDIR.

Rahmetli Asaf GÖKBEL arşivi  aileden temin edilerek , EFELER BOSNALI KENT BELLEĞİNE özel bir köşede sergilenmelidir.

İşte yakın tarihimizin kanaat önderi, yaşananlara şahit , Atatürk ile aynı sofrada yer alan ASAF GÖKBEL adına ilimizde KOZDİBİ  meydanında   basit demir iskeleden mevcut  kuvvayı milliye meydanına bu meydandan yetkili  AYDIN BÜYÜKŞEHİR belediyesi  tarafından    bir anıt  heykeli yapılarak , Aydın tarihinin  geçmişi ve yaşanılanların  özeti, yanına yapılacak  panolara ve  levhalara kazınmalıdır.

Aydın kentinde ASAF GÖKBEL adına ne bir park , ne de bir  meydan ve sokak cadde bulvar hatta okul adı bulunmamaktadır maalesef.

Buradan  EFELER  BELEDİYESİNE  önerim , kent içinde Adnan Menderes Bulvarı başındaki UĞUR MUMCU parkının adının  değiştirilerek , ASAF GÖKBEL adı verilmeli ve bu küçük alana KUVAYI MİLLİYE bilgilerinin  yer aldığı pano bilgileri yerleştirilmelidir.

Çok saygın  gazeteci ve düşün adamı Uğur Mumcu içinde Kent içine yapılacak  daha büyük ve geniş bir parka adı verilmelidir.

 

SÖZÜN ÖZÜ :

PAYLAŞACAK DOSTLARINIZ  YOKSA ,

İYİ ŞEYLERE SAHİP OLMANIN BİR ANLAMI DA YOKTUR.


MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

GSM : 0.542.7608691

PK:110 EFELER – AYDIN

 

 

12.10.2017
Bu yazı 179 defa okundu.

Diğer Yazıları