YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

SIRADA İSTANBUL’UN ÇILGIN KANAL PROJESİ NASIL DEĞİŞECEK AYDININ , MAKUS TA

Yıllardır kangren olan İstanbul Taksim de yapılacak  Opera binasına nihayet çözüm bulundu.

Dev ekran ile etkinliklerin taksimden canlı yayınlanacağı bina önce İstanbullulara, sonra bizim gibi  ara sıra İstanbul2a giden  taşralılara hayırlı uğurlu olsun.

Antik kentlerde   bile  2500 yıllık ve  30.000 kişilik gösteri merkezleri yapılmış ken , biz en çok 2500 kişilik  bina yapmakla öğünüyoruz.

Eskiler mi iyi düşünmüş, yeniler mi geride kalmış tartışılır.

Şimdi sırada  mega projelerden  Marmara ile Karadeniz’i birbirine bağlayacak olan ,

İstanbul Kanal projesi  yavaş da olsa, start almağa başladı.

Önceki  Başbakan ,Yeni Cumhurreisi,

kameralara bakarak veciz bir söz daha söylemişti Kanal İstanbul’u açıklarken ,

“onların Panama kanalı varsa, işte bu da bizim  kendi kanalımız”

 Aslında çok önceleri bizimde bir kanal projemizden bahsetmiştim.

İstanbul’un kanal projesi  varsa Aydın’ın neden olmasın ..?

Bizimkinin adını şimdilik “Menderes kanal “ projesi diyelim.

Aydının Çılgın projesi Ege denizinden Menderes nehrine girecek tekneler,

Bafa gölüne ulaşacak , oradan turlayıp aynı yolla dönüşü yapacak.

Bu  pek” çılgın” değil, ama  Aydın için   “yılgın” bir proje .

Çünkü Aydın’ın en büyük eksikliği  tanıtım ve sesinin az çıkması.

TANITIM çok önemli bir  enstrüman günümüzde.

İller mega kentlerde  özel günler düzenleyerek ,  kendilerini tanıtarak , markalarını değerlerini  tüm yurtta  her kesime iletirken , neden bir AYDIN günü düzenlenmesin..?
BU amaçla Aydın dışındaki illerde  AYDIN DERNEKLERİ var.

İstanbul da ,İzmir de Ankara da lobi  yapabilecek bu dernekler , vakıflar bir çatıda federasyon olarak bir araya gelmelidirler.

Bu Sivil toplum girişimlerinin başında gelen, Necati ÜNAL dün Aydın daydı.

Aydın gazeteciler Cemiyetini de ziyaret eden Necati bey bir Aydın sevdalısı ve gönüllüsü kardeşim.

Keza İstanbul da yaşayan sevgili ağabeyimiz Ünal UYGUÇ  konu AYDIN olunca kendini kaybeden bir aşık.

Peki ya ilçelerimiz.?

Aydın ve Söke  Didim Nazilli, Kuşadası ve  Yenipazar’da

Tarih ve Kültür bilinci yaygınlaştıkça,

Karacasu ve Bozdoğan evleri korunmuş doğal haliyle,

Komşumuz Muğla ,Birgi,Şirince gibi,

Bir cazibe ve çekim merkezi olacak.

Kent içindeki tarihi yapılara ilgi giderek artıyor.

Ama kentin en yakınındaki TRALLES ve yeraltı askeri sığınağı ARSENAL hala ilgisizlikten , hak ettiği  yerde değil.

 

 

AYTO’nun  önceki yönetimi tarafından ,

Başlatılan Aydın Kültür ve tarih atağını ,

Restoresi biten ancak  hala açılamayan   Gümrük Önü hanı ,

 bitişiğindeki ele alınması gereken ancak geçtiğimiz ay yalçın Pekgüzel’in satın aldığı Gümrükönü ( Çifte hamam ) restoresi Turizm’e kazandırılması bekleniyor.

Aydın bir başka Osmanlı Türk hamamı  ile  bir ilke imza atacak.

Aydın  göbektaşı ile , kurnaları ile geleneksel

Tarihi bir hamama kavuşacak.

Nasuhpaşa külliyesi içindeki hamam vakıflar tarafından restoresi bitti.

Yakında kira ihalesi ile , özel sektörce iletilecek olan hamam sayesinde artık  Aydın lılar pürü pak olacak..!
Aydın kentinin , adı “çılgın “ama   “   gerçek”  tanıtım  projeleri işte bedavaya..!

yerel ve merkezi idarelere  sunulur. 

 

Aydın merkez’de kent içinde ikinci bir meydan olarak

Hayata geçecek bir başka projeyi  daha  paylaşmak istiyorum.

Aydın kent merkezinde Atatürk meydanına çok yakın,

 Tarihi tren garı  önündeki  geniş alan ile Adnan menderes stadyumu  ve KİPA alanı..!

Tarihi bir meydanı olarak düzenlenebilir.

Tren garının  alanı ve yakını ,  bir kısmı gar otoparkı, bir bölümü Akaryakıt istasyonu, diğer üç  çevresi ise tarihi yapılarla   çevrili.

İlki Bey caminin  güney karşısında metruk Salcıoğlu Konağı ,

Diğer ucunda Kipa karşısında Askerlik daire başkanlığı ,

Aydın’ın en eski  yapı ve tarihi  değerler toplamı.

Ortada Filibeli Hacı Süleyman Mahdumu fabrikası,

Restore edildikten sonra, bir zamanlar disko olarak işletilen,

Tarihi yapı adası  tam 2056 m2 alanında ,yani  kentin en merkezi alanında iki dönüm arsa ..!

Kültür varlığı olarak tescilli üç yapıdan biri devlete ait,

Yani tahsisi  kullanım amacı  değiştirildiğinde, Askerlik daire başkanlığı binası ,

Son derece uygun bir devlet konukevi  ve  bahçesiyle beraber,

Dini ve Milli bayramlarda kokteyllere ev sahipliği yapabilir.

Salcıoğlu konağı  ise boş ve metruk, içinde insanların yaşamadığı her yapı gibi,

Günden güne eriyip, dökülmeğe devam ediyor maalesef..!

 O da kendini terk eden  insanlara küsmüş olmalı..!

Oysa kent içinde kahvaltı evi, restoran, bahçesiyle beraber kafe ,

Birinci katı butik bir otel olarak Aydın Turizmine katkı verecektir.

İşte bu üç tarihi yapının bir arada projelendirilmesi ile kent merkezinde,

Her yere yakın kültür ve tarih kokan ikinci bir meydan Aydın’a çok yakışacaktır.

Askeri mahfel  olarak bilinen   Askerlik dairesi  bahçesinde eskiden olduğu gibi  resmi resepsiyonlar ve nişanlar, düğünler,

Şehir içinde kalan tek akaryakıt istasyonunun  kaldırılarak ,

Trafiğe kapalı alanda, sandalye ve masalarda  , bir örneği Fransa da gördüğümüz , Eskişehir dede bulunan  kafeler,  masalarda içilen çaylar, sohbetler eşliğinde  yazın , dev ekranda maçlar,

Hatta açık hava sineması geleneğinin yeniden canlandırılarak ,

Aydında eskiyle yeninin buluştuğu  bir  Nostalji meydanı..!

Gene düşlere daldık gitti..!

Onun için diyorum hep,

İSTANBUL KANAL , BİZİM Kİ SANAL..!

Haydi bakalım , Hizmet için   seçilen  belediye başkanları,

Küçük işlerle değil, büyük işlerle ..!

İşte size çılgın projeler,

Büyük düşünenlere  büyük hayaller..!

Ne demiş ünlü bilim adamı EINSTEIN ,

Ben çok zeki olduğumdan değil, hep merak ettiğimden başarılı oldum

hayal etmek , başarmanın yarısıdır.

Bunu aklınızın bir yerine yazın,

Hayaller gerçek olduğunda

beni ve bu yazıyı hatırlayın..!

Tıpkı ,Gümrük Önü,Zincirli Han ve Nasuhpaşa Külliyesi ile  Milli Aydın bankasının önce hayalle başlayıp,

Sonra gerçeğe dönüşen yolculuğunun ardından  , restoresinin bittiği gibi..!

Hayallerin , gerçeğe dönüştüğü  bu örnekleri,

daha  da  çoğaltmak mümkün , diğerlerini..!

 

****

İLETİŞİM   GELİŞMEKTİR.

KONUŞMAK  HERŞEYDİR.

 

Konuşmayı ve iletişimi paylaşmayı  pek sevmiyoruz galiba .

Net ve açık olmayı da beceremiyoruz  sanki..!
İnsanların Yüzüne değil de arkasından konuşarak rahatlıyoruz...?

hayvanlar aleminden bir örnekle başlayıp,

İnsanların konuşa konuşa anlaşacağı  ,atasözü iletişimin önemini vurgular.

Konuşmayan, iletişim kurmayan  insanlar , dedikoduyla  yaşarlar.

“Duyduğunuzun hiç birine gördüğünüzün yarısına inanın “

der bir atasözü.

bugünlerde pek konuşmaktan keyif almayan yöneticilerimiz var.

kendisinden istenilen randevulara cevap bile vermeyen,

kapılardan eli boş dönen,

bir zamanlar  ben sizin bacınızım diyen lider gibi,

herkesin ellerini sıkıp , fotoğraflar çektirenler ,  sırça saraylarında her yer kapı duvar..!

hadi  işler yoğun , çalışma zamanı ,

ama bazı kurumlar , açıkça bir esnaf dükkanı.

kapıları hep açık olmalı.

Çok yoğun ise işler , yardımcılarla  paylaşmalı.

Millet  derdini  birine anlatmalı.

Eskiden HALK GÜNLERİ vardı.

Ama şimdilerde, her yer kapı duvar ,

Ama 2019 ‘a az kaldı , sandıklar  kurulunca yeniden , vatandaş bir gün bunun sebebini sorar..!

anladınız siz onu,

birileri  kendisine anlatmalı  konuyu..!


***

BAKMAK VE GÖRMEK

Ortaokulda  Türkçe dersimizde öğrenmiştik.

“Bakmak ve görmek” üzerine deneme yazısı örneğini.

Bakmak demek ,görmek değildir  her zaman..!

Her Bakan , baktığını görür mü..?

Mesela  Bakanlar, onca işi arasında  yanındakileri  görebilirler mi.?

Eğer gözlerinde bir kusur yoksa, elbette.

Ama eğer bakarken ,  göremiyorsa,  eğer; 

 ya  gözlerde bir kusur, ya da  görmede  bir isteksizlik vardır demektir.

*****

NEDEN CUMHURİYET

Meslek adının önünde CUMHURİYET adı takılı tek meslek Savcılardır.

Bu  adı  hemşehrimiz  Kuşadasında doğan ve  yaşayan Mahmut Esat Bozkurt  koymuştur.

Lozan'da doktora yaptıktan sonra Atatürk tarafından "Hukuk Reformu yapmakla" görevlendirilen Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılar için "Cumhuriyet Savcısı" unvanının isim babasıdır.

Atatürk'ün huzurunda "Hukuk Reformu" için fikir fırtınası yapılırken, Mahmut Esat Bozkurt çok tepki alır ve sıkıştırılır:
"Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denilir?
Cumhuriyet Başbakanı, Cumhuriyet Bakanı,Cumhuriyet Valisi, Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da,
Neden Cumhuriyet Savcısı?
Savcılara neden bu imtiyaz?
Atatürk, döner Bozkurt'a "Ne diyorsun?" diye sorar.
Bozkurt'un cevabı çok net olur:
"Çünkü öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir. İşte o hesabı soracak olan Cumhuriyet Savcısı'dır."
Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder.

-"Devam et Bozkurt" der.

İşte sadece Cumhuriyet Savcılarına verilen bu cumhuriyeti korumak ve kollamak yetkisi hukuk reformuna ve Atatürk ile  hemşehrimiz   Mahmut Esat’a kadar uzanır.

Bir gün hukuk herkese lazım olur..!

 

 

 

 

SÖZÜN ÖZÜ : 

BİLGİSİ  GÜÇLÜ,  ANCAK HAYALİ OLMAYAN İNSANIN , SADECE AYAKLARI VARDIR ,  YERDE YÜRÜR .

 HAYALİ OLANLARIN İSE KANATLARI DA VARDIR, UÇURUR.

 

Mehmet ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmaail.com

PK:110 EFELER  AYDIN

GSM : 0.505.8077828

 


 

 

07.11.2017
Bu yazı 138 defa okundu.

Diğer Yazıları