YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

SÖKE- KEMALPAŞA MAHALLESİ TARİHİN İZ SÜRDÜĞÜ BİR NOSTALJİ.

SÖKE- KEMALPAŞA  MAHALLESİ

TARİHİN İZ SÜRDÜĞÜ  BİR NOSTALJİ.

 

Aydın  kenti için “dağlarından yağ, bağlarından bal, ovasından beyaz altın akar “ sözüyle ünlenen Aydın’ın  beyaz altın diyarı Söke , yıllardır , Büyük Menderes  nehrinin suladığı  , ovada   ağalar , beyler kenti  olarak bilinir. Pamuk  varsılı  beyler , ağalar, yüzlerce , dönüm arazi ve çiftliklerin ,  beyaz altın pamuktan  geliriyle bu ünvanlara sahip olmuşlardır. Tarihi Kemalpaşa mahallesi de bir kültür ve tarih sel zenginliği ile ünlenmiştir. Bizans egemenliğinin sonlarına doğru 1300 yıllarında Aydın Bey'in Türkmen aşiretlerini buraya getirdiği ve Söke'yi bu aşiretlerden birinin başkanı olan Süleyman Şah'ın dedesi adına kurduğu söylenir. 1426'da Menteşe Beyliğinin merkezi olan Söke , Osmanlılar döneminde de Menteşe Sancağının merkezi olarak kaldı.18.yy başlarında Sığla Sancak merkezi iken ,  1868'de Aydın'a bağlandı.  Evliya Çelebi   (1671-1672 ) yıllarında   geldiği  Söke için    ilçe’ye  Söke denilmesinin sebebini yazdığı  seyahatnamesinde kendi kalemi ve anlatımıyla   “   Orhan Gazi Güzelhisar'da iken  ,yere batası kafirler Balat kalesinden,Söke kalesine gelerek kapanırlar. Orhan Gazi de seksen bin askerle gelip cenge başlar. İslam askeri mağlup olmaya yüz tutunca , Orhan Gazi hemen dal satır olur ve "bre gaziler, şu kafiri söke söke şehirden çıkarın!" deyince, kafirlerin hepsi kılıçtan geçirilir. bütün gemileri Balat'ta müslümanlar’ın eline geçer. “ Onun için bu şehre” Söke “ denilmiştir.

Ancak 1512 yılından bu yana Osmanlı Salnamelerinde bu ilçemizden Söke olarak bahsedildiği yazılıdır.             Kimilerine göre de bu ilçemizde rüzgarın güçlü ve sert esmesi nedeniyle , çatıları ağaçları söktüğü için Söke denildiği de rivayet edilir.            Bu ilçemizin tarihi sokaklarında yaşayan Rumlar Söke’nin yüksek ve havadar bir semti olan   Kemalpaşa mahallesi kenar mahallesini kendi kültürleri ve yapıları ile donatmışlardır.           (Salnamelerden) 1774-1789 yıllan ansında on beş yıl saltanatta kalan, yirmiyedinci Padişah  1. Abdülhamit zamanında   1778  yılında  şiddetli bir deprem meydana gelir.gerek bu deprem sonrası gerekse  daha önceki depremler ve  ölümler sebebiyle boş kalan arazileri işlemek maksadıyla bu son depremden  sekiz yıl öncesinde olduğu gibi  1757-1774 yıllan arasında , onyedi  yıl saltanatta kalan, yirmi altıncı padişah   Üçüncü . Mustafa zamanından bu yana , hem zelzele hem salgın hastalıkların ölümlere sebebiyet vermesi nedeniyle ,Yunanistan adalarından Yoran (Didim ) , Doğanbey, Akköy, Akbük, Söke,Bağarası, Güllübahçe gibi yakın yerlere  gruplar halinde Yunanlı aileler getirilip yerleştirildiler.            Bu merkezlerde yaşamlarını sürdüren Rumlar geleneklerini ,  farklı kültürlerini ve inançlarını yapılarında yaşatmışlardır.Özellikle Girit’ten göç eden  nüfusun bulunduğu mahalleler, ninelerinden öğrendikleri  türküler ,beyaz badanalı bahçeli evlerin begonya çiçekli bahçelerini aşar ,sokaklara taşar. İşte bu şirin daracık ve cumbalı evlerden oluşan Kemalpaşa mahallesi özgün evleri,tarihi dokusu ile Safranbolu, Şirince manzarasını taşır. Kentsel SİT alanı ilan edilmiş bölgede terk edilmiş onlarca tarihi ev ve konakların son misafirleri Anadolu’dan göç eden ailelerdir.

          Söke'de doğup, büyüyen Rumların    oturdukları bugünkü Kemalpaşa Mahallesine  “PATRİARHİS İYOAKİMİS “deniliyordu. Bugünkü Kemalpaşa Camisinin  bulunduğu yerde “AGİYOS DİMİTRİOS “  kilisesi  uzun yıllar  Rumlara hizmet etmişti.        Tarihi Kemalpaşa Rum Evlerinin sit kapsamına alınmasıyla, aslına uygun restore edilmesine izin veriliyor. Ancak bazı ev sahipleri ekonomik nedenler dolayı bu tadilatı yapamadığı için evlerini terk etmiş, kimi kiraya vermiş, kimi de binanın kendi kendine çürümesine yıkılmasına seyirci kalmış, kimi vatandaşlar da atalarından yadigar bu tarihi evleri, konakları restore ederek içinde oturmanın keyfini yaşarken her tarafı tarih kokan bu güzel mahallenin yıllardır  restore edilememesi, turizme

açılamaması  artık Söke belediyesinin girişimleriyle aşıldı.     Ege’de ve Anadolu’da bir çok bu tip mimarilerin turizm amaçlı kullanılıp, o şehre katma değer sağladığını düşünürsek,  Şirince Köyü  restore edilen tarihi dokusu ile  binlerce meraklının ziyaret adresi. Safranbolu ,Birgi, Tire ve Ödemiş gibi  çevremizdeki  bir çok il ve ilçe bu tip benzeri tarihi görsellikler sebebiyle turizmden aldığı paylara artık Söke’de ortak olacak.

 

SÖKE TARİH VE KÜLTÜR  KORUMACILIĞINA   ÖRNEK OLDU. 

 Kemalpaşa mahallesinde  yaşayan Rum  nüfusunun   işgal yıllarının bittiği 1922' den sonra  ayrılmaları üzerine eski kent dokusu bakımsızlıktan kaderine terk edilmişti.Bu mahallede  yer alan eski rum evlerinin bir çoğu bakımsız ve  kaderine  terk edilmiş  iken Avrupa Fonlarından temin edilen ödeneklerle oluşturulan Proje sayesinde yeniden hayata döndürülmeğe başladı   1770'li yıllardan itibaren varlıklı Rum ailelerin yaşadığı, ustalıkla yapılmış tarihi konutların bulunduğu Kemalpaşa mahallesinde  Kurtuluş Savaşı'ndan sonra yapılan mübadele sonucunda, Rumların terk ettiği bu mahalleye Türk aileleri yerleşmiş ancak zaman içerisinde  bu semtten ayrılmaları sonucu bu  metruk  yapılar , gerek  tescilli kültür varlığı olması nedeniyle , gerekse bürokratik ,işlemlerin uzunluğu ve maddi yetersizliklerden dolayı uzun zamandır virane bir durumda kurtarıcısını arıyordu. Söke'nin en eski yerleşimi olan bu mahallenin, kentin tarihi ve kültürel dokusunun korunmasında önemli bir yeri bulunan bu  bölgenin 2001 yılında kentsel SİT alanı ilan edilip koruma altına  alınarak Mahallede, 2004 yılından bu yana 5 tescilli yapının kamulaştırma işlemi bitirilmiş durumda.Toplam 105 parseli kapsayan 'Sokak Sağlıklaştırma Projesi Söke belediyesinin önderliğinde oluşturulan bir birim tarafından öncelikle eski yapıların onarımı için  hazırlanan “Söke Kemalpaşa Mahallesi Evleri restorasyonu için teknik personel eğitim projesi”, Avrupa Birliği  Değerlendirme Komitesi'nce uygun bulundu.  Bu konuda  açılan "usta ve nitelikli eleman eğitme ve yetiştirme" kursları sonucu  35 teknik eleman yetiştirildi .Sertifikalı ustalar tarafından örnek bir yapı Söke belediyesine kazandırıldı.

 

 SOKAK CEPHE DÜZENLEME  PROJESİ

Söke belediyesince yakın zamanda başlatılan bir örnek proje ile  Kemalpaşa  Sokaklarına bakan tarihi evlerin  cephelerinin  yeniden  düzenlenmesi   kapsamında tarihi doku  yapılar ile cadde ve sokakların  görüntülerinin Şirince , Birgi evleri benzer, görünümlerinin düzenlenmesi amacıyla açıktaki  elektrik hat ve direkleri ile telefon tesislerinin  toprak  altına alınması, uzun yılların yorgunu  tarihi evlerin  dış cephelerindeki  görüntü kirliliğine  neden olan  olumsuzlukların  kaldırılması ve restoresi ile  yeniden düzenlenmesi,  dökülmüş ve yerinde bulunmayan  mimari  süsleme  elemanların  aslına uygun olarak  imal edilerek , yıpranmış cephe öğelerinin onarımı,  orijinaline aykırı  yapı cephelerinde inşa edilmiş  ve özgün dokuyu bozan   kaplamaların temizlenerek orijinalleri ile değiştirilmesi , cephelerde tamirat ve bakımları ile  temizliği,  ahşap ve kiremit çatıların elden geçirilmesi, cephelerin tarihi ve  asıl  dokusuna  uygun olarak yeniden boyanması bu restore projesi kapsamında  yapılan ihaleyle 6 ay içinde 1 milyon 360 Bin TL bedel harcanarak   gerçekleştirilecek. Böylece Söke ilçemiz , Şirince, Birgi,Safranbolu evleri gibi ünlenen , tarihine ve kültürüne sahip çıkan şirin bir ilçemiz ve Turizm destinasyon merkezi olacak.

DİĞER İLÇELERDE, DURUM YEREL DE  NERDELER..?

Bir kentin  asıl ve   duygusal sahibi yerel yönetimlerdir.

Şehrin gelişimi  ve şekillendirilmesi  ile  geleceğe  miras bırakılacak  görünümü  için Sivil Toplum Kuruluşları ve kent Konseyleri ile el ele vererek projeler geliştirilmelidir.

Bunun için de Öncelikle Belediye Başkanlarının buna inanması gerekir.

“ tarihi kentler birliğine “ üye  belediyeler bu sorumluluklarını yerine getirmelidirler.

Bu girişimin hem tanıtım ve buna bağlı  , ekonomik, istihdam ve  siyasi getirisi ,İlimizin   yaşam merkezlerine marka olacaktır.

Önce kendimiz tanımalıyız sonra tanıtmalıyız yaşadığımız çevremizi.!

Tarihi kent zengini  bu topraklar üzerinde  yaşayan ,  ama üzerinde yaşayanların farkında olmadığı,  fikren  fakir Aydın’lılar,  bu  farkındalığı  anladıklarında,  AYDIN kent olarak ,  hem Çıldır dan hem de  zenginlikten  uçacaktır.

Kentlerin gerçek sahibi   17  İlçe  Belediye Başkanlarımız , Büyükşehir Belediye  başkanlığında bir araya gelerek , oluşturacakları YEREL YÖNETİMLER BİRLİĞİ ile değerlerimizi ve kültürel varlıklarımızı ekonomiye, turizme kazandırarak, her ilçe de  ayrı bir destinasyon merkezi oluşturacak  kaynaklarla marka şehir olmaya hiçbir engel yoktur.

Yeter ki, küçük ve sığ değil,  büyük ve ortak düşünelim ve güçleri birleştirelim.

MEHMET ÖZÇAKIR

AYDIN ESKİ ESERLERİ SEVENLER DERNEĞİ BAŞKANI

mehmetozcakir@hotmail.com

GSM : 0.542.7608691

PK:110 EFELER – AYDIN

 

 


17.05.2017
Bu yazı 531 defa okundu.

Diğer Yazıları