YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

Tarihte “tek adam” deyimi Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk için söylenmişti

 

 

Şevket Süreyya Aydemir'in 1963 ve 1965   yılları arasında kaleme aldığı biyografi kitabı. Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatının anlatıldığı üç ciltlik bu eser, biyografi olmasının yanı sıra bir inceleme-araştırma kitabıdır da,

 Mustafa Kemal'in   hayatından   kesitlerinden   objektif   olarak  izlenimleri aktaran bu kitap,  sadece   Mustafa Kemal'i değil, aynı zamanda 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına kadar uzanan bir   Türkiye  sürecini ve gerçeğini   ele almıştır.

Kendisine yeni Cumhuriyetin  lideri olarak padişahlık ,saltanat’ın bir farklı sistemi olan   Monarşi ve hatta  başkanlık sistemi benzeri tek adamlı  yönetim teklif edilmiş ise de, Atatürk hemen demokrasiye geçilmesini emretmiş , Cumhuriyeti benimsemiştir.Hatta sonraları tek parti döneminin , yerine çoğulcu demokrasiye geçiş için başka bir parti daha kurdurmuştur.

Kendisine tek adam dense de, Atatürk çok adamlığı çok sesliliği tercih etmişti.

Ondan sonra gelen İsmet İnönü “ikinci adam “ olarak anılmış, tek adam’ın yazarı   Şevket Süreyya Aydemir  İsmet İnönü'nün hayatını anlattığı ve 1966-1968 yılları arasında ilki gibi ,üç cilt halinde yayımlanan biyografik  kitapta İsmet İnönü´nün hayat hikâyesi etrafında, bir devrin akışını anlatılır.

Bugünlerde  ” üçüncü bir adam “  daha çıkıp, adına henüz kitap yazılmasa da , ilk ikisinin izinden yürüyüp yürümeyeceği  bilinmez..!

“üçüncü adam” kitabının yazarı, üçüncü adam  için   neler yazar bilmem..!

Evet boşuna” tek adam “olunmuyor.

Kimse  Atatürk’ü  tam olarak anlayabilmiş değil.

Çünkü onu anlamak için  , onun yaşadıklarını yaşamak lazım.

Bugün üzülerek bazı  kendini bilmezlerin Atatürk büst ve heykellerine saldırmalarının altında  işte bu gerçek var.

Atatürk’e   Cumhuriyeti kurmadan önce   “ gel  tek başına başkan ol yönet dediklerinde istese yapabileceği halde,  hayır demiş ve  Cumhuriyeti kurmak için yola koyulmuştur.

Gene istese üzerindeki, üniformayı  çıkarmadan ,  askeri  lider olarak ülkeye tek hakim olması mümkün iken , o ille de demokrasi ve kadınlara seçme ve seçilme  hakları  demiştir, bugün modern bildiğimiz  İsviçre’den bile önce..!

Bu ülkeyi vatan yapan ve toprağa düşen nice isimsizlerle, adı silinmiş bir ülkeyi Türkiye’yi   yeniden   yaratmıştır.

Atatürk düşmanları , bu ülkenin düşman ve  hainlerin çizmesi altında  ezilmesini mi savunmaktadırlar..?

Bugün Myanmar da ,  Arakan Müslümanlarının uğradığı eziyeti görmüyorlar mı..?
İşte Atatürk , aynı acıları yaşayan bu ulusu  yeniden küllerinden yaratmanın peşinde koşarken , onu anlamayanların , aziz ruhuna ve cenazesine hakaret   etmesi  en azından geleneklerimize ve cenazesine aziz naaşına saygısızlıktır. 

Atatürk’ün  kadın’a ve kadınlara ilişkin  aşağıdaki anekdotu onu anlamamıza daha  fazla yardımcı olacaktır.

****

Süreyya Ağaoğlu, Ülkemizin ilk kadın avukatıdır.

Bir arkadaşıyla birlikte Adalet Bakanlığı'nda staja başlar.

 İlk günlerin heyecanı geçince, bir sorunla karşılaşırlar.

Öğle yemeği işini nasıl çözeceklerdir?

 Evlerine gidemezler, Çünkü  evleri bakanlığa çok uzaktır. Devrin şartları dolayısıyla lokantaya da gidemezler.

 Aslında Ankara'da yemek yenebilecek bir lokanta vardır ama burada: sadece milletvekilleri yemek yiyebilir.

Kadınların lokantada yemek yemesi olacak şey değildir..

İki arkadaş öğle yemeklerini, bir süre için peynir ekmek yiyerek geçiştirirler.

 Ama sonunda dayanamazlar. Süreyya’nın babası dönemin Basın-Yayın Genel Müdürüdür. Süreyya, öğle yemeklerini lokantada yiyebilmek için izin ister. Baba da onaylar.
İki arkadaş, ertesi gün lokantaya gider, küçük bir bölümüne geçip güzel güzel karınlarını doyurur.

Ardından  homurdanmalar ve şikayetler başlar.

Şikayetler aynı gün, Başbakan Rauf Bey'e oradan da. Ahmet Ağaoğlu'na ulaşır.

Ağaoğlu akşam kızına durumu anlattıktan sonra, “Bundan sonra öğle yemeklerine bana gelin," der.. 
Süreyya çok üzülür, ama yapacağı bir şey yoktur..

Birkaç gün sonra, Atatürk ve eşi Latife Hanım, Ahmet Ağaoğlu'na misafirliğe gelir.

Süreyya , olayı bütün açıklığıyla Atatürk'e anlatır.

Çünkü  Onun, kendisini destekleyeceğinden emindir.

 Ama, Atatürk, "Babanın da, Rauf Bey'in de hakkı var," der. 
Süreyya büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır. Ertesi gün odasında çalışırken, bir yetkili içeri girer ve "Süreyya hazırlan, Paşa seni yemeğe götürecekmiş," der.

Süreyya şaşkın, apar topar kapının önüne çıkar. Yanında bir milletvekili ve yaveriyle arabada oturan Atatürk, "Latife bugün seni öğle yemeğine bekliyor," der.

Süreyya sevinçle biner otomobile ve otomobil  Lokantanın önünden geçerken, Atatürk, birden şoföre durmasını söyler.

Bozüyük milletvekili Salih Bey telaşla yanlarına gelince, Atatürk, herkesin duyabileceği bir sesle, ona, "Bugün Süreyya'yı bize götürüyorum, ama yarın buraya gelecek, yemeğini lokantada yiyecek.." der.

Süreyya’nın şaşkınlığı daha da artar.

Ne olup bittiğini, Latife Hanım, yemekte, onun kulağına eğilip,

"Paşa, dün akşam bu lokanta olayına çok kızdı, ama babanı senin yanında ezmek istemediği için kızgınlığını belli etmedi.  Eve gelir gelmez, birkaç milletvekilini arayarak, yarın mutlaka eşleriyle birlikte lokantaya öğle yemeğine gitmelerini söyledi " deyince durumu anlar.
Süreyya ertesi gün, arkadaşıyla Lokantaya gider.

 Birkaç milletvekili eşi daha oradadır.

 Kimse onları bakışlarıyla bile rahatsız etmeye yeltenemez..

Bu bir ilk olur... !
Atatürk ve Türkiye'nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu’ na,  seçme ve seçilme hakkı tanıdığı  diğer kadınlar için  ,  erkekler gibi,  bir lokantada yemek yiyebilmesine de öncülük etmiştir.
 

Tüm  bu  fedakarlıklarına ve vatan sevgisine  rağmen , Atatürk ‘ü  sevmemenizin nedeni  acaba  başka  ne olabilir..?

 

SÖZÜN ÖZÜ :

AMAN KİMSE KIRILMASIN DEMEKTEN , BİZ PARAMPARÇAYIZ..!

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK  110 EFELER – AYDIN

GSM :0.542.7608691 

08.09.2017
Bu yazı 181 defa okundu.

Diğer Yazıları