YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mehmet ÖZÇAKIR

YAŞANMIŞ OLAYLAR, ÖZLÜ SÖZLER, TARİH YENİDEN TEKERRÜR EDER

 

Bazen bir özlü söz bir romandan , daha etkilidir.

Az kelime ile , Çok şey anlatır,

Ne güzel sözdür.

ne kadar anlatırsanız  anlatın , anlattıklarınız  karşınızdakinin anladığı kadardır”

Onun için hitabet, belagat önemli bir iletişim aracıdır.

Anekdotlar da en özlü anlatım yoludur.

Konuşma dilinde anlatabilenler , rahat insanların işidir.

Bunlardan biri de Tolga Çandar dır.

Komşu Muğla ilimizin antik adıyla KARIA ( KARYA ) bölgesinin hayranı ve oğlunun adını da aynı bölge adını vermiştir.

ODTÜ mezunu olması zekiliğinin bir göstergesi.

Dinleyenlerine , son derece mütevazi, ve kaprissiz, bohem yaşantısı onu daha da yüceltmektedir.

1959 yılında Milas ilçesinde doğan sanatçı en doğal ve bozulmamış şivesiyle hikayelerini konserlerde paylaşıyor.

Önceki hafta sonu Caferli köyünde anlattıkları bir Cem Yılmaz tadında enfes yaşanmış öykülerdi.

İşte bunlardan bir kaçı,

Muğla dan sonra okumak üzere Ankara ODTÜ yü kazanan Çandar  saz çalmaya devam eder. Ama elinde sazla gezdiği için , bu Anadolu gencini kız arkadaşları dışlar ve ondan uzaklaşır.Bir arkadaşıyla beraber gitar da öğrenmeye başlayan çandar ne zaman okula gitarla gelse kız arkadaşı gitarı taşımak ister. Bu köylülük simgesi saz dan uzak durmak ve gitar olunca modernlik  özentisiyle günler geçer.
Yıllar sonra ,Londra’da verdiği bir konserden sonra yanına bir ailenin gelmek istediğini iletirler. Kulise alınan   sarışın bir baba ve  eşiyle iki kızları bir aile gelir.

Tolga Çandar ‘ın  yanına ağlayarak yanına gelen bu kız, yıllar önce erkek arkadaşı olan Çandar ‘ın ODTÜ lü günlerinde ,  saz taşımasından rahatsız olduğu için onunla gezmekten bile utanan bir ODTÜ  mezunu  sınıf arkadaşıdır  Tolga Çandar, kızı tanımıştır; okuduğu okuldan bir arkadaşıdır. Kız, verdiği konserden çok etkilenmiştir ve son olarak o'na şunu söyler: "öğrenciliğimde rahatsız olduğum bu sazla, şimdi tüm Londra sokaklarında sana eşlik edebilirmiyim..?” der..!

 

****
Ferhan Şensoy ile bir anısını anlatır.

 İstanbul da bir konserinden sonra Ferhan Şensoy'un  kendisine hitaben söylediği gibi  "Tolga, sen ege şivesini ne güzel taklit ediyormuşsun" sözüne cevaben ,  "abi benim normal konuşmam bu. İstanbul şivesini 18 yaşından sonra taklit etmeye başladım"  der. 

****

1977 yılında Odtü'de başlayan 9 aylık boykot sebebiyle, okulun geleceği konusundaki belirsizlik yüzünden, hava harp okulu sınavlarına girmiş, sınavları aşıp T-41 uçağı ile eğitim uçuşlarına katılmış ama uçuşları tamamlayamadan kamptan ayrılıp,  tekrar Odtü’ye geri dönmüştür.

Muğla da yapılan ön seçimde en yüksek oyla ve halkın tercihi ile meclis’e vekil olarak giden Çandar’a yine Muğlalı diğer partili  vekiller , kendisinin saz çalmasıyla  alay eder ve laf atarlar,

-Mecliste bir çalgıcı yoktu o da tamamlanadı ..!

Lafı gediğine koymada usta olan sanatçı ,

-“Bu kadar dansözün olduğu yerde bir çalgıcının olması  lazımdı “ der..!

Ondan sonra Meclis’te kimse Tolga Çandar a takılmaz..!

****

Ankara dan  Muğla ya dönüşlerde , Afyon öncesinde Köroğlu belini aşınca  şivesinin değiştiğini ,Ege ye geldiğini anlaşıldığını belirten Tolga Çandar ,şivesini düzeltmek için kurslara gittiğini belirterek , Egelilerle bir süre konuşmadığını  belirtti.

Kendisiyle alay bile eden , ailesiyle olan anekdotları çekinmeden anlatan çandar ,

-benim anam ilk okulda hademeydi diye söze başladı.

Bir gün uçak bileti yolladım Ankara ya yanıma gelecek.

Uçağa ilk kez binen anam beni evlendirmek için  uçağın hostesleri ile sohbete gire ve beni anlatır, tanıyon mu sen onu der,

Hostes nerden bilsin beni, hayır tanımıyorum deyince , illa tanıştırmak için ısrar eder.

Uçak Esenboğa ya inince, anamın yanında ne göreyim ..?
İndiği uçağın hostesi yanında  ,  beni tanıştırmak için , geliyorlar.

Ülen hadi benim anam cahil biri,  sen ne ararsın yanında benim anamın ardında dedim hostese içimden kendi kendime..!

Tam ben burada sahneye seslendim..!

Hostesin de gönlü vardır..ne biliyon ..?!

***

1976-77 yıllarında  ,ODTÜ atletizm takımına girdiğinde verilen  forma atlet takımını giydiğimde , arkasında okulun adı yazılı olduğundan havasını atarak bütün Milaslı   kızlar bana bakar sanırdım.
Yazın tatil de  sabah Milas ‘ta Muğla’da koşu yaparken , sabah pamuk çapasına giden   anasının arkadaşları  köylü kadınları Tolga Çandar’ı görünce,

-Ana  sabah sabah üçpınarlı (sıddıke nin )  Sıdıka’nın  oğlu neden  iç donlan goşup duru , Sıdıka’nın bir oğlu vardı , üniversiteyi kazandıydı, çok okumaktan kafayı üşütmüş,   diyorlardı, bu mu o ,iç donlarla goşup duran..!

-Millet benim atletizm koşularını , delirdiğime yormuş. Meğer..!
Anam’a gidip ,”  bu oğlan kafayı yimiş”  diye geçmiş olsun ziyaretine gelmişler.

Ondan beri anam goşme len dedi durdu.

****

İşte böyle tarihten de, bir başka anekdot..!

Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generale :

-Hayatını bağışlarım ama bir şartım var , der. ”Kadınlar hayatta en çok ne ister?” budur bilmek istediğim… Bu sorunun yanıtını getir kurtar kelleni der.

General sorar soruşturur bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve Kafdağı’ndaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir. Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı bulur ve sorar:

-Kadınlar hayatta en çok ne ister?

Korkunç cadı yanıt için öyle bir şart ileri sürer ki yenilir yutulur cinsten değil…

-Evlen benimle!.. O zaman öğrenirsin ancak istediğini…

Bu ölümcül teklifi kabul eder General ve doğru yanıtı alır almaz koşar Harun Reşit”e ,

-Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister!.

Harun Reşit Generalin hayatını bağışlar, ancak General cadıya da evlenmek için söz vermiştir.

Neyse evlenirler. İlk gece General bir bakar ki , o korkunç cadı dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş karanlık odada….. Konuşur cadı :

- Benim kaderim böyle…. Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim, der. Ne dersin? Geceleri seninleyken mi güzel olayım, yoksa sen gündüzleri dışarıdayken mi?…..

General düşünür ve:

- Sen bilirsin kararı kendin ver, der.

İşte o an korkunç cadı sonsuza dek güzel bir kadın olarak kalır.

Peki, bu öyküden çıkarılacak 3 ders nedir?

1. Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.

2 .Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın her zaman güzeldir.

3. İster güzel olsun, ister çirkin olsun her kadın aslında bir cadıdır..!

Hayatınız seçtiğiniz kadındır.

Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz,

bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz,

zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir.

Hayat kat kattır.

Babil”in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür. Ve bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır…

Hayatınız aslında  seçtiğiniz kadındır

 

 

SÖZÜN ÖZÜ :

KİMSELER SENİN NELER YAŞADIKLARINI VE NELERLE MÜCADELE ETTİKLERİNİ , NEDEN ÖYLE DAVRANDIĞINI BİLMEZLER,   AMA HERKES SENİ TANIMADAN HAKKINDA YORUM YAPMAYI ÇOK İYİ BİLİR..!

 

MEHMET ÖZÇAKIR           

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER- AYDIN  

GSM . 0.542.7608691 

 

15.08.2017
Bu yazı 371 defa okundu.

Diğer Yazıları