YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

“Maşallah” şirketinin ne çok arabası var!

Tarihçi Kadir Mısıroğlu anlatıyor:

  “İlk olarak Almanya’ya, Türk işçilerine ve orada okuyan Müslüman talebelere konferanslar vermek üzere bir davete icabetle gittiğim 1965 yılında,Rudesheim şehrinde bir Türk talebesinden şu vak’ayı dinledim. Kendisi Almanya’ya ilk geldiği sırada Münih’te Almanca öğrenmek üzere Goethe Enstitüsü’ne kaydolunmuş. Türkiye’den çıkarken dininden haberi olmayan bir Müslüman gençmiş. Sadece domuz etinin kendisine haram olduğu tarzında, birkaç  temel dinî bilgiye sahipmiş. Domuz eti karışmış olacağı düşüncesiyle enstitünün yemeklerini boykot  edip, yememe kararı almış ve kendisine yapılan bütün telkînleri reddetmesi üzerine bunu enstitünün müdürüne çıkarmışlar. Alman olan enstitü müdürü , daha  önce oraya gelmiş olan  hiçbir Türk talebesinin böyle bir talepte bulunmadığını söyleyerek , biraz sert  ve târizkâr üslup kullanmış. Bizim genç ısrar edince aralarında münakaşa çıkmış. O sırada müdürün yanında bir misafir varmış. Bu zât karşılıklı bağırıp çağırmalarını teskîn için söze  karışıp müdüre demiş ki:

    -Ben geçenlerde  Papalık’ın gazetesinde bir makale okudum. Siz bu gence haksızlık ediyorsunuz. Okuduğum makalede deniyor ki:Biz batılılar kaydettiğimiz teknik terakkî  karşısında uyanan ve tahrik olan maddi icab ve ihtiyaçlarımızı frenleyemediğimiz gibi, inancımızı da o terakkî ile uzlaştırarak ayakta tutamadık. Bakın kiliselerimize, oraya devam  eden hiçbir genç göremezsiniz. Kendilerini ölüm korkusu istila etmiş birkaç ihtiyar dışında , dinin icabını yapan yoktur. Merhamet duyguları köreldi. İnsanlar ihtiraslarının zebunu oldu.

Târîhen meşhur olan İsevî merhametin bütün menbâıları kurudu. Bu durumda dinimiz için tehlike çanları çalmaktadır. Fakat şimdi bu teknik terakkîde Müslüman-Türk milleti adım atıyor. Ben onlardan çok ümitliyim. Onlar maddi terakkî ile manevî alemi bağdaştırarak Dünyada yeni bir misal  teşkil edecekler. Belki de bu halleri biz Avrupalılara da ders verecekler. İnsanın bedenden ibaret olmadığını, bir de ruhu bulunduğunu hatırlatacaklar. Ben geçenlerde bir Türkiye ziyareti yaptım. Şahsî müşahedelerime istinâden söylüyorum ki, onlar her teknik terakkîyi inançlarıyla bağdaştırıyorlar. Bu kabil olmadığı takdirde o terakkîyi reddediyorlar. Size bir misal vereyim. Her bindiğim arabada bir levha gördüm. Üzerinde “maşallah” yazıyordu. Ben bunu önce bir şirket adı zannettim.

    -Bu şirketin ne çok arabası var, diye sorduğumda iş anlaşıldı. Türkler câhilliğime bir hayli güldüler.

    -Bu bir şirket ismi değildir. “Allah dilerse” mânâsına bir ibaredir ki, Allah’a sığınmayı, O’na dayanmayı,O’nun takdirinden ümitvâr olmayı ifade ediyormuş. Sonra anlattılar. Bir şoför kontak anahtarını besmeleyle çevirirmiş. Yeni bir araba aldıklarında, kazâ-belâdan masun kalabilmek ümidiyle bir kurban keser ve onun kanları üzerinden arabanın tekerleklerini geçirirlermiş. Böyle daha  birçok müşahedem oldu. Anladım ki,Türkler bugünkü durumlarına rağmen mâneviyâtla dolu milletler. Kötü idarecileri yüzünden geri kalmış olsalar da, yakın gelecekte bunu telâfi edecek ve fakat maddiyât ile maneviyâtın te’lifi istikametinde yeni bir model oluşturacaklar k müşahedem oldu. Anladım ki,Türkler bugünkü laik idârelerine ve böylece bize de ibret teşkil edeceklerdir…

    Bu izahat üzerine enstitü müdürü, bizim gencin itirazını kabul etmiş ve ona enstitüde hastalar için çıkartılmış olan yemekten vermeyi kabul etmiş. Zira hastalar için domuz eti kullanılmazmış.

   Ben de buna benzer bir hadiseye daha sonra şahid oldum. Bir Alman’a domuz eti  yiyip yemediğini sorduğumda:

    “-Hayır bana yasak, çünkü bende romatizma var.”dedi.

    Daha sonra bu bahis üzerine nimal-i fikir “Domuz Eti ve Sağlık” ünvanıyla Almanca bir kitap getirdiler ve muhtasar olarak muhteviyatını naklettiler. İslâmın her kaidesinin  altında hayâtî bir hikmet yattığına şahid oldum ve Rabbime şükrettim.”( Kadir Mısıroğlu, Makale(Dipnot),Tarih Ve Düşünce Dergisi,2003/1-İstanbul)

İnanan adam hassas olmalıdır!

 

29.10.2015
Bu yazı 1729 defa okundu.

Diğer Yazıları