YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

“Soykırım”safsatasına karşı hamle: Ayasofya Camii ibadete açılsın!

Alman Parlamentosu'nun "Sözde Ermeni Soykırımını" kabul etmesi hiç de şaşırtıcı gelmedi.

Asıl üzücü olan ise Alman Parlamentosu'ndaki sözüm ona "Türk" olan hainleşmiş, ermenileşmiş milletvekillerin buna önayak olmaları...

Buna çanak tutan “yerli”! işbirlikçiler  var… Bu işbirlikçilerin ihanet derekesine varan beyanatları, esef vericidir…

Biz de “sözde soykırım” safsatasına  karşı bir hamle yapmak mecburiyetindeyiz…

Bu hamle ise Ayasofya Camii’nin  ibadete açılmasıdır…

***

Rahmetli Adnan Menderes de açamamıştı Ayasofya'yı…

Bari  bu dönem sayın Başbakanımız meseleyi kökünden halletsin…

Zira Yahudi-Hıristiyan Tapınakçı Uygarlığı’na verilebilecek en güzel cevap, budur..

Satılmış bir takım batılı senatörlerin oyları ile bir milletin tarihi karalanamaz.

Dünya tarihine bakıldığında en büyük soykırıma uğrayan millet, Türklerdir..

Çok uzağa gitmeye gerek yok:

Yeni yetme Bulgaristan’ın Balkan Faciasında katlettiği Türklerin adedi, kabul ettikleri “soykırım” için yeter de artar bile..

 Balkan Savaşları neticesinde 26 Mart 1913’de kadim Osmanlı başkenti Edirne Bulgarlar’a teslim edilir. Bulgaristan’ın kurucu kralı I.Ferdinand, maiyeti ile birlikte Edirne Selimiye Camii’nin içine pervasızca çizmeleriyle mihraba doğru yürüyor. Yanındaki komutanlardan birisi -güya- iltifat ederesine şöyle der:

“Haşmetmeab! Şu an Türklerin kalbinde yürüyorsunuz.”

Kral I. Ferdinand gerçek niyetini şöyle açık eder:

“Hayır, burası Türklerin en görkemli mabedi ama kalpleri Ayasofya’dır. Ancak Ayasofya’ya girdiğimiz gün Türkleri kalplerinden vurmuş olacağız!”

Haçlı dünyasının rüyalarını süsleyen yegane şey Ayasofya’nın kalbine haçlı kılıcını saplamaktır.

İçimizdeki “Ermeniler”in yediklerini kursaklarında bırakmanın yolu çok basit:

Ayasofya Camii’ni asıl vazifesine rücu ettirmek.

Minarelerinden Ezan-ı Muhammedî’yi yükseltmektir.

Bunun için iktidarın bir an evvel Ayasofya Camii’ni ibadete açması olmazsa olmazı olmalıdır diyerek kıymetli fikir ve mücadele adamı rahmetli Osman Yüksel SERDENGEÇTİ’nin “Ayasofya Şiiri” ile sizleri başbaşa bırakıyorum:

                  ***

Ey İslâm’ın nuru Ayasofya!

Şereflerinde fethin, Fatih’in şerefi

Işıl ışıl yanan muhteşem mâbet

Neden böyle bomboş,

Neden böyle bir hoşsun

Hani minarelerden göklere yükselen

Tâ mâveradan gelen ezanları

Hani ilâhi devir, ilâhi nizamlar

Ayasofya ses vermiyor!

Ayasofya bir hoş;

Ayasofya bomboş…

Hani nerede?

Şu muhteşem minberde

Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde

Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?

Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hale koyan kim?

Seni çırılçıplak soyan kim?

Hani nerede?

Gönüllerden kubbelere,

Kubbelerden gönüllere

Gürül gürül akan Kur’an sesleri

Kur’an sesleri dindirilmiş,

Müslümanlar sindirilmiş,

Allah, Muhammed, Hulefa-i Raşidin

İsmleri kubbelerden yerlere indirilmiş.

Fethin, Fatih’in mabedinden Kitab-ı Mübin’i

Bu ulu dini kaldıran kim?

Dinimize, imanımıza saldıran kim?

Mabedimin göğsüne uzanan

Nâmahrem eli, kimin elidir?

Söyle Ayasofya söyle:

Seni puthane yapan hangi delidir?

Elleri kurusun, dilleri kurusun.

Ayasofya! Ayasofya!

Seni bu hale koyan kim?

Seni Çırılçıplak soyan kim?

Ayasofya!

Ey! Muhterem mabet!

Gel etme,

Bizi terk etme

Bizler, Fatih’in torunları, yakında putları devirip,

Yine seni camiye çevireceğiz.

Dindaşlarımızla

Kanlı gözyaşlarımızla.

Abdest alacak, secdeye kapanacağız

Tekbir ve tehlil sadaları hoş kubbelerini

Yeniden dolduracak

İkinci bir fetih olacak

Ayasofya, ikinci bir fetih…

Ezanlar bu fethin ilânını

Ozanlar destanını yazacaklar

Putperest Roma’ya

Bir mezar kazacaklar.

Bu olacak Ayasofya!

Bu muhakkak olacak

İkinci bir fetih, yeni

bir ba’sü badel mevt

Bugünler belki yakın,

Belki yarından da yakındır.

Ayasofya.. belki yarından da yakın.

                            ***

Sayın Başbakanımız Binali YILDIRIM'a sesleniyorum:

Neden İkinci Fatih siz olmayasanız?

Neden Roma’yı fethetmeyesiniz?

07.06.2016
Bu yazı 872 defa okundu.

Diğer Yazıları