YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

AYDIN'DA STK'LAR NEREDE DURUYOR?

Yeni Fikir Stratejik Araştırmaları Merkezi (Yeni Fikir SAM)’ın aylık mutad (planlı-olağan) yapılan Yuvarlak Masa Toplantısı’nın Şubat ayı ana teması “Aydın’da STK’lar Nerede Duruyor” başlıklı idi. Müzakerecemiz ise ADÜ’den Yard. Doç. Dr. Mustafa Aslan’dı. Aydın Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’sını enine boyuna analiz ettik. Katılımcılarımız ve üyelemizin açısında doyurucu olduğunu düşünüyoruz. Ki, bazı bilgileri de Aydın kamuoyu ile paylaştık. Olumlu ve olumsuz birçok geri dönüş aldık. Olumsuz tepkiler, değerli dostlarımızın bazı ifadelerdeki hassasiyetlerinden kaynaklanmaktadır.

Bir düşünce kuruluşunun temel amacı, mevcut fikirlerden farklı analizler yaparak bunları doğrudan veya dolaylı olarak  gerekli makamlara ulaştırmakdır. Bu noktada da amacımıza ulaştığımız düşünüyoruz.

STK hususunda bizim görüşümüz, 20 yıl evvel ne ise şimdide aynıdır. Biz, STK’yı Türkiye açısından çok önemli bir yere koyuyoruz. Sadece muhtevada karşı olduğumuz noktalar var. Bunları da muhtelif yer ve zamanlarda dillendiriyoruz. Şimdi biz esas konumuza  yani Yeni Fikir SAM’ın Şubat -2016 tarihli Yuvarlak Masa Toplantısına dönersek, değerli akademisyen Mustafa beyin dikkat çektiği bazı hususları dikkatlerinize arz ederek meseleyi nihayetlendirmek istiyorum.

Yard. Doç Dr. Mustafa Aslan beyin tahlillerinden öne çıkanlar:

Toplumdaki insanların beğenmediğimiz durumları olduğunda onları belli kalıplara koyuyoruz daha sonra onları ötekileştirerek eşit olmadığımızı hissettiriyoruz.

 Türkiye’deki yardımlaşma kültüründeki gelişmelerin öz kültürümüzden kopararak daha çok gösterişin ön planda  olduğunu görüyoruz.

Yapılan yardımlarla da övünmemeliyiz.Sağ elinin verdiğini, sol elinin bilmeyeceği düşüncesinden hareketle davranmalıyız.

Sivil Toplum Kuruluşları, “sivil” niteliğini bir yönetim-hükümet gücüyle herhangi bir göbek bağına sahip olmamalarından kazanmaktadır.

Kavramlar her ne kadar  halen net olmasa da eğer bir “sivil toplum kurulusundan” veya bir “sivil toplum hareketinden” bahsediliyorsa orada özne sadece ama sadece “İNSAN” olmalı, “Canlılar” olmalı, “TABİAT” olmalı.

Bugün baktığımızda maalesef kısaca “MENFAAT” merkezli bir sivil toplum oluşumları mevcut. Tabi ki menfaat kötü bir şey değil… Ancak “araç” ve “amaç” birbirine karıştırıldığı zaman çarpıklıklar boy gösterir.

Falanca STK olarak neden kurulduk… Şahsen veya grup olarak biz bulunduğumuz vatana, millete, toplumu, şehre neler kazandırabiliriz,, Ne faydamız olacak… Bu soruların cevabında eğer gerçekten güzel şeyler varsa STK olma yolunda büyük bir adım atılmış demektir.. Aksi halde bir yerlerden bir takım faydalar sağlamak için cismen orada bulunmanın ötesine gidilmeyeceği ve bu durum her şeyden önce “sivil” kavramını zedeleyecektir…

STK’yı teşkil eden bireylerinde zihnen, fikren, ruhen her şeyden herkesten bağımsız, açık yürekli, menfaatlerini göz ardı edebilen, makam mevki ve paraya tamah etmeyen asil insanlar olması son derece önemli ve elzemdir. Aksi halde birbirini pohpohlayan, lüzumsuz iltifatlarla arayı hoş tutan, ihtiyacı olduğunda da birbirlerine işlerini gördüren şahsına faydalı topluma faydasız kurumlar olmaktan öteye gidilemeyecektir.

Bir annenin çocuklarını birbirinden ayıramadığı gibi toplumdaki insanlar, hayvanlar ve çevreyi birbirinden ayırmamalıdır.

Eleştiren niçin eleştirdiğini bilecek, eleştirilen de niçin eleştirildiğinin farkında olacaktır. O eleştiri en kıymetli nimet olarak bilinecek ve hareketler ona göre güzelleşecektir.

İşler ehli olana verilecek, ehil olmayanda kendi bilip istiyorsa ona göre emek verip verilen işi hak edecek seviyeye gelmeye çalışacaktır.

 Sivil toplum kuruluşlarının önce kendi içlerinde her yönüyle samimi, menfaatsiz ve güvenilir bir manzara sergilemeleri, gerektiği zaman en güçlü hükümete veya en samimi olduğu kuruma bile açık yüreklilikle ama yapıcı bir şekilde eleştirisini yapabilmeli ve yeri geldiği zaman da kendi fikri değerlerine uymasa bile “güzel” olan bir işte kendisine zıt olan kişi veya kurumlarla bir araya gelme erdemini gösterebilmelidir.

"Önde olma, “ben”lik olma işin içine girdiği zaman, yaptığımız hayırlarda boşa gidiyor. STK’nın amacı topluma yön vermeli, örnek olmalı, lokomotif olmalı…

STK’lar kurumsallaşmalıdır.

STK’lar da kişiyi değil, kurumu öne çıkartmak gerekir.

 (Kaynak haber: http://yenifikirhaber.com/haber.php?fn_mode=fullnews&fn_id=20919)

***

Yeni Fikir SAM’ın Mart-2016 Yuvarlak Masa Toplantısı’nın ana teması “Aydın’da Gazetecilik,Gazeteciliğin Sınırları ve Gazetecilikte Devlet Sırrı Olur mu?” Müzakerecimiz ise Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Semra Şener Hanımefendi olacaktır. İnşaallah buradan çıkacak analizleri de sizlerle paylaşacağız.

11.03.2016
Bu yazı 1027 defa okundu.

Diğer Yazıları