YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

BATILININ GÖZÜYLE TÜRKLER’DE HAREM(2)

Türkiye'de ilk bakışta iki şey biribirine aykırı görünse de aslında bunlar samimi bir şekilde birbiriyle ilgilidir.Bu iki şey insanlar arasında sınıf farkı olmaması, öte yandan her kademede insanlar arasında içten gelen bir  hürmet ve bağlılığın bulunmasıdır.Gerçekten Türkiye'de sınıf ayırımı, insanların kendi dünyalarında kapalı yaşaması, herkesin biribirinden şüphelenmesi, biribirlerine zıt ve düşmanca bakmaları diye bir şey yoktur. Bundan dolayıdır ki, Türkiye'de haliyle sınıflararası kamplaşma, sınıflar arası kin, sınıf menfaatleri ve bunların doğuracağı ihtilalci arzulardan da söz edilemez. Hararetle "barbarları" Avrupa'nın dışına atmaktan söz ettiğimiz zaman yukarıda dile getirdiğimiz gerçeğin bir millete verdiği gücü bir an düşünün. Bana göre Avrupa'da kelimenin .tam manasıyla bir millet vardır. O da Osmanlıdır.      

Şimdi sınıfsız bir topulumun Türkiye'de neleri mümkün kıldığına, öte yandan Batı'nın böyle bir şeyden mahrum olmasının neleri imkansız kıldığına bakalım. Kesin olan şu ki, değişik seviyelerdeki insanların birbirleriyle münasebetim sağlayan, formüle edilmiş adab-ı muaşeret, Türk nezaketi diye bir şey ortaya çıkarmıştır. Batı'da ise sınıf meselesi, insanların iç içe yaşamasını engellemektedir. Bir anda Batı'daki insanlar arasındaki sınıf meselesini kaldırıp onları halita şeklinde yaşatmanız mümkün olsa bile, bu durum kısa zamanda çözülmelere, genel kargaşaya ve karşılıklı düşmanlığa dönüşür.

Şayet,  sözünü ettiğimiz birliktelik sağlansa bile gözönündeki gerçeklere bakarak böyle bir toplumda nezaket değerlerinden ve adab-ı muaşeretten hafifçe söz etmenin bile zor olacağım söyleyebiliriz. Türkiye'de toplumu birbirine bağlayan bağın saygı olduğunu söylersek mübalağa etmiş olmayız.  Onların nezaketi, saygı prensibinin incelikle işlenmesinin sonucudur. Bu nezaket ve saygı ise haremde öğretilen ilk ve en önemli derstir. Haremde öğretilen bu aile içi saygı, çocuklar için bütün diğer alanlarındaki saygının kaynağım teşkil eder. Ayrıca Harem'deki terbiye, tabii gelişme seyrinde kişilerin saygınlığının ve saygınlığı hak etmiş kimselere karşı gösterilecek tavrın temelim oluşturur. Böylelikle bu saygı ve vakar Osmanlı karakterinin esasım teşkil ettiği gibi Osmanlı ordusundaki askeri disiplinin sırrım ve bu cemiyeti ayakta tutan bağları da ortaya koyar.

Sevgi dolu yılları boyunca tamamen    Haremde yetiştirilen çocuklarının eğitimleri, annelerine havele edilir. Türk çocuktan ile Avrupalı çocuklar arasında çok rahatça gözlenen büyük bir fark vardır. Doğu'da şiddet yanlışı, gürültücü, kendini zorla kabul ettirmeye çalışan çocuğa rastlanmaz. Böyle bir çocuk kötü huylu olarak nitelenir. Avrupalı  çocuklara  ortalıkta  görünebilecekleri  ancak büyüklerin huzurunda fazla konuşmaları yolunda sürekli telkinlerde bulunulur. Fakat bu arzunun gerçekleştiği yer Doğu'dur. Büyüklere saygı ve bu saygıya uygun bir davranış biçimi Türk çocuğunun öğrenmesi gereken ilk büyük derstir. Nitekim ancak böyle bir ortamda sözünü ettiğimiz saygı öğretilebilir. Çocuk bunu öğrenir öğrenmez etrafındaki herşeyin bu prensibe uygun olduğunu, tenefüs ettiği havada, bulunduğu atmosferde saygının hakim olduğunu anlar. Çevrede kendisi için olumsuz bir örnek olacak bir Avrupalı çocuğu yoksa kötü tesirden endişe edilmez. Müslümanlar, çocuklarının Hıristiyan çocuktan ile münasebet kurup bozulmalarından korktukları için eski ikametgahlarım terk edip Hıristiyanlardan uzak yerlere yerleşiyorlar. Onlar Hıristiyan çocuklarından,  Hıristiyan  oldukları  için  değil,  aksine Hıristiyanlıkla da ilgileri olmadıkları için kaçıyorlar.

Bu tarzdaki eğitimin dolaylı bir sonucu olacak ki, Doğu'daki çocuklar son derece itaatkardırlar. Onlar, boş lafla meşgul olmadıkları için son derece dikkatlidirler. Kendilerinde tabii olarak bulunan dikkat, bütün hayatlarına yön verir. Bu sebepten dolayıdır ki, Doğu'da küçük çocuklar babalarına bazı ev işlerinin yapılmasında yardımcı olurken onların emsalleri olan Batılı çocuklar, bakıcılarını tekmelemekle, çocuk arabalarında trambet çalmakla meşguller.

 Ortaya çıkan sonuç  şu ki;Avrupalılar bu müşterek hayatı gerçekleştiremezler

19.02.2016
Bu yazı 1116 defa okundu.

Diğer Yazıları