YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Batı’nın Türk Korkusu, Türklerin Meziyetlerindendir!

 Batı, hücrelerinde hissettiği Türk korkusunun şuur altında; Türklerin, mukaddes değerlerle yoğrulmuş meziyetleri vardır. Bu meziyetleri ifade etmekten kendilerini alamamaktadırlar. Batı’nın gözünde müslüman dendiğinde akla gelen Türkler olduğundan, Türklerle yatıp Türklerle kalkmaktadırlar. AB sürecinde hortlayan Türk düşmanlığının altında bu gerçekler yatmaktadır. Şimdi sizlere Batılıların Müslüman-Türkler için neler söylediğine bakalım. O zaman mesele biraz daha netleşir. 

 Napolyon Bonaparte (Fransız imparatoru):İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Er­keğin cesur, kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şeref­lendiren bir meziyet vardır, icabında tereddüt­süz canım feda edebilecek kadar vatanına bağ­lı olmak, işte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türk­ler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler.

 Tassa (İhalyan Şair): Türkler'den bahsedi­yorum. Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldı­rıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırmak, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek ta­biatı da inciten bir gaflet olur.

 Lamartine (Fransız yazar, şair ve devlet adamı): Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmakta tereddüt edilmeyecek olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan bir köye gidecek'olursanız; ger­çek misafirperverliğin ne demek olduğunu ora­da görüp öğrenirsiniz.

Demirbaş Sari (İsveç Kralı-Ruslar'dan kaçıp Osmanlı'ya sığınmıştır): Poltava'da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ Nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman, tepemde cehennemler püsküren güneş... Su beni boğ­mak, düşman beni parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve su­yun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir etti­ler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da de­ğilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar ali­cenap, bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı.

 Lady Mary Wortley Montagu: Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadı­nı canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.

 Decamps (Fransız ressam): Türk'ün güzel yüzünü, kuvvetli endamım, pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyi­şini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk'ün özünü göstermektir. Bu öz, ay ışığı gibi görülür fakat gösterilemez.

William Pitt (ingiliz Devlet Adamı): Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramış­lardır.

Hammer (Ünlü tarihçi): Türk, Heredot'tan, Tevrat'tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur. Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen bir yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, sonsuz bir teşebbüs ka­biliyeti, bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk Milleti'nin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür. Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır. Ülkeleri değil, kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında sarsılması hiç de kolay olmayan egemenliklerini meydana getirmişlerdir.

Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler vardır ki uygarlık için birer süs olmaktadır.

•Albert Einstein: Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirce çekinme­den canını feda eder.

Monradgea D'ohsson: "Toplum düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde temiz yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Va­tandaşların birbirlerine karşı borçlu oldukları iş­lemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde olduğu gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık kalmaları ve karşılarındakini al­datmaktan, güveni suiistimal etmekten çekin­meleridir. Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan Müslüman Türkler hangi mezhe­be bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar ve yerine getirirler. Bu noktada Müslüman'la Müslüman olmayan arasında hiç­bir fark gözetmezler"     

 (Dirilişimiz Milliliğin İhyasındadır,Yeni Fikir Dergisi yayınları (YFD),2011)

05.02.2016
Bu yazı 1247 defa okundu.

Diğer Yazıları