YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Bayramlarımız, milli birlik ve beraberliğimizi temsil eder

Muayede ( Bayramlaşma), bizde ayrı bir yere sahiptir. Toplumun her ferdinden, idarenin tepesine kadar; herkes bu geleneği yaşamaya çalışır. Çalışması da lazımdır… Bu âdet Osmanlı’dan gelen güzel bir ruh iklimin yansımasıdır. Bu bayram günlerinde dargın kalplerin yumuşaması, uzakların yakın olması , aranmayanların aranmasına vesile olması babından birer fırsattır.Millî ve Dinî bütünlüğümüze  gelebilecek tehlikelere,bu bayramlar güzel bir cevap niteliğindedir.Başka milletlerde var mı bilemem ama, tebrikleşme, tebrik atma( şimdilerde mesaj çekme; olsun, bu da tebrikleşmenin modernleşmiş şeklidir) duygularımızın, hissiyatımızın zirveye ulaştığına işaret eder.

 

   Bayramlarımızın derin bir mânâsı vardır. Bayramlar, İlahi rahmet ve nur yağmurlarıyla, günah kirlerinden temizlenmiş, dinî ve manevî vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmeye çalışmış kullarına, Mevlamızın bir mükafatıdır… Yani şekerleşmiş bir bayram değil, ruhi tarafı olan bir bayramdır.

 

  Bayramlar, Müslümanların birbiriyle kaynaştığı, karşılıklı sevgi ve kardeşliğin en ziyade tezahür ettiği günlerdendir. Akraba, eş,dost ile  bayramlaşma, kabir ziyaretleriyle ahireti hatırlatma, ihtiyaç sahiplerine yardım elini uzatarak herkesin bayram yapmasını temin etmek; bayramların  güzelliklerinden karşılıksız sevme,  Allah Rızası için  muhabbet besleme, ziyaret; bizim aslî hasletlerimizi teşkil etmektedir. Bayramlar, “vuslat-ı tâmme”dir.  Bu güzel an’ane devam ettirilmelidir.  Gelecek nesillere nakledilerek; “geçmiş”in ve “an”ın güzellikleri geleceğe taşınmalıdır. Bunlar, bizlerin olmazsa olmazları olmalıdır. Böyle kutsî günleri; “sekülerleşme”adına batı uygarlığına feda edersek; istikbalde neyi hatırlayacağını ve yaşayacağını bilemez nesillerin peyda olmasına zemin hazırlamış oluruz.

 

  Medeniyetimizin ana yapı taşları olan Dini Bayramlarımız, bizim harcımızdır. Milletimizin bekasına en büyük ve aslî katkıyı sağlayacak olan bir husustur. Bu bayramlarımız, canlı canlı yaşanmalı ve yaşatılmalıdır. Bunları da “kendimize” benzeterek hakiki seyrinden uzaklaştırmamalıyız. Yani, sırf tatil gayesiyle, felekten bir gün havasıyla bayramlara bakılırsa, bayramın gerçek ruhundan uzaklaşmışız demektir. Bu günleri hem eğlenerek, hem ziyaret ederek, hem de “ötelere” sermaye hazırlayarak ifa edersek, Bayram’ın ruhuna muvafık hareket etmiş oluruz. Bayramlaşmanın, -bu şekilde yerine getirildiği taktirde - bir medeniyetin inşasında ne kadar mühim bir yere sahip olduğunu idrak etmiş oluruz. 

 

Bu vesileyle bütün okuyucularımın Ramazan-ı şerif bayramını kutlar,İslam alemine barış, huzur, sevgi, adalet getirmesini Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim.

17.07.2015
Bu yazı 1271 defa okundu.

Diğer Yazıları