YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Belgeler Konuşuyor: 28 ŞUBAT’IN CEFASINI BİZ ÇEKTİK; SEFASINI BAŞKALARI SÜRÜYOR!

ABD, Irak’ı işgal ederken: “Kimyasal silah vardı. Onun için müdahale (işgal) ettik”

demişti.

Daha sonra ABD Genelkurmay Başkanı gerçeği açıkladı: “ Yanıldık. Kimyasal silah yok.”

Kurt, kuzuyu yedi.

***

28 Şubat Mağduru denince sadece belli kesim akla geliyor. Halkbuki derin halkta sesini çıkartamayan nice “Hakiki” manada mağdurlar var. Biri de BİZ. Hem de bütün aile boyu… *** 28 Şubat’ın asıl mağdurları, üniversiteli kızlar, devlet memurları…Daha özeli… Yıllar yılı okuyup dört gözle öğretmen olmayı bekleyenlerin sonu hüsran oldu… Bunlardan biri de, burslu olarak eğitim fakültesini bitirip öğretmen olmayı bekleyen eşim, Devlet ile cedelleşme olmaz diyerek öğretmenliğe bile müraacat etmedi. Edemedi… Etseydi; inancından taviz verecekti. Etmeseydi, geleceğinden.. Etmedi; geleceğinden oldu… Şimdi ise,çok sevdiği öğretmenliğini -lütfetti de devletimiz- ders saati ücretiyle yapabiliyor. Geleceği karartılmış biri gibi kindarlaşmadık. Bir takım kesimlerin “teferruat” fetvasına başörtüsünü çıkararak memurluğa devam etmeleri gibi -ki başını açan hiç kimseyi tenkit etmiyoruz- başörtüsünü çıkarmadık. Özel bir yurtta çalıştık. Ama, zulüm bizi orada da buldu. Hem de kurdun kuzuyu yeme hikayesindeki gibi… , Kurdun kuzuyu yeme hikayesini bir anlatıverelim de mesele açıklığa kavuşsun.. *** Bilirsiniz: Kurt, kuzuyu yemek ister. Vahşi iştahını gidermesi gerekiyor. Bahaneye ihtiyacı var. Meşru olması mühim değil... Sadece kendi amacına hizmet edecek, haklı veya haksız önemli değil... Kara verir:

Kurt, kuzuya: “ Bak kuzu kardeş, sen iyisin, hoşsun; ama, ben seni bütün insanlığın çıkarı için; insan hak ve hürriyetlerini bu dağlara getirebilmek için; demokratik bir düzeni tesis için, seni yemem gerkiyor.“

Kuzu: “ İyi hoş da, ben zaten bütün insanlığın emrindeyim. İnsan hak ve hürriyetleri için, canlara mukabil, Yaradan’a kendimi zaten kurban veriyorum. Bu zamansız yeme ihtiyacı nereden çıkti?”

Kurt bakıyor, kimseyi ikna edemiyor. Artık dağ kanunlarını harekete geçiriyor. Bütün ormanın jandarmalığını yapıyor olmanın hazzı içinde, rakipsiz olduğunu iddia edercesine, maddi kuvvetine olan aşır güveni sayesinde haykırıyor:

“Bak kuzu kardeş, sen istesen de istemesen de; başkaları istese de, istemese de; bütün âlem sana ağlasa da ağlamasa da, ben seni yiyeceğim. Çünkü sen benim suyumu bulandırıyorsun.”

Tabi ki kuzu masum masum bakar:

“İyi hoş da, ben senin suyunu bulandıramam ki! Çünkü ben senin içtiğin suyun üstünde değil; altındayım. Olsa olsa sen benim suyumu bulandırırsın.“

Kurt kararlıdır: “Olsun, ben seni yine de yiyeceğim”

***

Şimdi size 28 Şubat Kurt’unun Kuzu’yu nasıl yediğini anlatıverelim…

Tabiki, belgeleriyle…

Esasında bu belgeleri yayımlamayacaktım. Ki, şimdiye kadar 15 yıl oldu; yayımlamadım. İmkânım olmasına rağmen. Şartlar iktiza ettiği; yayımlıyorum:

Belge-1:

Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü İlköğretim Müfettişliği’nin 25.04.2001 tarih ve 410.2/14392 sayılı yazısı:

“İlimiz Merkezinde faaliyette bulunan Özel (…) Öğrenci Yurdu Müdürü Gönül MEZKİT’i ait 24.04.2001 tarih ve 14271 sayılı savunma yazısı kapalı zarf içerisinde ilişikte gönderilmiştir.

Sözkonusu kapalı zarfın 7201 sayılı Tebligat kanununa göre adı geçene tebliğ ile alınacak tebellüğ belgesinin ve savunmasının gönderilmesini rica ederim… Müdür a. İlköğr. Müf. Başkanı”

Belge -2:

Savunma istenilen üst yazı:

Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü İlköğretim Müfettişliği’nin 24.04.2001 tarih ve 410.2/14271 sayılı yazısı:

Gönül MEZKİT,

(Mrk. Özel (…) Öğrenci Yurdu Müdürü/Aydın

Hakkınızda Valiliğimizce yaptırılan soruşturma sonucunda düzenlenen raporda;

“BAŞÖRTÜLÜ olarak görevinize devam ettiğiniz, uyarıldığınız halde BAŞÖRTÜLÜ bir şekilde görevinizi sürdürdüğünüz” belirtilmektedir.

Bu konuda savunmanızı Anayasanın 129 ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 130. Maddesi gereğince tebliğ tarihinden itibaren 10 (on) içerisinde göndermenizi rica ederim. (…) Milli Eğitim Müdür V.”

Garabete bakınız ki, eşim Devlet’in okulunda memur olmadığı halde işlerine geldiği gibi memur muamelesi yaptılar (kurt-kuzu hikayesinde olduğu gibi)…

Kurt kuzu hikayesindekinden daha anakronik (çağdışı) olanı ise şu belgede yazılı…

Eşim savunmasını veriyor. İşte savunma yazısı…

Balge-3: Aydın Özel (…) Kız Öğrenci Yurdu Müdürlüğünün 03.05.2001 tarih ve 09 D 032-963/16 sayılı savunma yazısı

“ İL MİLLİ EĞİTİM NÜDÜRLÜĞÜNE/ AYDIN

İlgi: 25.04.2001 tarih ve B.08.MEM.4.09.00.01.410.2/14392 sayılı yazınız.

Savunmamın talep edildiği konu ile alakalı daha önce 16.03.2001 tarihinde İlköğretim müfettişlerinden (…) ve (…)’ya savunmamın alınması esanasında “BAŞÖRTÜSÜZ” olarak yaptığımı belirtmiş ve bizzat kendileri tarafından da yerinde tespit edilmiş idi. Yine aynı şekilde amir hükmünce görevime “BAŞÖRTÜSÜZ” olarak devam etmekteyim. Bundan sonra da Anayasa ve kanunların emri mucibince vazifemi ifaya devam edeceğim.

Bilgilerinize arz ederim. Gönül MEZKİT/ Yurt Müdürü”

İdam sehpası kurulmuş. Kargaların bile güleceği adalet divanı! kararını vermiş. Sadece usulden savunma alınmış. Yani idama giden mazlumun son isteğinin sorulması gibi…

Belge -3:

Daha önceden alınmış kararın nasıl olduğunu görmek isteyenlere alın size 28 Şubat idam fermanı!

“Aydın Milli Eğitim Müdürlüğününün Disiplin Amirlerince Verilen Disiplin Cezası Karar Formu:

Tarih: 04.05.2001 ( İlk savunma tarihi: 16.03.2001, İkinci savunma tarihi: 03.05.2001-MM)

Sayı:410.2/143

İlgilinin Adı Soyadı: Gönül MEZKİT

Görev Yeri: Mrkz. Özel (…) Kız Öğrenci Yurdu Müdürü/AYDIN

BAŞÖRTÜLÜ olarak görevinize devam ettiğiniz, uyarıldığınız halde başörtülü şekilde görevinizi sürdürdüğünüz,

Yukarıda yazılı iddia ile ilgili olarak Valilik Makamının 13.02.2001 tarih ve 5661 sayılı Oluru ve bu konuda düzenlenen 12.04.2001 tarih ve 410/15 sayılı soruşturma raporu ve dosya muhtevasının incelenmesi sonucunda;

Başörtülü olarak görevinize devam ettiğiniz, uyarıldığınız halde başörtülü şekilde görevinizi sürdürdüğünüz anlaşıldığından 657 sayılı Devlet memurlarının 125/ C-a maddesi uyarınca “1/30 ORANINDA AYLIKTAN KESME” cezası ile Disiplin Amiri Sıfatıyla tarafımdan tecziye edildiniz.

Bilgilerinizi, bundan böyle çalışmalarınızda daha duyarlı olmanızı rica ederim.

Milli Eğitim Müdürü”

Sonuç: Kurt, kuzuyu yedi

 

***

Soz söz:

Kendi çektiğimiz çileyi buraya yazmıyorum…

Şunları söyleyerek iktifa edelim: İdare ettiğimiz kurumda yüzük bile sakıncalı görüldü… Hakaretiyle bizi dövmekten beter eden Vali Yardımcısını… Alenen tehditler savuran Milli Eğitim Müdür Yardımcısını…. Kitaplık meselesine ise girmiyorum… Bunlar şimdi hikaye… Ama, acı birer hikaye… Bunlar roman olacak keyfiyette… İnşaallah o da olacaktır…

Biz, Devletimize; mücadele içinde değil; dayanışma ile hizmet edileceğini düşünürüz.

Aynı kıbleye yönelenler mücalede etmediğimiz gibi aralarında fark bile gözetmeyiz.

Adalet ve adil bir anlayışla niteliği esas alan düstura sahibiz.

Onun için Aydınımıza Kızılay Derneği Aydın Şube Başkan Vekili sıfatıyla hizmetlerimize devam ediyoruz…

Onun için Yeni Fikir Stratejik Araştırmaları Merkezi (Yenifikir SAM) Başkanı sıfatıyla Aydın yerelinden Türkiye ve dünyaya, ehliyetli yönetici nasıl olunuru kindarlaşmadan ve ötekileştirmeden göstermeye çabalıyoruz..

Hiç çekinmeden gerekli yer ve zamanda tarafımızı açıkça belli ettik. Yeni Fikir SAM olarak Devletimizin yanında yer aldık ve en kritik zamanlarda beyanatlar verdik. Başkaları gibi iyi gün dostu olmadık…

İstanbul dışındaki yerlere taşra gözü ile bakılan bir ilde Aydın’da hakemli dergi Yeni Fikir dergisini 7 yıldır çıkararak nasıl Aydınlı olunuru somut olarak gösteriyoruz..,

Dergiyi çıkardığımızda 28 Şubat kalıntıları dergimiz çöpe atmışlardı da biz yine de yolumuzdan dönmemiştik ve dönmeyeceğiz…

Aydın’da 4 adet akademik nitelikli kitap neşrettik ve 4 adedi sırada bekliyor…

Aydının emekliler şehri değil nitelikli Müslüman-Türk kenti olduğunu ispat etmeye gayret ediyoruz.

Biz gösteriyoruz…

Ama, 28 Şubatçılar yerli yerinde…

Biz ise 200 km uzaktan bunları yapmaya canhıraş çabalıyoruz…

Bütün enerjimizi Aydına veriyoruz…

Şimdi soruyoruz: Biz mi ahmağız; yoksa 28 Şubatçı bukelemun şahsiyetli kişiler mi daha akıllı?

Yine biliyoruz ki bu yazdıklarımız yanımızda kâr kalacaktır. Suya sabuna dokunmayanlar; giden ağam; gelen paşamcılar daima geçer akçe olacaktır.

Biz yine yolumuzdan dönmeyeceğiz.

*** Bütün bunları niye mi yazdık? Bir kere daha tarihe not düşmek için… 10 sene önceki yazdıklarımızın bizi haklı çıkarması gibi… -Ki o zamanda nasıl aforoz edildiğimizi bilenler; bilir- Zannederim emekli olup 80 yaşına gelirsek ( Allah ömür verirse eğer) o zaman haklılığımız ortaya çıkar.. Basra harap olduktan sonra… Ya da testi kırıldıktan sonra ne işe yarar… Vesselâm

04.03.2016
Bu yazı 1449 defa okundu.

Diğer Yazıları