YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Che’li rüyaların sonu hüsrandır!

Aslında bu meseleyi kapatıp farklı makaleler kaleme alçaktık. Ancak hâlâ rüya peşinde koşanların, koşmasına aracılık edenlerin mevcudiyeti; başkalarını tenkit edip de kendi olamayanların  çözümü dışarıda aramaları garipsenecek bir durumdur. Hatta üzüntü duyulacak bir haldir. Biz buna kısaca hala 150 yılık rüya diyoruz. Elini uzatıp da ulaşılamayan ham hayaller.. Aynı zamanda; vakit kaybı. Şunu diyoruz. Kendi değerlerimize dönelim: yeter. Burada  değerli akademisyen Prof. Dr. Ergün Yıldırım’ın Yeni Şafak’taki  konumuzla alakalı bir makalesinin bir bölümünü nakletmek istiyorum.

 

“Hakikaten bu ülke gençleri iki yüzyıldır bu toprakların dışındaki rüyaların peşinde koşmuyor mu? Hepimizin gençliği bu rüyaların arkasında koşmakla geçmedi mi?

 

Jön Türkler, Paris rüyasına koştular. Osmanlı devletine kızan, muhalif olan ve devleti kurtarmak için arayışlara giren soluğu Paris'te alıyordu. Yakup Kadri'nin Sürgün romanı bunu çok güzel tasvir eder. Aydınımızın artık kendi topraklarında rüya görmekten koptuğu yüzyıllarda yaşanmaktadır. XIX. Yüzyıl'da rüyalarımızı başka topraklarda aramaya başlamışız. Hayatımızı mutlu edecek, devletimizi selamete çıkaracak, maarifimizi düzeltecek, sarayımızı masallara çevirecek rüyalarımız artık Paris başta olmak üzere Londra, Berlin, Zürih, Amsterdam'da aranır. Masalımızdan kopmuşuz; başka masallara, başka kahramanlara ve başka zaferlere göz dikmişiz. Her Türkiyeli aydının zihninde bu yeni masal dünyasına kaçmak vardır. Bundan dolayı aydınımız firaridir. Başka rüyalara firari aydın!

 

Paris rüyasının arkasından Moskova gelir. Aydınlarımız kurtuluş için bu defa Fransız İhtilali yerine Bolşevik İhtilali'ne yüzünü çevirir. Rüyaların kıblesi çatallanmaya başlanmıştır. Komünizm, çeyrek yüzyıldan fazla Anadolu'ya rüya olarak pazarlanmıştır. Yeni kahramanları, yeni liderleri ve yeni akımları ile. Nesiller, Anadolu şehirlerinde ellerinde Lenin ve Marx'ın kitaplarıyla dolaşırlar. Kahramanları Lenin, Stalin ve Troçki'dir. Bunlar için birbirine kurşun sıkarlar. Ölümüne bu rüyanın ve kahramanlarının peşinde koşarlar.

 

Yüzyılın sonunda bu defa rüyanın coğrafyası İran İslam Cumhuriye'tidir. Dindar gençler, yüzlerini Tahran'a çevirmiştir. İdeolojilerin kıblesinde Humeyni, Ali Şeriati ve Mutahhari vardır. Onlarla kendilerine bir kurtuluş ararlar. Devlet, zaten onlara karşı bir vebalı gibi davranmaktadır. Onlar da bu devlete olan inançlarını kaybetmişler ve onunla başa çıkmak için onun topraksal egemenliğinin dışında bir rüyaya koşmuşlar. Hep yaşanan hikâyedir bu, iki yüzyıllık hikâye. Liberal, solcu, İslamcı fark etmiyor. Hepsi de aynı hikâyenin farklı versiyonları.

 

Che de bir rüyadır. Romantik, devrimci, yakışıklı, genç ve zulme karşı isyan eden bir kahraman! Sakalı var, ama bizim sakala benzemez. Şapkası var, ama bizim şapkalardan değil. Bolivya dağlarında hayatını devrime adamış bir solcu. Bir Köroğlu misali zulme karşı adalet için isyan etmiş. Ama ne kendisi Köroğlu, ne de dağları Bolu dağları.

 

Mesele ne Che ne Lenin ne de Şeriati. Mesele, gençlerimizin Anadolu rüyalarını terk etme meselesidir. Onlar neden rüyalarını terk ederek başka rüyaları ödünç almanın peşine düştüler? Üzerinde durmamız ve düşünmemiz gereken sorular bunlar. Aydınları ödünç rüyalara koşturan neydi? Kendilerine olan inançlarını kaybetmeleri mi? Devletlerinin onlara hayatlarını dar etmesi mi? Hiç unutmayalım! Osmanlı bir rüya ile başladı! Osman Gazi'nin rüyası. O rüya ile bir cihan devleti çıktı ortaya, bir cihan toplumu kuruldu. Osman'ın rüyası, Bilecik'te, Anadolu'da görüldü. Biz de yeniden kendi rüyalarımıza yatmalıyız. Kendi rüyalarımızı bulmalıyız. Yeni rüyalarımızı bulmak için koşup durmalıyız. İnsan kendi sosyal varlığında ve kendi coğrafyasında ve kendi benliğini kazandığı zaman kendine ait rüyalar görmeye başlar. İşte masalımız da o zaman ortaya çıkar!

Kaynak: http://www.yenisafak.com/yazarlar/ergunyildirim/che-ve-baska-ruyalara-kosanlar-2031616

***

Che’li rüyaların sonu hüsrandır!

 

Kendimiz olalım; yerli ve milli rüyalarımızın peşinde koşalım yeter…

 

17.09.2016
Bu yazı 691 defa okundu.

Diğer Yazıları