YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

ÇOCUKLARA VERİLEN SÖZLERİ TUTUNUZ

İnsan, bir ço­cu­ğa 'Sus, sana şunu ala­ca­ğım' der de sonra söz ver­di­ği şeyi al­maz­sa bu onun üze­ri­ne yalan ola­rak ya­zı­lır. Eğer tevbe et­me­miş­se kı­yâ­met gü­nün­de bu yalan se­be­biy­le azâb ile ce­zâ­lan­dı­rı­lır. (Şir'atü'l-is­lam)
Ab­dul­lah bin Âmir (r.a.) an­la­tı­yor: Re­sû­lul­lâh Efen­di­miz (s.a.v.) evi­mi­ze geldi. Ben küçük bir ço­cuk­tum. Oy­na­ma­ya gi­de­cek­tim. Annem bana, 
'Ey Ab­dul­lâh, gel, sana bir şey ve­re­ce­ğim.' dedi. Bunun üze­ri­ne Re­sû­lul­lâh (s.a.v.) 
'Ona ne ver­mek is­te­miş­tin?' dedi. Annem, 
'Hurma ve­re­cek­tim.' de­yin­ce, Pey­gam­ber Efen­di­miz (s.a.v.) 
'Şâyet de­di­ği­ni yap­ma­ya­cak ol­say­dın sana bir yalan gü­na­hı ya­zı­lır­dı.' bu­yur­du­lar. (Müs­ned-i Ahmed) 
NİYAZ EHLİNİN ALLAH'I ZİKRİ
Ada­mın bi­ri­si, her gece 'Allah' diye zik­re­der­di. Şey­tan dedi ki: Ey utan­maz, yüz­süz adam! Ne za­ma­na kadar 'Allah' deyip du­ra­cak­sın. Gör­mü­yor musun, sana ondan bir cevap gel­mi­yor. Cevap al­ma­dan ses­le­ni­şin ma­na­sı ne?
Adam bu söz­den çok mah­cup oldu. Epey­ce ağ­la­dık­tan sonra güç­süz kalıp uy­ku­ya daldı. Rü­ya­sın­da Hızır aley­his­se­la­mı gördü. Hızır aley­his­se­lam ona: 
Allah'ı zik­ret­me­ye devam et­me­li­sin. Niçin onu an­mak­tan vaz­geç­tin? dedi. Adam: 
'Leb­beyk' ce­va­bı ala­ma­dım, beni ka­pı­sın­dan kov­du­ğu­nu zan­net­tim, dedi. Hızır aley­his­se­lam dedi ki: 
Al­la­hü Teâlâ kul­la­rı­na şöyle bu­yu­ru­yor: “Zik­ri­ni­zi kabul et­ti­ğim için sizi o zi­kir­le meş­gul kıl­dım. Sizin zik­re­di­yor ol­ma­nız bizim kabul et­ti­ği­mi­ze, 'Leb­beyk'imize işa­ret­tir. (Mes­ne­vi'den Seç­me­ler, Çam­lı­ca B.Y.)

İKİNCİ B­YE­ZÎD HAN'IN HAS­SÂSİYETİ
Os­man­lı Pâ­di­şâ­hı İkinci Bâ­ye­zîd Han (Sal­ta­na­tı: 1481-1512), adâ­let­li, âlim ve il­miy­le amel eden bir pa­di­şah­tı. Takvâ sa­hi­bi olup nef­siy­le ve din düş­man­la­rıy­la hep cihâd eder­di. Hayır iş­le­ri­ne çok he­ves­li idi. Nice yer­ler­de med­re­se­ler, ca­mi­ler, köprü ve ge­çit­ler inşâ et­tir­di.
Sul­tan Bâ­ye­zîd Han, çık­tı­ğı ga­zâ­lar­da el­bi­se­si üze­ri­ne top­la­nan toz­la­rı bi­rik­ti­rip sak­lar­dı. Eceli yak­la­şın­ca bu toz­lar­la bir ker­piç ya­pıl­ma­sı­nı ve vefât edip kabre ko­nu­lur­ken o ker­pi­cin sağ ya­na­ğı al­tı­na ko­nul­ma­sı­nı va­si­yet etti. Va­si­ye­ti ye­ri­ne ge­ti­ril­di. Bunu Re­sû­lul­lah Efen­di­mi­zin (sal­lal­lâ­hü aley­hi ve­sel­lem) “Kimin ayak­la­rı Allah yo­lun­da toz­la­nır­sa Al­lâ­hü Teâlâ o kim­se­yi ce­hen­ne­me haram kılar” ha­dîs-i şe­ri­fi­nin müj­de­si­ne ka­vuş­mak için yap­mış­tı.
Pa­di­şah­lı­ğı otuz bir se­ne­den bir­kaç gün nok­san olup 62 ya­şın­da vefât etti. Rah­me­tul­lâ­hi aleyh. (Tâ­rîh-i Se­lâ­tîn-i Âl-i Osman, Ka­ra­mâ­nî)

05/04/2017

05.04.2017
Bu yazı 555 defa okundu.

Diğer Yazıları