YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

DEVLET YÖNETİMİ VE ENTELEKTÜEL AKIL(4)

İştişâre ve bal: ikisi arsasında nasıl bir ilişki var?

 

  Yeni bir Türkiye için, yeni bir Dünya ve Kainat ideali için bilgi ve hikmeti kendine dert edinenler için; küçük beyinleri değil “kızıl elmayı” kucaklayan bir topluluk için iştişare, gelecek inşasında; asıldır..

Şu ayeti kerimeler, müşaverenin önemine temas etmektedir:

“….İşlerini aralarında danışarak yürütürler…” (Şûra, 38)  ve “ O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet, sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde, onları affet, bağışlanmaları için dua et, iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü, Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever”(Âl-i İmran, 159) buyrulmaktadır.

   Arı, bal nimetini biz insanlara şifa vermesi için çiçek özlerinden damıtarak muhteşem bir gıda olarak soframıza girme vasıtadır. Bal özü için hangi çiçeklere konulacağı kendisine belletilmiştir, arıya. Ahenk içinde bütün çiçeklerden öz toplayarak şifa kaynağı balın dönüşümü nasıl bir mucize olduğu izahtan varestedir. Muhteşem bal gıdasının seyrine müdahale edilmediği sürece safiyetini koruyarak şifa dağıtmaya, insanlığın maddi gıdasını almasına imkân sağlayacaktır. Maddi gıdasını alan insanın maneviyatı da kavi olacaktır.

   İştişare, bir mesele hakkında doğruya ulaşmak, meşveret ederek hedefe varmaktır. Mütefekkir,  mütehassıs, mütebahhir, mümeyyiz,  münevver, ehil iştişare kurulunun fikirlerinden doğruya vuslattır; müşavere. Yani “çeşitli görüşlere başvurmak suretiyle doğruyu elde etmek veya ona yaklaşmalarının çeşitli çiçeklerden gerekli malzemeyi alıp işledikten sonra ortaya çıkardığı balın kovanda olması gibi” (Şamil İslam Ansiklopedisi, 2000, 183) sonu, tad verici bir yoldur. Lezizdir, müşaverenin neticesi. Tabii, “öz”ün safiyeti muhafaza edilmiş ise.  Yüce Kitabımız “İş hususunda onlarla müşavere et” (Al-i İmran, 3/159); “Onların işleri aralarında iştişare iledir” (Şûra, 42/38)  kati emriyle  “emr-i bi'l mâ'ruf nehy-i anil münker” umdesiyle inananların yolu çizilmiştir.

    Müşavereden kastın bir medeniyet inşasına zemin hazırlamaktır. Temeli sağlam atmaktır, meşveretin aslı. Hadiselere daha geniş açıdan bakabilmektir. Cihan şümul vazifeye müdrik olabilmektir, iştişare. Yerli (toprak) ve millî (dinî) duruşu muhkemleştirip; beyaz doru atın hızını alarak ileriye fırlaması gibi bütün insanlığa Hakikat’i götürmektir, iştişare.

   İştişare meclisinin ehl-i havas olması (ilmî, tecrübe anlamında), işin ehline verilmesinde çok mühim amil (faktör) olduğu hakikattir. Bunun için İslam Medeniyeti’nin temelini oluşturan iştişareye çok önem atfedilmiştir. Peygamberimiz (sav) bütün işlerini bu usül üzere hayata geçirmiştir. Aleyhe bile olsa. Neticede mes’uliyet, o topluluğa ait olacaktır. İstişarenin olmadığı yerde enaniyet hakimdir. Tek adamlık var demektir. Her şeyi ondan beklemek hastalık belirtisidir. “Küçük olsun benim olsun” fikri meşveret meclislerinin olmadığını ya da keyfiyetini yitirmiş cemiyet ve cemaatin varlığına delâlettir. Medeniyet telâkkimiz, bunu  daima red ederek;  olabilecek  yanlışlıkları en aza indirmiştir. Müşaverenin “ene”ye dönüşmesi sefahat alâmetidir.

14.01.2016
Bu yazı 1273 defa okundu.

Diğer Yazıları