YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

DEVLET YÖNETİMİ VE ENTELEKTÜEL AKIL(6)

Sefih hayata rücû..

 

   Esas itibariyle burada Peygamberimizin (sav) korktuğu dünyaya meyil ve cahiliye devri adetleri. Yani sefih hayata rücû..

    Sefahatin göstergesi dünya nimeti değildir.. Dünyaya dalıp asıl vazifeye bigane kalmaktır..

    Sefahat, sefih, görüş ve düşüncede heva ve hevese uymak, akıl ile değil zevk ile hareket etmektedir.

    İbn-i Haldun’un Mukaddime isimli kitabında “Kabilelerin Devlet Olmalarının Önündeki Engelin Lükse ve Safahata Dalmaları Olduğu Hakkında” başlıklı on sekizinci faslında safahat girdabını şöyle tanımlar: “Onların çocukları ve torunları da bu bolluk içinde yaşarlar ve asabiyetlerini korumak için yapılması gerekli işlerle ilgilenmezler. Öyle ki bu onlarda artık yeni bir tür ahlak ve tabiat haline gelir. Birbirini takip eden kuşaklarla birlikte asabiyetleri, cesaret ve yiğitlikleri daha da zayıflar ve nihayet, içinde daldıkları lüks ve sefahatin derecesine göre hükümdarlık(devlet olma) emelleriyle birlikte bu özelliklerinin de yok olup gitmesine seyirci kalırlar. Evet, lüks ve sefahat içinde yaşamak üstünlük ve galibiyeti sağlayacak olan asabiyeti ortadan kaldırır. Asabiyet yok olunca da, bir kabile, ulaşmak istediği hedeflere ulaşmamasın bir yana, kendisini korumaktan da aciz kalır ve başkaları onu kendisine tabi kılar.”( Haldun, 2004, 191)

   İstişareden kaçan, müşavere etmeyi zul kabul eden bir zihniyet; artık, kapalı kapılar arkasında  “yeni duruma”  uyum sağlayarak liyakatı “es” geçmeye başlayacaktır.

   Büyük devlet adamı  Nizamülmülk’ün 922 sene evvelki şu endişeleri ve tespitleri dikkat çekicidir: “Veziri kifayetsiz olduğu zaman  padişah  gafil davranıp divandan bir amil yerine iki , üç, beş, yedi ve hatta otuz amil (eken: iş yapan) tayin etmemelidir. Bugün, hiçbir yeteneği olmayan adamın üzerinde on iş birden mevcuttur. Başka bir işi gözüne kestirirse onu da almak ister; kendisine ‘Gümüşü başka bir maden cevherine çevirmek gerekiyor’ deseler, ‘Çeviririm’ der ve işi ona verirler. Bu adamın işin ehli olup olmadığını, kifayetli mi değil mi, bilgisi, muameleyi tecrübesi ile yürütüp yürütemeyeceğini, üzerine aldığı bu kadar çeşitli işi başarıp başaramayacağını düşünmezler. Buna mukabil kifayetli, güçlü, lâyık, mutemet be mütehassıs elemanları işten mahrum ederek, evlerinde boş oturmaya mecbur bırakırlar. Dirayetsiz, meçhul ve ne idüğü belirsiz bir kişinin üzerine bu kadar işin neden verildiğini, buna karşılık herkes tarafından başarısı bilinen, soylu ve mutemet kişinin boş dolaşmasını kimse anlayamaz. Özellikle hizmetleriyle devlette hak sahibi olmuş, yaptıkları beğenilmiş, liyakati görülmüş kişiler, muattal ve mahrum bırakılmışlardır” (Nizamülmülk, 2011, 18)

 (Yeni Fikir Dergisi’nin  Temmuz-Aralık-2015 tarihinde yayımlanan akademik makalemiz)

 

18.01.2016
Bu yazı 1158 defa okundu.

Diğer Yazıları