YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Din, sadece vicdan ve âhiret işi midir?

İslâm dini  hakkında; sorup araştırmadan , okuyup öğrenmeden hatta temel İslâmî ilimlere  bile vâkıf olmadan  ulu-orta fikir yürütenlerin yanıldığı bir husus var: “Din işi ayrı, dünya işi ayrıdır!” diyorlar.Eğer bu sözü söyleyenlerde kasıt  yoksa , koyu bir cehalet vardır. Halbuki İslâm dini, insanın hem dünyevî hayatını tanzim eder, hem de uhrevi hayatını…  Çünkü İslâm hukuku, kişinin hem ferdi  hayatını yönlendirmekte, hem de içtimaî hayatına  çekidüzen vermektedir.

   Meselâ, çeşitli ibadetlerimiz için yaptığımız hazırlıklardan biri olan  abdesti ele alalım… Abdest almak, bedenimizin en işlek  a’zalarının temizlenmesini, daha sağlıklı ve daha faal hâle gelmesini  temin etmektedir. Zekat için ayrılan para ise , fakir-fukaranın geçim seviyesinin  düzelmesinre yardımcı olmakta… Muhtaçların varlık sahiplerine sevgi ve saygı duymalarına, zenginlerin ise fakirlere karşı merhamet hislerinin uyanmasına vesile olmaktadır. Böylece cemiyette sulh  ve sükuna vâsıtalık etmektedir. Aslında İslam’ın bütün emir ve yasaklarında,hatta tavsiyelerinde uhrevi olduğu gibi dünyevi bir maksat  ve maslahat da mutlaka vardır. Bu hususta İslâm hukuk ve ahlâkiyatı sayısız örneklerle doludur.

   Bir de meselenin materyalist penceresinden bakalım: Kapitalizmin ana fikri; zengini zengin yapmak, fakiri de  kapitalist zihniyetin emrinde köle gibi çalışmasına zemin hazırlayan bir felsefeye sahiptir. Dikkat edilirse kapitalizmin hüküm sürdüğü devletlerde insanın saygınlığı, hürmete layıklığı;bulunduğu konum ve maddi gücü ile ölçülmektedir. Ne kadar kapitalist ise; yani alt tabakayı, fakirleri, (burada emekçisi de, çiftçisi de fark etmiyor) ne kadar fazla sömürürlerse o kadar itibarlı olmaktadırlar. Zira Vahşi Kapitalizmin ana felsefesi olan zenginliğin temel düsturu (Kapitalist zihniyet itibariyle); kölelerin basamak yapılmasıyla hedefe ulaşmanın asıl gaye olmasıdır.

   Biz yine İslam dinine dönersek; Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in  “Ben güzel ahlâkı tamamlamak içim gönderildim” mealindeki sözleri İslâm hukuk ve ahlâkiyatlarından sadece bir tanesidir. Zira, güzel ahlâka sahip bulunan cemiyetler (toplumlar)daima huzur, sükûn ve saadet içerisindedirler. Aksi yönde olan  topluluklarda huzur ve emniyetten eser kalmaz, kargaşa eksik olmaz. Ve bu neticeler de, sadece dünyevî semereleridir.Elbette dinimizin bizlerden tatbik etmemizi istediği emir ve tavsiyelerin, ayrıca öteki âlemde bizlere kazandıracağı sayısız mükâfatlar vardır.Fakat yapmamız  istenen bütün bu emirler, ilk önce meyvesini dünyamızda göstermekte, huzurlu ve mes’ud  bir hayat yaşamamızı sağlamaktadır. Ve yine, kulluk vazifemizi îfa ve edâ etmenin iç huzurunu temin etmektedir.

   Nitekim İslam’ın; yalan söyleme, hırsızlık yapma, zina etme, hak yeme; yardım et, kendin çin istediğini başkaları için de iste, komşun açken tok yatma; oku, düşün, insanlara faydalı ol, iki günün eşit olmasın… gibi binlerce emir , nehiy ve nasihatlerinin sadece uhrevi yönü ve faydası olduğu nasıl düşünülebilir? Çünkü bunların ilk meyveleri-faydaları henüz dünyada devşirilmeye başlanır.

21.07.2015
Bu yazı 2227 defa okundu.

Diğer Yazıları