YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Ecdadımız, çocuklarını okula şenlik havasında gönderirlerdi(2)

Merasim günü çocuklar  o gün daha  çok itina  göstererek  giyindikleri kıyafetleriyle okulda (mektep) toplanırlar, önlerinde hocaları, kalfa ve bevvabları (kapıcı) olduğu halde , ilahicibaşının idaresindeki ilahici takımını takip ederek ve işaret  edilen yerlerde “Amin” diye bağırarak çocuğun evine gelirlerdi. En  önde hoca ve başının üzerinde rahleyi taşıyan bevvap  yürüyor, rahlenin üzerinde çocuğun minderi ile cüz kesesi bulunuyordu. Bunların yanı sıra erkek misafirler, bir faytona veya iki yanına da birer kişin yürüdüğü midilliye bindirilmiş olan çocuk, peşi sıra  da bir ilahicibaşının idaresindeki ilahici takımı ve diğer çocuklar yürüyordu. En arkada ise,kadınlar gelirdi. Âdet olduğu üzere ilahilerle şehir içinde karar dairesinde  dolaşan alay tekrar eve dönerdi. Burada da ilahiler okunur ve dualar yapıldıktan sonra  alay sona  ererdi. İlk derste çocuğa elifba cüzünün en başındaki dua kısmı ile birkaç harf ve çok  kere sadece elif harfi okutulurdu.Böylece ders sona erer, bundan sonra da  “Ya Rabbi, ilmimi, aklımı ve anlayışımı artır” manasına gelen “Rabbi , zidni aklen ve ilmen ve fehmen “ veya “Rabbi yessir velâ tuassir”  duası çocuğa  tekrar ettirilirdi. Duayı takiben çocuk hocasının  ve diğer misafirlerinin  ellerini öper, bu esnada  hafız öğrenciler tarafından Kur’an okunur, daha sonra hoca veya bir başkası tarafından  dua edilerek  merasim sona erdirilir. Bundan sonra kurulmuş olan sofraların başına geçilerek yemek ve lokma yenilirdi.En sonunda törene katılan bütün çocuklara birer, ilahicilere ikişer, ilahicibaşına üçer kuruş, hoca, kalfa ve bevvaba münasip miktarlarda para  ile mintanlık ve cübbelik verilirdi.

   Amin alayı, cemiyet fertleri arasında birlik duygularının gelişmesine ve yardımlaşmasının gerçekleşmesine vesile oluyor, bu merasimler esnasında mahallenin birkaç fakir çocuğu da mektebe verilerek masrafları karşılanıyordu. Diğer taraftan bu güzel ve gösterişli merasimler çocuklarda okuma, anne ve babalarda da okutma arzusunu körüklediğini söylemek gerekir.

  Bu merasimleri (törenleri) takiben çocuk aile içinde olduğu gibi cemiyette de (toplumda) yeni bir statü kazanıyor ve bir bebek muamelesi görmekten kurtuluyordu. Bu bakımdan merasim, hayatın yeni bir safhasına geçişi de tescil özelliğindeydi. Velayet ve terbiye hakkının devredildiği bu merasimlere verilen büyük ehemmiyet Türk ve İslâm  terbiye anlayışında mektebe ve mürebbilere, daha doğrusu her kademedeki öğretim müesseselerine ve öğretmenlere verilen  değerin  ve onlardan beklenenlerin seviyesini göstermektedir.Diğer taraftan okunan ilahilerin seçimi Niyâzi-i Mısrî  ve bilhassa Yunus Emre’nin dinî  ve içtimai (toplumsal!) hayatımızdaki  yerini bir kere daha göstermiş olmaktadır.

   Böylesi faydaları olan bir merasimin günümüzde de düşünülmesi gerekir. Gerçi  okulların açıldığı ilk hafta “İlköğretim Haftası” olarak kutlanmaktadır; fakat yapılan törenler çok sönük geçmekte, törenler birkaç basit konuşma ve şiirden ibaret  kalmaktadır. Osmanlı Devleti’ ndeki “Amin Alayı” töreninin, günümüz şartlarına göre uyarlanması için çaba sarfedilmeli, buna bağlı  olarak da öğrenci, öğretmen, veli, çevre de okumanın ve öğrenmenin  havasına girmeleri temin edilmelidir. (Kaynak:Ali Karaçam, Osmanlı’yı Cihan Devleti yapan 150 Sır, Bilge yay.,İst.,2004 shf.,131-132-133)

01.10.2015
Bu yazı 1388 defa okundu.

Diğer Yazıları