YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

EHL-İ SÜNNET İTİKADI(4)

    İslam'ın hükümleri ikiye ayrılır: İtikat ve inanç esasları ile alakalı hükümler; amel ve ibadete taalluk eden hükümler. Bu hükümleri Allah ve Rasülü vaz'etmiş, koymuştur. Bilaha­re bu hükümlere dair ilim dalları tertip edilmiş ve itikattan bahseden ilme, İlm-i Tevhîd ve Sıfat; amel ve ibadetten bah­seden ilme ise İlm-i Şeraî ve Ahkam denilmiştir.

   Ashab-ı Kiram ve Tabiîn devirlerinde, sohbet-i Nebî bereketiyle,müslümanların akîdelerinin temiz olması, ihtilafların az ve kendisine müracaat olunabilecek kimselerin çokluğu sebebiyle, bu ilimlerin tertibine ihtiyaç duyulmamışken; fit­nelerin çoğaldığı, bid'atlara meylin arttığı, dîn imamları üzerine zulmün galip geldiği sonraki devirlerde ise bu ilimlerin tertip edilmesi zarurî hale gelmiştir. (Şerh-i Akaid, s.: 10-12)

   Müslümanlar olarak birinci vazîfemiz; neye nasıl inanacağımızı çok iyi bilmek ve ehl-i sünnet ve cemaat çizgisinden ayrılmaktan şiddetle sakınmaktır. Bu hususta İmam-ı Rab­bani hazretleri şöyle buyurdular: "Mükellef olanlara vacip olan ilk zarurî vazife, akîdelerini, itikadlarını ehl-i sünnet ve'l-cemaat alimlerinin görüşlerine münasip şekilde tashih etmeleridir." (İmam-ı Rabbani, Mektubat, 1/193)

   Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Yakında ümmetim yet­miş üç fırkaya ayrılacaktır. Biri müstesna, bu fırkaların hepsi cehenneme gidecektir. "Ya Rasülallah! O bir fırka kimlerdir?" diye sorulunca, "Benim ve ashabınım yolu üzerine olanlardır." buyurmuşlardır.

    Ümmet ikiye ayrılır: Ümmet-i davet ve ümmet-i icabet. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Allah (c.c.) tarafından, ge­tirip tebliğ buyurduğu hususlara inanmış müslümanlara ise ümmet-i icabet denir. Ümmet-i icabet de ehl-i sünnet ve ehl-i bid'at olmak üzere ikiye ayrılır.

   Ehl-i sünnet: Rasülullah Efendimiz (s.a.v.) ve onun ashabınn yoluna sımsıkı sarılan, dînî hükümleri kendi arzularına gö­re te'vil ve tahriften kaçınan, ehl-i İslam arasına tefrika sokmaktan sakınan, bid'atlerden uzak kimselere denir. Hadîs-i şerîfte fırka-i naciye diye işaret edilen de bu cemaattir.

    Hadîs-i şerifte dikkat edilmesi îcap eden bir husus vardır. Bu fırkaların hepsi İslamî fırkalardır. O halde, "Biri hariç tamamı ce­hennemdedir." sözünün manası; "itikadî bozukluğu küfre var­mamış olanlar, itikadındaki bozukluk sebebiyle cehennem ate­şinde temizlendikten sonra, cennete girecektir." demektir.

    Şunu hiç hatırdan çıkarmamak gerekir ki; îtikattaki lekeyi, ce­hennem ateşinden başka hiçbir şey temizleyemez...

    Fırka-i naciye ise, itikatları sebebiyle cehenneme girmeyecektir. Ancak ameldeki noksanlıkları sebebiyle, cehenneme girebilirler.

   Müslümanların itikadda mezhebi ehli sünnet olup bu mezhebin iki imamı vardır. Müslümanlar,  itikad, inanç hususunda iki imamdan birine tabi olmuşlardır. Birincisi İslam alimleri tarafından kendisine İmam-ı ehl-i sünnet vel-cemaat ve imamü'l-mütekellimîn unvanı verilen Şeyh Ebü Mansür Muhammed Maturîdî Hazretleri, ikincisi ise imam Ebu'l-Haseni'l-Eş'arî Hazretleri'dir. Bu iki imamın ictihadları arasında esasen hiçbir farklılık yoktur. Sadece bazı inceliklerde, küçük mana ayrılıkları olmuştur. Bu iki imama bağlı olan ehl-i sünnet müslümanları, birbir­lerini kardeş bilir, biri diğerini sapıklıkla veya bid'atle itham etmezler.

Amel ile alakalı dînî hükümlerde ise müslümanlar, mutlak müçtehid olup, Allah'ın kitabından ve Peygamber Efendimizin sünnet-i seniyyesinden hüküm çıkarmaya muktedir bulunan dört imamdan birine tabî olmuşlardır.Bu dört büyük imam: İmam-ı A'zam Ebü Hanîfe,İrnam-ı  Malik, İmam-ı Şafiî, İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleridir.

 

17.08.2016
Bu yazı 797 defa okundu.

Diğer Yazıları