YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Gazeteciliğin sınırları olmalı mı?

 

 

Yeni Fikir Stretejik Araştırmaları Merkezi (Yeni Fikir SAM)'ın Yuvarlak Masa Toplantısı'sının müzakere konusu "Aydın’da Gazetecilik, Gazeteciliğin Sınırları ve Gazetecilikte Devlet Sırrı Olur mu?" idi. Başmüzakerecimiz ise AGC Başkanı Semra  Şerner hanımefendi idi. Meseleyi diğer müzakerecilerimizin katkılarıyla analiz ettik. Çok verimli bir toplantı oldu.

***

Elbette gazetecilikte sınır mutlaka olmalı...

Devlet sırrı olmalı...

Şahsiyet sınırı olmalı ...

Belgesiz habercilik olmamalı...

Yani,gazeteciliğin temel ilkeleri olmalı…

***

Biz, gazeteciliğin çok önemli olduğunu düşünüyoruz...

Hatta meşhur ifadeyle; 4. Kuvvet nitelemesi fikrine katılıyoruz…

Aynı zamanda da çok dikkatli icra edilmesi gerekliliğine inanıyoruz...

Gazetecilik mayınlı tarlada habercilik yapmaya benzer...

Nereye basacağınızı bilmez iseniz mayınlar elinizde patladığı gibi çevrenize de zarar vereceği izahtan varestedir...

*** 

Gazetecilik, haysiyet tellallığı değildir…

Verileri haberleştirmektir…

Yorum yaparken mağdurları gözetmektir; gazetecilik…

İnanç merkezli habercilikte gazetecilik, ideolojik tavır sergilememeli…

Şu an cereyan etmiş bir hadiseyi, geçmişteki olayla irtibatlandırırken; suçlayıcı bir üslup, hatalı yorumları da beraberinde getirecektir.…

Eğer gazetecilikte şahsi ideoloji, haberciliğin önüne geçerse, o zaman gazetecilik değil; militanlık sözkonusudur..

Bu husus, bütün taraflar için caridir…

Bu meseleyi açarak tartışmayı büyütmek istemiyorum. Zira, buna misal vermem halinde bazı köşe yazarı dostlar  ya da takipçilerimiz hatalı değerlendirmelerde bulunacaklardır…

Biz,  meselenin özü ile ilgileniyoruz…

***

Yine, her eline devlet sırrı geçiren gazeteci, soluğu hemen haber yapmada aramamalı...

Konuyu enine boyuna araştırmalı...

Devletimize ne gibi getirisi, götürüsü var; tartmalı...

Çalakalem ya da ceffelkalem görev yapmamalı...

Velev ki, birileri onu servis etsin...!

Bu Devlet, bizim Devletimiz...

Zarar görürse; hepimiz görürüz...

“Bizden önce başkaları yayımladı” kolaycılığı iyi niyetli bir yaklaşım değildir...

Unutmayalım ki çok hürriyetçi geçinen ABD, Irak bataklığının hiçbir ayrıntısını kendi halkına göstermemiştir..

Hatta bu tür yayınlar yasaklanmıştır...

Biraz meraklı ABD vatandaşı, gerçek haberlere ABD dışı ülkelerin haber kaynaklarından öğrenmiştir…

Birinci Irak Harekatı’ndaki CNN INT. haber kanalının asparagas“Karabatak Olayı” meşhurdur…

Kuveytte olduğu iddia edilen petrol sızıntısı içindeki Karabatak kuşları haberinin yalan olduğu, yıllar sonra ortaya çıktı..

 Meğer o görüntüler, yüzyılın en büyük çevre felaketinin olduğu ABD/Alaska eyaletinde çekilen karelermiş….

Bunu ABD’nin “acar” gazetecileri neden günyüzüne çıkar(a)madı?

-Bu çarpıtma haberin yanlışlığı-doğruluğu üzerinde durmadan- söylemek istediğimiz şudur: Her ülkenin kendine mahsus sırları vardır…

Olmalıdır…

Olmak da zorundadır…

Bizim “çok acar” gazetecilerimiz bu tür haberlere sazan gibi atlaması çok doğru değil…

***

Son söz şudur: Gazetecilik ile çok mühim bir vazife icra ediliyor.

Bunda müttefikiz.

Ancak, gazeteciliğin de sınırları olmalıdır…

31.03.2016
Bu yazı 884 defa okundu.

Diğer Yazıları