YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Hedefiniz Bir Diplomadan İleri Olsun

Simdi aşağıdaki haberi dikkatle okuyun (Nakl.:İnsan ve hayat dergisiEylül-2016). Üniversitenin ifade ettiği anlamı yeniden sorgulayın. Bunu yaparken yollara düşen gençlerin herhangi bir meslek dalında kendilerini yetiştirmeleri ve ekonomik özgürlüklerini ellerine alma hayallerini göz önünde bulundurun.

“Türkiye’nin değişik üniversitelerinden mezun 13 kişi, Konya’nın Karatay ilçe belediyesinin zabıta alım mülakatında ter döktü. Aralarında yüksek lisans yapanların da bulunduğu mimarlık, işletme, sosyoloji, sanat tarihi, Türkçe ve sosyal bilgiler öğretmenliği gibi bölümlerden mezun 13 aday, zabıta olmak için yarıştı. Önce sözlü mülakat sınavına tabi tutulan gençler, ardından da şınav çekip, komando dansı yaptılar.”

 

Diploma ile ekmek vaadi doğru mu?

Sadece iş hayatı için eğitimi düşünmek ne kadar doğru? Eğitim kurumları da diploma ile sadece ekmek vaat etmediklerini insanlara anlatabilmeliler. Ülke ve millet için ahlaklı, erdemli ve donanımlı kişiler yetiştirme maksadına hizmet, diploma açmazına çözüm olabilir. Çünkü idealist ve azimli gençlerin hayallerinin peşlerinden hevesle koşmalarının diploma ekseninde kalamayacağını gösteren bir manzara var kaşımızda. Tam da bu noktada Anadolu insanının meşhur bir hikâyesi akıllara gelir.

Adamın biri oğluna kızmış da: “Oğlum sen adam olmazsın!” demiş. Oğlu da babasına kendini ispatlamak için çalışmış kaymakam olmuş. Yıllar sonra yaşlı adamın kapısına iki tane görevli dayanmış ve adamcağızı alıp yaka paça kaymakam beyin huzuruna çıkarmışlar. Huzura getirilen adam bir de bakmış ki kaymakam bey kendi oğlu. Adam sevinsin mi, üzülsün mü bilememiş. Oğlu, yüzünde muzip bir ifadeyle “Bak baba, ben kaymakam oldum…” demiş. Baba ise oğluna cevap vermekte gecikmemiş: “Oğlum ben sana kaymakam olamazsın demedim. Sana adam olamazsın, dedim. Sen adam olsaydın yaşlı başlı babanı ayağına kadar getirtmezdin!.. ”

 

“Mimar olmayı değil, Mimar Sinan olmayı hedefleyin.”

Marifet etikette değildir. Marifet meziyette ve keyfiyyettedir. Bu sebeple gençlerimizin daha idealist daha erdemli olması gerekmektedir. Aksi takdirde yukarıdaki gençten bir farkları olmaz. Doktor olmayı istememelidirler. Bunun yerine kansere tedavi bulmayı istemelidirler. Amaçları mimar olmak olmamalıdır. Mimar Sinan olabilmeyi hedeflemelidirler. Kuru kuru kaymakam olunmamalıdır. Kendilerini halka hizmet etmeye ve memleketi kalkındırmaya adamış birer lider olunmalıdır.

 

Yaşanan ibretlik misaller

Bir forum sitesinde yer alan şu örnek de bu iddiayı doğrular niteliktedir: “Babam taşeronluk yapıyordu ve bir AVM’nin boya işlerini almıştı. İnanın günlük 90-100 lira yatacak yer, yemek veriyor ve sigorta yapıyordu. Ama çalışacak insan bulamadı. Çalışma saati de sabah 8.30 akşam 17.30… Tam 6-7 ay sürekli işçi aramak zorunda kaldı. Biri gelip 2 gün çalışıp bırakıyor, kimisi tamam geleceğim diye sözleşiyor, sabah sıcak yatağından kalkmaya üşeniyor… ”

40 yıldır kaportacılık yapan Sami Erdoğan adlı esnaf da bu problemden dert yanıyor. Erdoğan, “Eskiden okullar tatil olduğunda çocuğunu alan bize gelir, meslek öğrensin diye bırakırdı. Oysa şimdi çırak bulamıyoruz. Kimse çocuğunun çırak olmasını da istemiyor. Şu anda sadece ustaların kendi oğulları çırak oluyor. Ama bu durum çok gitmez. Birçok işletme çırak bulamadığı için kepenk kapatma noktasına geldi. Usta olacak çırak yetişmiyor artık. Kalfa da kalmadı. Herkes masa başı iş istiyor. Yeni nesil zordan kaçıyor.” diyerek gelecekteki sıkıntıya dikkat çekiyor.

14.10.2016
Bu yazı 695 defa okundu.

Diğer Yazıları