YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Mezkit

Hıristiyanlaştırma Çabalarındaki Temel Çelişkiler

          Türkiye’de misyonerlik faaliyetlerinin yoğunluk kazanması,dikkat çekicidir.Misyonerlik faaliyetlerinin kanuni birtakım hakları kendi amaçları doğrultusunda kullanma temayülleri   hassasiyeti daha da artırmıştır.Böylesi bir ortamdan  faydalanmak  isteyen  misyonerler, Hıristiyanlaştırma faaliyetlerini o kadar sinsice yapmaktadırlar ki, Hıristiyanlığı bilmeyen birçok insanımız-başta gençlerimiz olmak üzere- yapılan bu tür  propagandalara kanmaktadır. Özellikle terör kaynaklı yapılanmalara ve aleviler üzerine odaklanmaları meselenin ciddiyetini göstermektedir.

    Misyonerler,insanımıza yaklaşırken Hıristiyanlığın aslını değil;sahtesini anlatmaktadırlar. Yazılan İnciller’den bahsedilmemekte;bilakis gizli emellerine ulaşmada hangi yol geçerliyse onu zerketmektedirler. Hıristiyanlığı “barış, hoşgörü, diyalog, insana hizmet eden,fedakârlık dini,mazlumların dini” gibi yaftalarla insanımızı kandırmaktadırlar. Asrımızdaki bazı müslüman kimlikli kişilerin yaptığı terör işlerini de İslâm’a mâl ederek, bütün Müslümanları kötülemekte; dolayısıyla İslâm Dinini “terör”dini olarak yaftalama çabası içerisindedirler.Bunun için her türlü iletişim vasıtalarını kullanmaktadırlar. Hatta sevgili Peygamberimizi kötü fiillerle vasıfladırmaktadırlar. Bu kötüleme işlerini dışarıda değil; Türkiye’de yapmaktadırlar.

     Misyonerler birebir faaliyetlerinin  yanısıra dernekler kurarak veya kurdurularak  insanımızı nasıl istismar ettiklerini şu derneğin tüzüğünden anlamak mümkündür.11.08.1999 tarihinde Ankara’da Hıristiyanlarca kurulan Kardelen Derneği, kuruluş amacını şöyle ilan etmektedir: “Yoksulluğa ve kimsesizliğe yol açan nedenlerin ortadan kaldırılması için gerekli önlemlerin alınması ve ülkemizdeki kimsesiz veya yardıma muhtaç  kişilerin ekonomik, toplumsal, kültürel, mesleki ve benzeri bakımdan geliştirilmesi yolunda çaba göstermek, kimsesiz veya yardıma muhtaç kişilerin çağdaş, demokratik ve laik eğitimi düzeylerine diğer vatandaşlarla eşit koşullarla sahip olarak kavuşmalarını temin maksadıyla çalışmalar yapmak…”

(Poyraz:2004,40)

     Yine bu derneğin yer aldığı ve Kurtuluş Kilisesi’nin de yayın kurulunda bulunduğu Kucak dergisinin Aralık 1999, Şubat 2000, Nisan 2000 sayılarında Türkiye adeta parçalanmış.Diğer sayılarının hiçbirinde Türkiye’den bahsedilmez.Ülkemiz Hıristiyan bir ülke olarak tanıtılır. Mezkür sayılarda Marmara bölgesi ve civarını İncil’de geçtiği gibi Asya ili, Tuz gölü ve civarını Galatya, İç ve Doğu Anadolu bölgeleriniKapadokya, İstanbul ve çevresini Bitinya, Karadeniz bölgesini de Pontus olarak göstermektedir. (Poyraz:2004, 49)

         

     Pekiyi, Hıristiyan misyonerlerin asıl macı nedir? Neden bu kadar  kadar hummâlı bir çalışmanın içindedirler?

        Burada Prof.Dr. Ramazan Özey’e kulak verelim: 

       “ Papa 2.John Paul şöyle diyor: ‘Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı.İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı.Üçüncü bin yılda Asya’yı Hıristiyanlaştıralım.’ sözleri Üçüncü Haçlı Seferleri’ni  başlatığının ilânıdır. Müslümanlar bunu göremiyor mu? Daha neyi bekliyorlar?

     21.yüzyıl boyunca, yani Üçüncü bin yılda, Ortadoğu’nun tamamen Hıristiyanlaştırılması ile birlikte tüm Asya kıtası da Hıristiyanlaştırılacaktır.

     Haçlı ordularının Asya kıtasını tamamen Hıristiyanlaştırılmasında en büyük  engel  olarak  Türkiye görülmektedir.

     Papa’nın emri üzerine, Vatikan harekete geçmiş ve misyonerlerinin büyük bir bölümü, Güney Kore’den  Türkiye’ye yönlendirilmiştir.Güney Kore’den dış görünüşü ile Türk gibi görünen özel olarak yetiştirilmiş ve sözde ‘Türk Dostu’ papazlar, Türkiye’ye akın etmişlerdir.

   Türkiye’ye gelen  papazlar hemen faaliyete geçmişler ve ülkenin her ilinde, ilçesinde, köyünde ve sokaklarında İncil dağıtımı yoğunluk kazanmıştır.” ( Özey:2005)

   Hıristiyanlaştırma için bütün yolların mübah olduğu bir vakıadır.Vatikan merkezli misyonerlerin en çok üzerinde durdukları husus “diyalog ve hoşhörü” aldatmacasıdır.Bu kelimeleri kendi amaçlarına perde ederek;ana gayelerine basamak oluşturmaktadırlar.Bunun için var güçleriyle bu kavramlar üzerinden Türkiye’de sinsi planlar peşinden koşmaktadırlar. Bunları bizler değil; kendileri ifade etmektedir. 

 

ÖZEY ,Ramazan Vakit Gazetesi, 12.03.2005

POYRAZ,  Ergün, Misyonerler Arasında Altı Ay,Toplumsal Dönüşüm Yayınları,2004

16.05.2016
Bu yazı 874 defa okundu.

Diğer Yazıları